YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/15538
KARAR NO : 2009/962
KARAR TARİHİ : 29.01.2009
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 3.12.2007 gününde verilen dilekçe ile tapu kaydında yüzölçüm miktarının düzeltilmesi (tescil) istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 2.10.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı 183 ada 4 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespiti sırasında 13307,68 m2 olarak tespit edildiğini ve tapuya bu şekilde tescil edildiğini dayanak belgelere göre tapu kaydı miktarının 27.000 m2 olması gerektiğini … sürerek düzeltilmesini talep etmiştir.
Davalı davanın reddini savunmuş, davanın kabulüne dair verilen hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, tapu kaydındaki yüzölçümü miktarının düzeltilmesi isteğine ilişkindir.
Çapa bağlanmış taşınmaz malların yüzölçümü kural olarak çap kaydının uygulanması ile belirlenir. Ancak, taşınmazın kadastro tespiti sırasında veya sonradan yapılan işlemler nedeniyle ölçü, tersimat ve hesaplamalardan … fenni hatalar ve bundan kaynaklanan yüzölçümü hatası varsa bunun düzeltmesi 3402 sayılı Kadastro Kanununun 41. maddesine göre re’sen veya ilgilinin müracaatı üzerine kadastro müdürlüğünce yapılabilir. Kadastro müdürlüğünün yaptığı işlem üzerine bu işlemin iptali için de sulh mahkemelerinde dava açılma olanağı vardır.
Somut olayda ise; davacı dayanak kayıt kapsamında kalan bir miktar yerin daha adına tescilini talep etmiş, makemece kayıt kapsamının sehven tespit
kapsamı dışında bırakıldığının kadastro müdürlüğünce bildirildiği, bu yanlışlığın giderilmesinin 3402 sayılı yasanın 41.maddesi kapsamında mülkiyet naklinede neden olmadığı gerekçesiyle 13.384,52 m2 yerin son parsel numarası ile davacı adına tesciline karar verilmiştir. Az yukarıda değinilen 41.madde kapsamında işlem yapma yetkisi kadastro müdürlüklerine aittir. Gerçekten de mahkemenin kabul ettiği gibi kadastro tespiti sırasında sınırlandırma hatası yapılmış ise bu durumda davacının anılan yasanın 41.maddesine dayanılarak işlem yapılmak üzere kadastro müdürlüğüne başvurulmamış, doğrudan mahkemede dava açılmıştır. Yasada öngörülen işlem basamakları yerine getirilmeden doğrudan açılan davanın dinlenme olanağı yoktur. Mahkemece, açıklanan bu hususlar ve HUMK’nun 7. maddesi hükmü gözetilerek idari makamın görevine giren bir … kendisine arz olunduğundan davanın yargı yeri nedeniyle reddi gerekirken istem hüküm altına alındığından karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer hususların incelenmesine yer olmadığına, 29.1.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi.