YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/2338
KARAR NO : 2022/8584
KARAR TARİHİ : 31.10.2022
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Vakıf Üyeliğinin ve Primlerin Tespiti
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup, hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili, dava dilekçesi ve duruşmadaki beyanlarında davacının 1982 yılından 2002 yılına kadar davalı …de güvenlik görevlisi olarak çalıştığını ve 2002 yılında emekli olduğunu, işe başladığında davalı vakfa üye yapıldığını ve maaşından prim kesildiğini, emekli olduktan sonra kendisine primlerinin iade edildiğini ve vakıf üyeliğinden rızası dışında çıkarıldığını, ancak vakıf senedinde de belirtildiği üzere İş Bankası …nin her çalışanının vakfın doğal üyesi olduğunu, bu nedenle vakıf üyeliğinden çıkarılması ve daha sonra üyeliğe kabul edilmemesinin vakıf senedine ve vakfın kuruluş amacına aykırı olduğunu, taraflar arasındaki hizmet sözleşmesinde davacının daimi personel gibi sosyal yardımlardan yararlanacağı kararlaştırılmasına rağmen munzam vakıf yardımlarından yararlandırılmadığından davacının davalı vakfa üyeliğinin, davacının ödemesi gereken üyelik primlerinin, iş veren prim payının ve bu paylardan davalı bankanın da sorumlu olduğunun tespitine karar verilmesini istemiş, davalılar vekilleri aracılığıyla sundukları dilekçelerde ayrı ayrı davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davacının 2002 yılında emekli olduğu ve davalı vakıf ile ilişiğinin kesildiği, davanın ise 10 yıllık süre dolduktan sonra 18.09.2014 tarihinde açıldığı, davalıların süresinde verdikleri cevap dilekçesinde zamanaşımı itirazında bulundukları gerekçesiyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine dair verilen karar; davacı vekilinin temyizi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 18. Hukuk Dairesinin 14.01.2016 tarihli ve 2015/6029 Esas, 2016/473 Karar sayılı ilamı ile onanmış, bilahare davacı vekilinin karar düzeltme talebi Dairemizin 29.05.2018 tarihli ve 2017/5878, 2018/13373 sayılı ilamı ile kabul edilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Bozma ilamında özetle; somut olayda uygulanacak zamanaşımı başlangıcının borçlanma hakkı getiren Geçici 3. maddeye göre ödemenin yapılması için gösterilen son tarih olan 30.12.2005 tarihi olduğu, mahkemece, işin esasına girilerek sözü edilen yönetmeliğin 3. maddesi uyarınca davacının davalı vakfa müracaatının olup olmadığı, süresinde ödeme yapıp yapmadığına ilişkin gerekli araştırmalar yapılıp oluşacak sonuç doğrultusunda bir karar verilmesi gerektiği hususlarına değinilmiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; Türkiye İş Bankası A.Ş. Mensupları Emekli Sandığı Vakfından yaşlılık, malullük veya sürekli iş göremezlik geliri bağlanmış olanlara 30.12.2005 tarihine kadar yazılı talepte bulunmak ve Geçici 3. maddede yer alan hususları tam ve zamanında yerine getirmek suretiyle yapacakları borçlanma karşılığında, davalı Munzam Sandık Vakfından emeklilik aylığı bağlanabilmesi imkanı tanınmış, fakat davacının belirtilen 30.12.2005 tarihine kadar davalı vakfa herhangi bir başvurusunun bulunmadığı ve borçlanma yapmadığı, prim borcunun da yatırılmadığı, belirtilen sürenin hak düşürücü süre olarak kabul edildiği kanaatine varılmakla davalı … bakımından davanın husumet yönünden reddine, diğer davalı vakıf yönünden ise süresinde dava açılmadığından dolayı davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, davalı Vakıf senedinde 2005 yılında yapılan değişiklik sonucu davacının vakıf üyesi olduğu ile davalı vakfa ödemesi gereken prim miktarının tespiti istemine ilişkindir.
Vakıf hukukunda aslolan yürürlükte bulunan vakıf senedi ile buna göre yapılan düzenlemelerin tüm üyelerine doğru ve eşit biçimde uygulanmasıdır. Yürürlükte bulunan, değiştirilmedikçe vakfı ve vakıf üyelerini bağlayan mevcut vakıf senedi ile vakıf senedine istinaden düzenlenen Yönetmelik hükümlerine göre somut uyuşmazlık çözümlenmelidir.
Kanun koyucu, hukuki durumu daha hızlı bir şekilde çözüme kavuşturmak istediği haller için hak düşürücü süreleri öngörmüştür. Hak düşürücü süre, dava şartlarından olması nedeniyle taraflar ileri sürmeseler dahi hakim tarafından re’sen gözönünde bulundurması gerekmektedir. Kamu düzeninden olan hak düşürücü sürelerin taraflarca değiştirilmesi mümkün değildir.
Dosya içerisindeki bilgi ve belgelerin incelenmesi sonucu; davacının güvenlik görevlisi olarak 02.08.1982 tarihinde Türkiye İş Bankası …de güvenlik görevlisi olarak işe başladığı ve 01.02.2002 tarihinde emekli olduğu, Türkiye İş Bankası Mensupları Munzam Sosyal Güvenlik ve Yardımlaşma Sandığı Vakıf senedinin 4/b. maddesinde “Türkiye İş Bankası …de, Türkiye İş Bankası A.Ş. Mensupları Emekli Sandığı Vakfında veya Türkiye İş Bankası Mensupları Munzam Sosyal Güvenlik ve Yardımlaşma Sandığı Vakfında gündelik veya götürü olarak çalışanlar, süreli sözleşmeliler ve Banka ve Vakıflara giriş tarihinde 45 yaşını doldurmuş olanlar vakfın yararlananı olamazlar.” hükmü mevcut iken, Vakfın 30.09.2005 günlü olağan genel kurulunda kabul edilip 01.10.2005 tarihinde yürürlüğe giren Munzam Sosyal Güvenlik Hakları Yönetmeliği’ne eklenen Geçici 3. madde ile Türkiye İş Bankası …de koruma ve güvenlik görevlisi olarak süreli sözleşmeli çalışmış ve 01.10.2005 tarihinden önce emekli olmak üzere Bankadaki görevinden ayrılmış ve Türkiye İş Bankası A.Ş. Mensupları Emekli Sandığı Vakfından yaşlılık, malullük aylığı veya sürekli iş göremezlik geliri bağlanmış olanlara, 30.12.2005 tarihine kadar yazılı talepte bulunmak ve gereklerini tam olarak yerine getirerek yapacakları borçlanma nedeni ile tespit edilen aidatlarının tamamını 30.12.2005 tarihine kadar ödenmesi halinde vakıftan emeklilik aylığı bağlanabileceği, düzenlenmiştir.
Somut olaya gelince, bir hakkı sona erdiren ve dava şartı olarak kabul edilen hak düşürücü süre ancak kanunla düzenlenebileceğinden ve dava konusu Vakfa ait yönetmelikte yapılan değişiklik ile davacı gibi daha önce Vakfa üyelik hakkı tanınmayanlara üyelik hakkı tanınması ve bunun için belirlenen süre içerisinde müracaat şartı getirilmesinde düzenlenen süre hak düşürücü süre mahiyetinde olmadığından, Mahkemece hak düşürücü sürede dava açılmadığı gerekçesiyle davalı Munzam Vakıf aleyhine açılan davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
Buna göre, Mahkemece yapılacak iş; davalı Vakfın davacıyı yönetmelik değişikliği hakkında bilgilendirip bilgilendirmediği, bilgilendirdiyse davacının 30.12.2005 tarihine kadar davalı Vakfa yazılı başvuruda bulunup bulunmadığı hususlarının araştırılması ve ondan sonra işin esası hakkında karar verilmesidir.
SONUÇ: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK’un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, istek halinde peşin harcın temyiz edene iadesine, 31.10.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.