YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/567
KARAR NO : 2009/2684
KARAR TARİHİ : 08.05.2009
Mahkemesi :Sulh Hukuk Hakimliği
Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davalı-k.davacı … vekilince istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
– K A R A R –
Davacı … Özel Diş Hekimliği ve Öğrt. Hiz. Tur. İnş. Tic. Ltd. Şti tarafından açılan dava İİK’nın 67. maddesi hükmüne dayalı olarak açılmış olup, icra takibine borçlu davalının vâki itirazının iptâli istemine ilişkindir. Antalya 3. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2007/1033 E. ve 2007/1708 K. Sayılı kararı ile birleştirilen davada ise; davacı …, diş yapımına ilişkin yanlar arasındaki sözleşmenin feshine, ödenen 990,00 TL’nin yasal faiziyle birlikte davalılardan tahsiline, yeniden yapılacak tedavi gideri olarak 1.000,00 TL maddi tazminat ile, 2.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan tahsilini istemiştir.
Mahkemece, davalı-k.davacı …’ın davasının reddine ve davacı-k.davalı şirketin davasının kısmen kabulü ile 2.808,60 TL takip konusu asıl alacak üzerinden takip borçlusu davalının itirazının iptâline; fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş ve verilen karar … vekilince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı-k.davacı … vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-…’ın dişlerinin yapımına ilişkin olarak yanlar arasında “yazılı” sözleşme yapılmamıştır. Ancak, yanlar arasında diş yapımını konu olan “sözlü” sözleşmenin yapıldığı çekişmesizdir. Yüklenici davacı-k.davalılar, iş bedelinin 3.808,60 TL (YTL) olduğunu ileri sürmüş olmasına karşın; davalı-k.davacı …, sözlü olarak kararlaştırılan iş bedelinin 1.500,00 TL (YTL) olduğunu bildirmiştir. Yüklenici şirket tarafından açılan davada, iş bedelinin, yanlar arasında uyuşmazlık konusu olduğu anlaşılmaktadır.
Taraflarca önceden iş bedelinin kararlaştırılmamış ya da yaklaşık olarak kararlaştırılmış olması durumunda; Borçlar Kanununun 366. maddesi hükmü gereğince, işin yapıldığı zamandaki serbest piyasa rayiçlerine göre, uzman bilirkişi aracılığıyla yaptırılacak inceleme sonucu iş bedeli, mahkemece belirlenir. Somut olayda ise, icra takibi ve dayanağı faturada gösterilen iş bedeli, iş sahibi tarafından kabul edilmediği halde, hiçbir inceleme yapılmadan mahkemece, 3.808,60 TL olarak iş bedelinin kabulü doğru olmamıştır. O halde, mahkemece Borçlar Kanununun 366. maddesi hükmünde öngörülen yasal yöntemle, iş bedelinin belirlenmesi ve varılacak sonuca göre itirazın iptâli davasının sonuçlandırılması gerekmektedir. Davacı yüklenici şirket tarafından açılan davada verilen karara yönelik … vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın bozulması gerekmiştir.
