YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/8346
KARAR NO : 2006/10296
KARAR TARİHİ : 02.10.2006
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 4.4.2005 gününde verilen dilekçe ile tapuda yüzölçümü düzeltilmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 9.2.2006 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili ve davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, 111 ada 196 parsel sayılı taşınmaz gerçek yüzölçümünün bu kayıtla revizyon gören 16.6.1967 tarih 61 sıra numaralı kayıtta olduğu gibi 10688 metrekare bulunduğu iddiasıyla miktar artırımı istemiyle açılmıştır.
Mahkemece, dava reddedilmiş, hükmü taraflar temyiz etmiştir.
1-Bir davada olayları anlatıp mahkeme önüne getirmek, davanın taraflarına anlatılan olaylara uygun Yasa hükmünü bulup uygulamak hakime ait görevdir.
Tapuda yazılı yüzölçüm miktarının düzeltimi davalarının dayanağını 5520 sayılı Kanunla değişik Tapu Kanunun 31.maddesi oluşturur. Anılan maddeye göre taşınmaz malların yüzölçümü Tapu Sicilinde yazılı olan miktardan fazla ise ve bu fazlalık sınır taşınmazlara elatmaktan ileri gelmiyorsa, sınırlarda bir değişiklik gerekmeksizin mahkemece taşınmazın gerçek yüzölçümünün tapu siciline yazılmasına karar verilebilir. Ancak, davada 111 ada 196 parsel yüzölçümünün revizyon kayıtta yazıldığı şekilde 10688 metrekareye çıkartılması halinde miktar eksikliğinin sınır taşınmazlarda aranması gerekeceğinden, açıkçası, davacılara ait çap kayıt miktarının artırılması halinde 111 ada 196 parselin geometrik sınırı değişerek sınır taşınmazlara taşkınlık ortaya çıkacağından bu davayı 5520 sayılı yasa ile değişik Tapu Kanunun 31 maddesi çerçevesinde düşünme olanağı yoktur. Öte yandan 3402 sayılı Kadastro Kanunun 41.maddesi uyarınca, bir davayı düzeltme davası sayabilmek için ne gibi koşullar gerektiği 3402 sayılı Kanunun 41.maddesi ile 3.3.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5304 sayılı Kanunda açıklanmıştır. Anılan Yasa hükümlerine uygun bir düzeltme davası açılmadığından mahkemenin mevcut davayı kadastro düzeltme işleminin iptali olarak nitelendirilmesi de doğru değildir.
Davacı tarafından açılan dava; tapu kaydına dayalı mülkiyet aktarım davası olduğundan nitelendirilme bu şekilde yapılarak eldeki dava hakkında bir sonuca ulaşılmalıdır. Mahkemece, davanın vasıflandırılmasında yanılgıya düşülerek yazılı biçimde hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
Kabule göre de, 111 ada 196 parsel sayılı taşınmaz davacının miras bırakanı … Tosun adına kayıtlıdır. Davacı adı geçen kişinin eşi olup başkaca mirasçıları da bulunmaktadır. Muris … Tosun’un terekesi elbirliği mülkiyet rejimine tabi olduğundan davacı başlangıçta tek başına dava açabilir ise de açılan davanın görülmesini sağlamak için diğer mirasçıların davaya katılmaları veya terekeye bir mümessil tayin edilerek davanın mümessil huzuru ile görülmesi gerekmektedir. Değinilen bu yönün gözetilmemesi de doğru değildir.
2- Yukarıdaki bozma nedenine göre davalı … Sicil müdürlüğünün temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle, hükmün davacı yararına BOZULMASINA, 2. bent gereğince davalının temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 2.10.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi.