Yargıtay Kararı 7. Ceza Dairesi 2022/10135 E. 2022/18991 K. 13.12.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/10135
KARAR NO : 2022/18991
KARAR TARİHİ : 13.12.2022

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi

Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
Sanıklara isnat olunan suçun cezasının alt sınırları itibarıyla yargılamanın her aşamasında müdafii ile temsil edilmeleri gerektiği halde, sanıklar …, …, … ve …’ın Dairemizin 08/09/2020 tarihli bozma ilamına karşı beyanları ve bu kapsamda bozma ilamı içeriği doğrultusunda 5411 sayılı Yasaya aykırılık suçundan savunmalarının zorunlu müdafii bulundurulmadan alınması, 27/10/2011 tarihli celse sonunda bu durumun fark edilerek müdafii tayini yapılması sonrası ise sanıkların müdafiileri eşliğinde yeniden bozmaya karşı diyeceklerinin sorularak zimmet suçundan savunmalarının alınması yoluna gidilmeksizin, 5271 sayılı CMK’nun 150/3 ve 188/1. maddelerine aykırı davranılmak suretiyle savunma haklarının kısıtlanması,
Kabule göre de;
1- Mahkemece dava konusu eylemler nitelikli zimmet olarak kabul edilmiş ise de;
Daire uygulamalarımıza göre;
Zimmetin, banka içi kayıtların olağan bir denetimi, araştırma ve karşılaştırılması suretiyle kesin bir biçimde ortaya çıkarılabilecek durumda olması halinde basit olarak nitelendirilmesi mümkün olup, ayrıca;
Sahte imzalar ile kredi talebinde bulunulup, mevzuata ve bankacılık kurallarına aykırı biçimde kredi tahsis etmek ve kullandırmak suretiyle gerçekleştirilen işlemler ile ilgili olarak, kredi sözleşmesi ve fişler üzerindeki sahte imzaların ilk bakışta ve basit bir inceleme ile sahteliğinin anlaşılması halinde veya kredi sözleşmesinde kredi komitesi üyelerinin imzalarının tamam olmaması halinde eylem basit zimmet, sahteciliğin aldatıcılık özelliğinin bulunması halinde ise eylemin nitelikli zimmet suçunu oluşturacağı kabul edilmiştir.
Dava konusu 02/02/2006 tarihli kredi hamili … ve 24/02/2006 tarihli kredi hamili … olan usulsüz kredi işlemlerinde kredi hamili ve kefil imzalarının sahte olduğu, dava konusu 15/03/2006 tarihli kredi hamili sanıklardan … olan usulsüz kredi işleminde ise kefil imzalarının sahte olduğu, 3 kredide de kredi hamillerinin kredibiliteleri veyahut ödeme güçlerinin bulunmadığı, kredi sözleşmesinde kredi komitesi üyelerinin imzalarının ise tamam olduğu, katılan banka müfettişince hazırlanan raporda kredi sözleşmeleri ve fişlerde bulunan kredi hamili …, kredi hamili-kefil … ve kefil …’a atfen atılan sahte imzalar ile bankada mevcut suç tarihi öncesine ait adı geçenlerin gerçek imzaları arasında farklılık bulunduğunun belirtildiği, heyetimizce
yapılan incelemede sahte imzaların adı geçenlerin gerçek imzalarına benzemediği ve sahteliğin ilk bakışta anlaşılıp iğfal kabiliyetinin olmadığı anlaşılmakla; eylemlerin basit banka zimmeti suçu kapsamında bulunduğu gözetilmeden yazılı şekilde nitelikli zimmet suçundan hüküm tesisi,
3- Banka zimmeti suçunun özgü suç olması nedeniyle banka görevlileri tarafından işlenebileceği, bu suçun işlenişine iştirak eden diğer kişilerin ise 5237 sayılı TCK’nun 40/2. maddesi uyarınca, azmettiren veya yardım eden olarak sorumlu tutulabilecekleri hususu gözetildiğinde; 02/02/2006 tarihli 4000 tl miktarındaki kredide sanıklar … ve …’ın, 15/03/2006 tarihli 3500 TL miktarındaki kredide ise sanık …’ın banka görevlisi olan sanık … ve sanık … ile birlikte olayın başından beri fikir ve eylem birliği içerisinde iştirak halinde atılı suçu işledikleri ve buna göre de sanıklar …, … ve …’ın sorumlu oldukları krediler yönüyle azmettiren sıfatıyla TCK’nun 38. maddesi yollamasıyla 5411 sayılı Yasanın 160. maddesi uyarınca cezalandırılmalarına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden suçun işlenmesine yardımda bulunduklarından bahisle yazılı şekilde uygulama yapılarak haklarında eksik ceza tayini,
4- 5411 sayılı Yasanın 160/2. maddesi uyarınca temel ceza belirlenmesinin ardından sırasıyla 5411 sayılı Yasanın 160/7. maddesi, TCK’nun 39/1, TCK’nun 43. maddesi ve TCK’nun 62. maddesinin tatbik edilmesinden sonra sonuç cezanın belirlenmesi gerekirken yazılı şekilde hatalı uygulamalar yapılması,
5- Katılan bankanın 28/02/2022 havale tarihli cevabi yazısına göre sanık …’ın bizzat kullandığı kredinin şubeden tahsil ve icra kanalı ile 26/05/2011 tarihinde soruşturma başladıktan sonra ancak kovuşturma başlamadan önce, mudi … adına sahte imza ile kullanılan kredinin rızaen ve icra kanalı ile 26/05/2011 tarihinde soruşturma başladıktan sonra, ancak kovuşturma başlamadan önce, mudi … adına sahte imza ile kullanılan ve sanıklar … ve …’a yönelik olarak takibe konulan kredinin kovuşturma başladıktan sonra 05/01/2022 tarihinde kapatıldığı, bu kredi yönüyle 1.540,80 TL tahsilat yapılmış iken sanık … tarafından sunulan 03/01/2022 tarihli dekonta göre 10.485,76 TL nin de sanık … tarafından yatırıldığı ve böylece tüm banka zararının giderildiği ve buna göre de sanık … hakkında 5411 sayılı Yasanın 160/6-1. Cümlesi, sanıklar …, …, …, ve … hakkında 5411 sayılı Yasanın 160/6-son cümlesi uyarınca indirim yapılması gerektiğinin gözetilmemesi,
6- Sanıklar … ve …’un dava konusu 3 ayrı usulsüz kredinin toplam miktarı olan 11.500 TL den sorumlu oldukları cihetle; Suç tarihi itibariyle sanıklar … ve … yönünden hükme esas alınan zimmet miktarının değeri az olmadığı halde sanıklar … ve … hakkında da 5411 sayılı Yasanın 160/7. maddesi gereğince cezada indirim yapılması suretiyle eksik ceza tayini,
Yasaya aykırı, sanık … ve müdafii, sanıklar …, …, … ve … müdafiileri ile katılan Ziraat Bankası A.Ş vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükümlerin 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 13/12/2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.