Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2021/3351 E. 2022/7326 K. 24.10.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/3351
KARAR NO : 2022/7326
KARAR TARİHİ : 24.10.2022

MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 1.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 12.12.2017 tarih ve 2012/197 E. – 2017/273 K. sayılı kararın davacı-karşı davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi’nce verilen 25.02.2021 tarih ve 2020/726 E. – 2021/195 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı-karşı davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı-karşı davalı vekili; davacının 2004 yılında yazımına başlayıp 2006 yılında bitirdiği “Kirli Para” isimli senaryosunu, Kültür Bakanlığına senaryo yazım ve yapım desteği için başvurduğunu, aynı zamanda bu senaryosunu Boyut Film, Erman Film ve Avşar Film şirketlerine de gönderdiğini, 2008 yılında sinema oyuncuları Fırat Tanış ve Mustafa Üstündağ’ın kurmuş oldukları yapım firmasına elden teslim ettiğini, 2010 yılında vizyona giren, 2011 yılında ise Kanal D televizyonunda defalarca yayınlanan ‘’Vay Arkadaş’’ isimli film senaryosu ile davacıya ait senaryo arasında benzerlik olduğunu, Sine-Bir Bilim Kurulundan alınan rapora göre bu durumun tespit edildiğini, davalıların davacıya ait “Kirli Para” adlı eserinin haklarını ihlal edildiğini ileri sürerek FSEK 68. madde gereği fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 5.000,00 TL telif tazminatının ve FSEK 70/1. madde gereği 5.000,00 TL manevi tazminatın haksız fiil tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile hüküm altına alınmasını talep etmiş, 11.12.2017 tarihli ıslah dilekçesiyle maddi tazminat istemini 75.000,00 TL’ye arttırmıştır.
Davalı DTV Haber ve Görsel Yay. A.Ş. vekili; davalının ‘’Vay Arkadaş” isimli filmin haklarını diğer davalı Barakuda şirketinden devraldığını ve filmi Kanal D logolu televizyon kanalında yayınladığını, sözleşmenin 3. maddesinde Barakuda Film Prodüksiyonun eser sahibi olmaktan kaynaklı her türlü hakka sahip olduğunu ifade ettiğini savunarak davanın reddini talep etmiştir,
Davalılardan Barakuda Film Prodüksiyon Yapım Reklamcılık Ltd. Şti. vekili; 2010 yılında diğer davalı … ile görüşüp senaryosunu sinema filmi haline getirilmesi için anlaştıklarını, buna istinaden aralarında bir sözleşme imzaladıklarını, sözleşmenin 13. maddesinde senaristin; senaryonun tamamının özgün olduğunu, daha önceden yayınlanmış veya yayınlanmamış bile olsa mevcut bir eserden, hikayeden alıntı olmadığını taahhüt ettiğini, davalının, diğer davalı …’e güvenip bu sözleşmeyi imzaladığını ve senaryoyu sinema filmi haline getirdiğini, davacının öncelikle eser ve hak sahipliğini ispatlaması gerektiğini, Sine-Bir Bilim Kurulunun tespitlerine katılmadıklarını savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Davalı-karşı davacı … vekili; davalının 2004 yılında” Vay arkadaş” isimli sinema filmini ”Manik, Tik, Dildo” ismiyle tamamladığını, bu senaryo için 2005 yılında Filma Cass yapım şirketiyle görüştüğünü, 2007 yılında ANS Prodüksiyonla sözleşme imzalamasına rağmen senaryonun filme çekilmediğini, 2010 yılında filmin çekimi için davalılardan Barakuda Film Prodüksiyon ile anlaşmaya varıldığını, ”Vay Arkadaş” isimli filmin 2010 yılında Kültür ve Turizm Bakanlığınca tescillendiğini, Kirli Para isimli senaryodan hiçbir alıntı ya da esinleme olmadan yazıldığını, müvekkilin özgür eseri olduğunu davanın reddini talep etmiş, karşı dava dilekçesinde; davacı …’in ‘’Vay Arkadaş’’ ismi ile vizyona giren eser üzerinde eserin sahibinin ve eserin özgün senaryosunun davalı-karşı davacı …’e ait olduğunun tespitine, ayrıca 10.