Yargıtay Kararı 12. Hukuk Dairesi 2022/7435 E. 2022/13611 K. 20.12.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/7435
KARAR NO : 2022/13611
KARAR TARİHİ : 20.12.2022

MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesi’nce verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki davacı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
26.9.2004 tarih ve 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanuna paralel olarak, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun temyiz ve karar düzeltmeye ilişkin hükümlerinde değişiklik yaparak istinaf ve temyiz ile ilgili hükümleri yeniden düzenleyen 18.03.2005 tarih ve 5311 sayılı Kanun ile İcra İflas Kanunu’na eklenen geçici 7. maddeye göre, 5311 sayılı Kanun hükümleri Bölge Adliye Mahkemelerinin göreve başladığı 20.07.2016 tarihinden sonra verilen kararlar hakkında uygulanır.
Somut olayda, davacının icra mahkemesine başvurduğu, Şanlıurfa 1. İcra Hukuk Mahkemesi’nin 09.01.2018 tarihli ve 2017/495 E. 2018/46 K. sayılı kararı ile davalı tarafın davayı kabul beyanı nedeni ile itirazın kabulü ile Şanlıurfa 4. İcra Müdürlüğü’nün 2017/4768 Esas sayılı icra takibinin davacı … yönünden İİK 170. Maddesi gereğince durdurulmasına karar verildiği, aynı mahkemenin 05.02.2018 tarihli kesinleşme şerhi ile hükmün davacı vekiline 19.01.2018 tarihinde davalı vekiline 19.01.2018 tarihinde tebliğ olunduğu, tarafların kararı istinaf etmemesi üzerine kesinleşme ile hükmün 30.01.2018 tarihinde kesinleştiğinin belirtildiği görülmektedir. Davacı vekilinin 04.05.2020 tarihli dilekçesi ile istinaf talebinde bulunduğu, mahkemece; anılan kararın davacı vekiline 19/01/2018 tarihinde usulüne uygun olarak tebliğ edildiği, davacı tarafça süresinde herhangi bir istinaf talebinde bulunulmadığı ve kararın 30.01.2018 tarihinde kesinleştiği, davacı vekilinin ise anılan karar nedeni ile istinaf talebinde bulunduğu ve fakat istinaf talebinin süresi içerisinde olmadığı ve kararın kesinleştiği anlaşılmakla HMK’nın 346/1 maddesi gereğince davacı vekilinin istinaf talebinin reddine karar verilmiştir. Davacının anılan ek karara karşı istinaf başvurusunda bulunduğu, Bölge Adliye Mahkemesince; kararın davacı tarafın yokluğunda 09.01.2018 tarihinde verildiği, davacıya kararın 19.01.2018 tarihinde tebliğ edildiği, İİK’nun 363. madde gereğince istinaf süresinin yoklukta verilen kararlarda tebliğ tarihinden itibaren 10 gün olup, davacı tarafın ise istinaf talebinin 10 günlük süreden sonra 04.05.2020 tarihinde yaptığı bu hale göre istinaf süresinin dolduğu ve istinafın bu nedenle reddine ilişkin 15.05.2020 tarihli ek kararın doğru, ek karara karşı yapılan istinaf talebinin de yerinde olmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun HMK’nun 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine İİK’nun 365/1-3 maddeleri uyarınca kesin olarak hükmedildi. İşbu kararın temyiz edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince 16.05.2022 tarihli ek karar ile Daire tarafından verilen kararın kesin olduğu ve bu hüküm aleyhine temyiz kanun yoluna başvurulamayacağı, kararın kesin olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin temyiz talebinin reddine karar verildiği, bu kez son kararın temyiz konusu yapıldığı anlaşılmaktadır.
2.3.2005 tarih ve 5311 sayılı Kanunun 25. maddesi ile değişik 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 364/2. maddesine göre, temyiz yoluna başvurma ve incelemesi, Hukuk Muhakemeleri Kanununa göre yapılır. 6100 Sayılı HMK’nun 361/1. maddesi uyarınca ise, Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı, kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabilir.
Somut olayda, davacının istinaf başvurusunun süre nedeni ile reddine ilişkin 15.05.2020 tarihli ilk derece mahkemesinin ek kararının doğru olduğu gerekçesi ile Bölge Adliye Mahkemesi’nin 24.03.2022 tarihli kararı ile istinaf başvurusunun HMK nın 353/1-b-1 gereğince esastan reddine, İİK’nun 365/1-3 maddeleri uyarınca kesin olmak üzere karar verildiği, anılan kararın davacı tarafından temyizi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından 16.05.2022 tarihli ek kararı ile anılan kararın kesin olarak verilmiş olduğu gerekçesiyle davacının temyiz talebinin reddine karar verildiği, işbu anılan son kararın da davacı tarafından temyiz edildiği görülmektedir.
Davacının temyiz yoluna başvurusunun kesin olan karara dair süresinde olmayan bir başvurunun reddi olduğu anlaşılmakla, 5311 sayılı Kanunla değişik İİK’nun 364/2. maddesi ve 6100 Sayılı HMK’nun 366. maddesinin göndermesi ile uygulanması gereken aynı Kanunun 352. maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesinin vermiş olduğu 16.05.2022 tarihli ek kararı ile temyiz talebinin reddi kararı doğru olup, Bölge Adliye Mahkemesinin anılan kararının onanması gerekmiştir.
SONUÇ :
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararında yazılı gerekçelere göre yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesinin temyiz talebinin reddine dair son kararının 5311 Sayılı Kanun ile değişik İİK’nin 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 Sayılı HMK’nin 370. maddeleri uyarınca (ONANMASINA), alınması gereken 80,70 TL temyiz harcından, evvelce alınan harç varsa mahsubu ile eksik harcın temyiz edenden tahsiline, 20.12.2022 gününde oy birliğiyle karar verildi.