Dava dosyası kapsamındaki bilirkişi raporları incelenip değerlendirildiğinde; …’ın dişlerinin yükleniciler tarafından ayıplı olarak yapılmış olduğu açıklıkla anlaşılmaktadır. Yüklenicinin, iş sahibine olan borçlarına aykırı olarak imalini yüklendiği eserin ayıplı olması durumunda; açık ayıplarda Borçlar Kanununun 359, gizli ayıplarda ise 362. maddeleri hükümlerine uygun olarak ihbarda bulunduğu takdirde; aynı Kanunun 360. maddesinde tanınan hakları iş sahibi kullanabilir. Borçlar Kanununun 360. maddesi hükmü gereğince, yapılan şey iş sahibinin kullanamayacağı ve nisfet kurallarına göre kabule zorlanamayacağı ölçüde kusurlu veya sözleşmeye önemli ölçüde aykırı olursa, iş sahibi, o eseri kabulden kaçınabilir; bunda yüklenicinin kusuru var ise, tazminat da isteyebilir. Eserdeki kusur veya sözleşmeye aykırılık yukarıda açıklanan ölçüde önemli değilse, eser sahibi, eserin değerindeki eksiklik oranında bedelin indirilmesini; eğer kusurların giderilmesi büyük harcamaları gerektirmiyorsa, yükleniciden ayıpların giderilmesini isteyebilir. Bunda yüklenicinin kusuru varsa tazminat isteminde de bulunabilir. Ancak, ayıbın derecesine göre mahkemece, iş-eser sahibinin Borçlar Kanununun 360. maddesi hükmünde öngörülen haklardan hangisini kullanması gerektiği takdir olunabilir. Somut olayda da; iş sahibi …, yapılan dişlerdeki ayıpların giderim bedelini talep etmiş ve mahkemece bu yöndeki istemi kabul edilmiş ise de; yüklenici şirketin kabul edilen iş bedeli alacağından mahsubu yapılarak davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır. İş-eser sahibi ayrı dava açarak istemde bulunduğuna göre mahkemece, her dava hakkında ayrı ayrı hüküm kurulmalıdır.
Kural olarak yanlar arasındaki sözleşmeye aykırılık manevi tazminat ödetilmesini gerektirmez. Ancak, Türk Medeni Kanununun 23 ve 24. maddeleri hükümleriyle, Borçlar Kanununun 49. maddesi hükümlerinde öngörülen koşulların oluşması durumunda da sözleşmeye aykırılık sebebiyle manevi tazminat istenebilir. TMK’nın 24. maddesi gereğince, hukuka aykırı olarak kişilik hakkına saldırılan kimse, hakimden, saldırıda bulunanlara karşı korunmasını isteyebilir. Borçlar Kanununun 98. maddesinin yollamasıyla, aynı Kanunun 41. maddesi uyarınca haksız eylem sayılan akde aykırılık sebebiyle koşulları oluşmuş ise, 49. maddesi hükmü gereğince de, kişilik yararlarında zarara uğratılan kimse, manevi zararın tazminini sorumlularından isteyebilir. Bedensel ve ruhsal bütünlük, korunması gereken kişilik hakları kapsamındadır. Yüklenicilerin yapımını yüklendikleri diş yapımı işini ifa ederken, gerekli dikkat ve özeni göstermedikleri bilirkişi incelemeleri sonucu saptanmış olmakla, iş-eser sahibine karşı “özen borçlarına” aykırı davrandıkları da sabit bulunmaktadır (BK’nın 356/I.md.) Raporlarda açıklanan kusurların derecesi itibarıyla iş sahibinin bedensel ve ruhsal bütünlüğüne etkisi değerlendirildiğinde, akde aykırılığın onun ruhsal yapısının bozulması sonucunu doğuracağı sonucuna varılmaktadır. Bu sebeplerle, BK’nın 49. maddesi hükmünde öngörülen yasal sorumluluk koşulları gerçekleştiğinden mahkemece, … yararına uygun miktarda manevi tazminat takdiriyle hükmedilmesi gerekirken, manevi tazminat davasının reddine karar verilmesi de doğru olmamıştır.
Diğer yandan karar başlığında … tarafından açılan davanın davalılarının mahkemece gösterilmemiş olması maddi hata olup, Hukuk Usuli Muhakemeleri Kanununun 359. maddesi gereğince doğrudan düzeltilebileceğinden bozma nedeni yapılmamıştır.
Açıklanan sebeplerle karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda (1.) bendde belirtilen nedenlerle davalı-k.davacı … vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine; (2.) bendde açıklanan sebeplerle diğer temyiz itirazlarının kabulüne ve kararın … yararına BOZULMASINA, fazla alınan temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalı-k.davacı …’a geri verilmesine, 08.05.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.