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı-karşı davalı vekili, karşı davanın reddini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesince tüm dosya kapsamına göre; yeminle dinlenen tanık …, … tarafından 2005 yılında senaryonun mail ile kendisine gönderildiğini beyan ettiği, davacı-karşı davalı ise senaryoyu 2006 yılında bitirdiğini savunduğundan, eserin tarihsel öncelik olarak davalı-karşı davacı … tarafından meydana getirildiğinin anlaşıldığı, bilirkişi kurulu raporuna göre, davacı-karşı davalının senaryoya ilişkin word dosyasının ilk oluşturulma tarihinin 13.12.2004 tarihinde yaratıldığı, davacı-karşı davalının oluşturma tarihinin aksini ispata yarar ciddi itirazı bulunmadığı bildirildiği, bilirkişi raporunda dosya tarihlerinde bir oynama olduğuna ilişkin tespit bulunmadığı, davalı-karşı davacı …’in 2005 yılında ilgili senaryonun film haline getirilmesi için yapımcılarla görüşmeye başladığı anlaşıldığından davalı-karşı davacıya ait senaryonun, davacı-karşı davalının 2006 yılında tamamlamış olduğu senaryodan esinlenerek yapıldığı iddiasının ispatlanamadığı, “Vay Arkadaş” adlı sinema filminin senaryosunun davalı-karşı davacının özgün eseri olduğu, Sinebir tarafından düzenlenen raporun ise iki senaryo metni karşılaştırılmadan değerlendirme yapıldığından dikkate alınmadığı gerekçesiyle; asıl davanın reddine, karşı davanın kabulüne, “Vay Arkadaş” ismi ile vizyona giren eser üzerinde eserin sahibinin ve özgün senaryosunun davalı-karşı davacıya ait olduğunun tespitine, başkasının eserini kendi eseri gibi sahiplenmeye çalışan davacı-karşı davalının eyleminin … üzerinde yarattığı üzüntü, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, olayın cereyan şekli göz önüne alınarak menfaatlerin denkleştirilmesi ilkesi de gözetilerek karşı davacının manevi tazminat isteminin kısmen kabulü ile 5.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faizi ile karşı davalıdan alınarak karşı davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş, karara karşı, davacı-karşı davalı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince; davacı-karşı davalı kendi senaryosunu 2006 yılında bitirdiğini ve bu tarihten sonra görüşmelere başladığını beyan ettiğinden, davacı-karşı davalının kendi senaryosunu 2006 yılında tamamlayıp tamamlamadığının tespiti için Kültür Bakanlığı’na müzekkere yazılmasının gerekmediği, davalı-karşı davacının senaryosunu 2006 yılından sonra tamamlamasına ilişkin delil bulunmadığı, davalı-karşı davacının, senaryoyu 2004 yılında yazdığını doğrulayacak CD’ler sunduğu, e-postalara ilişkin tanık olarak dinlenen …’nın tanıklığının yalan tanıklık olduğunu ispat eder hususların dosya içerisinde bulunmadığı, tanık ile davacı-karşı davalı arasında husumet iddiasının olmadığı, mahkemece tanık beyanına ilişkin yapılan değerlendirmenin yerinde olduğu, davacı-karşı davalı tanığının hangi hususlarda dinletileceğine ilişkin dosya arasında bilgi bulunmadığı, davacının tanık olarak dinlenilmeyen kişinin tanıklığının dosyanın çözüme kavuşmasında önemli bir ispat olacağına dair bilgi yer almadığından mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacı-karşı davalı vekilinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı-karşı davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Asıl dava; eser haklarına tecavüz nedeniyle telif tazminatı ve manevi tazminat, karşı dava; eser sahipliğinin tespiti ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, davalı-karşı davacının davaya konu eser niteliğinde olan film senaryosunu 2005 yılında tamamladığını tanık beyanı, e-mail yazışması ve esere ilişkin word dosyalarını barındıran CD içeriğine göre ispat ettiği, bu sebeple davacı-karşı davalı film senaryosunu 2006 yılında bitirdiğini ispat etse dahi davalı-karşı davacının eseri bitirme tarihi daha önce olduğundan eseri meydana getiren kişi olduğu gerekçesiyle asıl davanın reddine, karşı davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, davalı-karşı davacının istinaf istemleri yukarıda özetlenen nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddedilmiştir.
