YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/4545
KARAR NO : 2006/6438
KARAR TARİHİ : 06.06.2006
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 12.3.2004 gününde verilen dilekçe ile temliken tescil, olmadığı takdirde tazminat istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 22.11.2005 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davada Medeni Kanunun 729. maddesine dayanılarak temliken tescil kademeli istek olarak tazminat talebinde bulunulmuştur.
Mahkemece, her iki istek kalemi de reddedilmiş, hükmü davacı temyiz etmiştir.
Dava, Medeni Kanunun 729 maddesi uyarınca temliken tescil, istemine ilişkindir.
Öncelikle dava konusu olan hususlara ilişkin yasal düzenlemelere değinmek gerekmektedir.
Medeni Kanunun 718. maddesi hükmüne göre arazi üzerindeki mülkiyet kapsamına kural olarak yapılan bitkiler ve kaynaklar da girer Ancak; Medeni Kanunun 729. maddesi ile bu kurala istisna getirilmiş, koşulları varsa zemin ile üzerindeki bitkiler arasındaki ilişkinin kesileceği ve bitki malikinin ağaç yetiştirilen yerin tescili için dava açabileceği ilkesi kabul edilmiştir. Bunun için ağaç yetiştirenin iyi niyetli olması, diğer bir anlatımla, zeminin kendisine ait olduğu inancıyla hareket ederek ağaçları dikip yetiştirmesi ve dikilen ağaç değerinin de açıkça zemin değerinden fazla olduğu anlaşılmalıdır.
Ayrıca, arazi sahibinin elatmanın önlenmesini isteme hakkı olduğu gibi, ağaçların sökülüp kaldırılmasını da isteme olanağı vardır (TMK.m.722/3). Arazi sahibinin sadece elatmanın önlenmesini istediği, kal isteminde bulunmadığı hallerde, ağaç sahibinin arazi malikinden tazminat isteme hakkı vardır(MK.m.723).Tazminatın hesaplanmasında, tarafların iyi niyetli olup olmamalarına göre hareket edilecektir. Ağaçları diken kişi iyi niyetli hareket etmiş, diğer bir anlatımla ağaç yetiştirirken arazi sahibinin rızasının bulunması veya ağaç diken kişinin bu rızanın varlığına arazi sahibinin davranışları nedeniyle inanmış olması gereklidir. Ya da arazi parçasının malikin mülkiyet hakkının kapsamını belirlemede gerekli özeni göstermesi koşuluyla kendisine ait olduğu inancıyla hareket etmesi halinde de iyi niyetinin varlığı kabul edilir. Bu durumda ağaçları yetiştiren kişiye uygun bir tazminat vermek gereklidir. Bu tazminat, kanunda malzemeye karşılık uygun bir tazminat şeklinde ise de malzeme dışındaki giderlerin özellikle emeğinde tazminat miktarına dahil edilmesi gerekir. Hakim, arazi malikinin meydana getirilen bahçe nedeniyle yararı çok fazla ise tazminat miktarını yüksek tutabileceği gibi, taşınmaz üzerine ağaç dikilip yetiştirilmesine kasten ses çıkarmıyor ise ağaçları diken kişinin tüm zararının tazminine de karar verebilir (TMK.m.4). Fakat arazi sahibi de iyi niyetli ise, vereceği tazminat ağaçlar ve emeğin taşınmaza sağladığı yararı aşamaz. Malzeme malikinin kötü niyetli olması halinde ise verilecek tazminat miktarı en az malzeme bedeli olup, diğer bir anlatımla arazi sahibini için arzettiği subjektif değerdir. Bu durumda, arazide meydana gelen objektif değer artışı nazara alınamaz. Hakimin bu tazminatı belirlemede geniş takdir yetkisi vardır.(Gürsoy/Eren/Cansel, Türk Eşya Hukuku, Ankara, 1978, s.610-611; Oğuzman-Seliçi, Eşya Hukuku, İstanbul, 2004, s.385 vd) Tazminat istemi konusunda sebepsiz zenginleşme hükümlerinin tamamlayıcı kural olarak uygulanması olanağı vardır.
Somut olaya döndüğümüzde, davacının çapa bağlı taşınmazda aşkın kullanımında, mülkiyet sınırlarını belirlemedeki özen yükümlülüğünü yerine getirmemesi nedeniyle Medeni Kanunun 729. maddesi gereğince temliken tescil isteğinin kabulü için aranan iyi niyet koşulu gerçekleşmediği anlaşıldığından, tapu iptali ve tescil isteminin reddine karar verilmesinde bir yanılgı yoktur.
Ancak; belirli bir parseli A harfi ile gösterilen 3838.10 metrekare kısmında 5-45 yaşlarında muhtelif ağaçlar dikilmiş ve mülkiyet hakkı sahibi tarafından bu ağaçların kal’i istenmemiştir. Böyle olunca yetiştirilen ağaçlar kayıt malikinin mal varlığında sebepsiz zenginleşme neden olacağından bunların bedelinin yetiştiren temliken tescil davacısına iade edilmesi gerekir (MK.m.723). Az yukarıda da değinildiği gibi arazi malikinin iyi niyetli olup olmamasının tazminat miktarının belirlenmesinde önemi vardır . Davacının kendisine ait taşınmazı kullanırken özen yükümlülüğünü yerine getirerek taşınmazının sınırlarını belirlemeden davalılara ait taşınmazda ağaç yetiştirmesinde iyi niyetli kabul edilmemiştir. Bu durumda tazminat miktarının ağaçların arazi malikleri için arzettiği subjektif değer tazminat miktarı olmalıdır. Ancak, olayda kayıt malikleri de çapa bağlı taşınmazlarına mülkiyet hakkı sahibi olmayan kişinin muhtelif ağaçların bulunduğu bahçe haline getirmesine ses çıkartmamıştır. Bu şekilde dikilen ağaçlar 5-45 yaşlarına gelmiştir. Bu gibi durumlarda zararın artmasına arazi sahibi de tutum ve davranışı ile neden olmuş sayılacağından hakimin Medeni Kanunun 4. maddesinde kanunun kendisine tanıdığı takdir hakkına dayanarak müdahale etmesi ve tazminat miktarını topladığı diğer delillerle birlikte değerlendirerek belirlemesi gerekir.
Bütün bu açıklamalardan sonra, mahkemece yapılacak iş, yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılarak, taşınmazın ağaçlı değeri ile ağaçsız değerini bilirkişiye hesaplatmak, aradaki farkı(subjektif değeri) iadesi gereken sebepsiz zenginleşme değeri olarak kabul etmek olmalıdır. Ancak; kayıt maliklerinin çaplı taşınmaza narenciye ağaçları dikilip uzun süre kullanılmasına ses çıkartmadıkları, dolayısıyla kayıt maliklerinin zararın artmasına neden oldukları ve kötü niyetli bulundukları dikkate alınarak, hakkaniyete uygun tazminatı hakimin bulması suretiyle bu tazminata hükmedilmelidir.
Açıklanan ilkelere uymayan bazı gerekçelerle davacının tazminat isteminin reddi doğru olmadığından karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatıranlara iadesine 6.6.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi.