YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/14767
KARAR NO : 2007/15742
KARAR TARİHİ : 10.12.2007
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 01.01.2005 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 19.07.2007 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı kurum vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı 5 parsel sayılı taşınmazının ana yola bağlantısı bulunmadığından, davalıya ait 3 parsel sayılı taşınmazdan geçit hakkı kurulmasını istemiş, mahkemece 3 ile davaya dahil edilen ve mülkiyeti Devlet Su İşlerine ait olan 23 parsel sayılı taşınmazlar üzerinden geçit hakkı kurulmuş, hükmü 23 parsel maliki DSİ vekili temyiz etmiştir.
Dava, Türk Medeni Kanunu’nun 747 (önceki Medeni Kanunu’nun 671.) maddesine dayanılarak açılmış geçit hakkı kurulması istemine ilişkindir. Ülkemizde arazi düzenlenmesinin sağlıklı bir yapıya kavuşmamış olması ve her taşınmazın yol ihtiyacına cevap verilmemesi geçit davalarının nedenidir. Geçit hakkı verilmesiyle genel yola bağlantısı olmayan veya yolu bulunsa bile bu yol ile ihtiyacı karşılanamayan taşınmazın genel yolla kesintisiz bağlantısı sağlanır. Uygulama ve doktrinde genellikle bunlardan ilkine mutlak geçit ihtiyaç veya geçit yoksunluğu, ikincisine de nisbi geçit ihtiyacı ya da geçit yetersizliği denilmektedir.
Mahkemece uygun geçit yeri saptanırken öncelikle taraf yararlarının gözetilmesi gerekir. Zira, geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte, özünü komşuluk hukukundan alır.
Bunun doğal sonucu olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir. Geçit gereksiniminin nedeni, taşınmazın niteliği ile bu gereksinimin nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı davacının sübjektif arzularına göre değil objektif esaslara uygun belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakarlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır.
Yararına geçit kurulacak taşınmazın tapuda kayıtlı niteliği ve kullanım amacı nazara alınarak, özellikle tarım alanlarında, nihayet bir tarım aracının geçeceği genişlikte (emsaline göre 2,5-3 m.) geçit hakkı tesisine karar vermek gerekir. Bu miktarı aşan bir yol verilecekse bunun gerekçesi kararda dayanakları ile birlikte gösterilmelidir.
Saptanan geçit nedeniyle yükümlü taşınmaz malikine ödenmesi gereken bedel taşınmazın niteliğine uygun atanacak bilirkişiler aracılığı ile objektif kriterler esas alınarak belirlenmelidir. Saptanacak bedel hükümden önce depo ettirilmeli, şayet dava tarihi ile hüküm tarihi arasında taşınmazın değerinde önemli derecede değişim yaratabilecek uzunca bir süre geçmiş ve bu sürede de geçit için öngörülen bedel davanın daha başında belirlenmişse, bu bedelin ödenmesine karar verilmesi halinde, mülkiyet hakkı kısıtlanan taşınmaz malikinin mağduriyetine neden olunacağı durumlarda hakkın kötüye kullanılması sonucunu doğuracak davranışları önlemek için hüküm tarihine yakın yeni bir değer tespiti yapılmalıdır.
Kurulan geçit hakkının Medeni Kanunun 748/3. maddesi uyarınca Tapu Siciline kaydı da gereklidir.
Geçit hakkı kurulmasına ilişkin davalarda davanın niteliği gereği yargılama giderleri davacı üzerinde bırakılmalıdır.
Eldeki davada, mahkemece mahallinde bilirkişiler eşliğinde yapılan keşifte ve alınan raporlarda sadece davacının geçit kurulmasını istediği bir tek güzergah incelenmiş, gerekçesi ve dayanakları gösterilmeden 5 metre genişliğinde yol oluşturulmuş, geçit bedeli 14.4.2006 tarihli ziraat bilirkişisi raporuna göre dava tarihine göre belirlenmiş fakat dava tarihi ile karar tarihi arasında uzunca bir süre geçmiş, yargılama giderleri davanın mahiyeti gereği davacı üzerinde bırakılması ve vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiği halde davalıdan alınmasına karar verilmiştir.
Mahkemece yapılması gereken; geçit irtifakı kurulur iken, tüm alternatifler belirlenmeli, bu alternatifler objektif kriterlere uygun olarak değerlendirmeye tabi tutularak, tercih edilme ve edilmeme nedenleri açıklanmalı, bu konuda davalının da gösterdiği yer incelenerek, en uygun güzergah belirlenmeli, katlanma yükümlülüğü ve fedakarlığın denkleştirilmesi
ilkesi uyarınca tüm alternatifler incelenip olumlu ve olumsuz yönleri irdelenmeli ve sonucuna göre geçit kurulmalı, geçit bedeli yönünden ise, hüküm tarihine yakın bir tarihte yeniden tespit yapılmalı ve taşınmazın tarım taşınmazı niteliğinde olmasına göre, 2,5-3 metre genişliğinde geçit belirlenecek şekilde rapor düzenlettirilmeli, davanın mahiyeti gereği yargılama giderleri davacı üzerinde bırakılmalı, davacı vekil ile temsil edilse bile vekalet ücretine hükmedilmemelidir.
Mahkemece yukarıda açıklanan yönler gözardı edilerek eksik araştırma ve değerlendirme ile verilen karar doğru olmadığından bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 10.12.2007 gününde oybirliği ile karar verildi.