Dosyada alınan bilirkişi raporlarından, davacı tarafından yazılan “Kirli Para” isimli senaryo ile davalı … tarafından kaleme alınan “Vay Arkadaş” isimli senaryonun önemli ölçüde benzerlikler gösterdiği ve her ikisinin birbirinden bağımsız olarak yazılmış eserler olma ihtimalinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu konusunda bir tereddüt bulunmamaktadır. Bir eserin intihal yolu ile oluşturulduğundan söz edebilmek için önceki eserlerde ifade edilen bilgi, duygu veya düşünce sonraki eserde de tekrar edilmesi gerekir. 5846 sayılı FSEK uyarınca korunan eserin bütününe şamil olabileceği gibi bir parçasına da şamil olabilir.
O halde, 5846 s. FSEK’deki karinelerden de yola çıkılarak ve bir eserin sadece bitmiş şeklinin değil, yazılı veya sözlü olarak ifade edilmiş her bir parçasının Kanun’un koruması altında olduğu gözden kaçırılmaksızın, davaya konu hangi eserin daha önce vücut bulduğunun ispatı gerekir.
5846 sayılı FSEK’nun 8. maddesi uyarınca, bir eserin sahibi onu meydana getirendir. Eser sahibinin kim olduğu hususunda tereddüt bulunursa, Kanun’un 11. ve 12. maddelerinde yer alan eser sahipliğine ilişkin adi karinelere başvurulması gerekir.
Buna göre FSEK’in 11. maddesinde yer alan “Yayımlanmış eser nüshalarında veya güzel sanat eserinin aslında, o eserin sahibi olarak adını veya bunun yerine tanınmış müstear adını kullanan kimse, aksi sabit oluncaya kadar o eserin sahibi sayılır. (Değişik 2. fıkra: 07.06.1995 – 4110 S.Kanun/Madde 5) Umumi yerlerde veya radyo televizyon aracılığı ile verilen konferans ve temsillerde, mutad şekilde eser sahibi olarak tanıtılan kimse o eserin sahibi sayılır, meğer ki, birinci fıkradaki karine yoluyla diğer bir kimse eser sahibi sayılsın” düzenlemesi uyarınca, her ne kadar davalı DTV’de yayınlanan “Vay Arkadaş” isimli sinema eserinin senaryo eseri sahibinin karineten davalı … olduğunun kabulü gerekirken, bu karinenin aksi yazılı delillerle ispat edilebilecektir.
Somut olayda, davacı-karşı davalı ile davalı-karşı davacı gerçek kişiler davaya konu sinema eseri olan film senaryosu üzerinde gerçek hak sahibi olduklarını ileri sürmektedir. Davacının eserinin 2006 yılında oluşturulduğunun e-posta, kuruma verilen yazı vs. ispatı halinde bu defa davalı-k.davacı …’in de kendi eserinin bu tarihten daha önce oluşturulduğunu ispat hakkı bulunmaktadır.
Davalı eserin kendisi tarafından 2005 yılında oluşturulduğu ve eserin bir kopyasının da …’ya e-posta yoluyla gönderildiği iddiasında bulunmuştur. E-postanın gönderilme tarihinin ispatı halinde posta içeriğinin ve ekinin yazılı HMK 199 vd. uyarınca yazılı belge (delil) ve senet delili olarak kabulünde hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Ancak e- postanın gönderilme tarihi ve içeriği tespit edilmeksizin, sadece kendisine e-posta gönderilen kişinin tanık olarak dinlenilerek beyanına üstünlük tanınmak suretiyle öncelik tespiti HMK’nın 201. Maddesinde yer alan senede karşı tanıkla ispat yasağına aykırıdır. Nitekim Mahkemece rapor alınan bilgisayar mühendisi bilirkişinin raporunda da e-postaların gönderilme tarihlerinin tespiti için bir inceleme günü tespit edilerek bilgisayar üzerinde elektronik inceleme sonucu anlaşılacağı bildirildiği, tespit edilen inceleme gününde ise tanık … mazeretsiz olarak incelemeye katılmadığı halde bu inceleme yapılmaksızın tanık beyanına üstünlük tanınarak sonuca ulaşılması hatalı olmuştur. Oysa 04.08.2017 tarihinde yapılan inceleme gününe davacı gelmiş ve davacının e-postası üzerinden aynı teknik bilirkişi tarafından yapılan bilimsel incelemede, davacının 13.05.2006, 14.01.2007, 03.12.2007, 07.02.2008 ve 09.02.2008 tarihinde gönderdiği çeşitli e-postalarda kendi senaryosunu çeşitli kişilere gönderdiği teknik olarak ispat edildiği anlaşılmaktadır. O halde istinafa ve temyize gelenin sıfatı itibariyle, davalı-k.davacının davaya konu senaryo eserini 2005 yılında e-posta ile gönderdiğini ispat edemediği, buna karşılık yukarıda bahsi geçen e-posta tarihlerindeki içerikleri itibariyle davacının eserinin vücut bulduğu dikkate alınarak hüküm kurulması gerekirken hatalı gerekçeyle davalı-k.davacının dinlettiği tanık beyanına üstünlük tanınarak hüküm kurulması davacı yararına bozmayı gerektirmiştir.
2- Davacı, kendi eserinin daha önce olduğunu ispat vasıtası olarak Kültür Bakanlığı Sinema Destek Kurumu’na 2006’da yaptığı başvuruyu gösterdiği halde, Mahkemece bu belgenin anılan kurumdan istenilerek davalıya ait eserle karşılaştırma yapılmaması hatalı olmuş ve hükmün bu nedenle davacı-k.davalı yararına bozulması gerekmiştir.
3- Davalı – k. davacının, eserinin 2005 yılında yaratıldığını ispat sadedinden dosyaya sunduğu CD’nin oluşturulma tarihinin 2012 yılı olduğu, CD içerisinde yer alan Word dosyasının oluşturulma tarihi 21.03.2005 olarak görünse dahi, bilgisayar cihazındaki tarihe müdahale yoluyla oluşturulan içeriğin daha önce oluşturulmuş gibi gösterilebileceğinin bilgisayar mühendisi bilirkişi tarafından ifade edildiği ve bu nedenle CD’ler yoluyla davalı-k.davacının eseri 21.02.2005 tarihinde oluşturulduğunu ispat edemediğinin kabulü gerektiği halde hatalı değerlendirme sonucu davalının bu iddiasını ispat ettiğinin kabulü de isabetli olmamış ve hükmün bu nedenle de davacı yararına bozulması gerekmiştir.
3- Kabulü göre de, bir an için davalı-k.davacının eserinin daha önceki tarihte oluşturulduğunun ispatı halinde dahi, davacının hak arama özgürlüğü sadedinde, kendi eserinin daha önce olduğu iddiasıyla açtığı davada Mahkemece manevi tazminata hüküm olunması doğru olmamış hükmün bu nedenle de davacı-k.davalı yararına bozulması gerekmiştir.
4- Bozma sebep ve şekline göre, davacı-karşı davalının sair temyiz istemlerinin şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarda (1) ve (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı-karşı davalı vekilinin temyiz istemlerinin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince asıl ve karşı davada verilen kararlara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının davacı-karşı davalı yararına BOZULARAK KALDIRILMASINA, (3)
numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı-karşı davalının sair temyiz istemlerinin incelenmesine şimdilik yer olmadığına, HMK’nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacı-karşı davalıya iadesine, 24/10/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.