YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/3410
KARAR NO : 2006/6790
KARAR TARİHİ : 14.06.2006
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 1.11.2001 gününde verilen dilekçe ile satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali tescil ve tespit, müdahil tarafından verilen 20.11.2004 tarihli dilekçe ile ihtiyati tedbir kararının kaldırılması istenmesi üzerine bozmaya uyularak yapılan duruşma muhakeme sonunda davanın kısmen kabul ve kısmen reddine dair verilen 19.12.2005 günlü hükmün Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi davalılar vekili ve duruşmasız olarak davalı Karayolları Genel Müdürlüğü ile müdahil vekili tarafından istenilmekle tayin olunan 13.6.2006 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalılar vekili Av…., Av…. , davalı Karayolları Genel Müdürlüğü vekili Av…. geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi. Duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
HUMK’nun 388. maddesi gereğince bir mahkeme kararının aşağıda belirtilen hususları içermesi gerekir;
1.Kararı veren mahkeme ile Hakim veya Hakimlerin ve tutanak katibinin ad ve soyadları ve sicil numaraları, mahkeme çeşitli sıfatlarla görev yapıyorsa kararın hangi sıfatla verildiği,
2.Tarafların ve davaya katılanların kimlikleri ile varsa kanuni temsilci ve vekillerinin ad ve soyadları ile adresleri,
3.İki tarafın iddia ve savunmalarının özeti, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususlar, ihtilaflı konular hakkında toplanan deliller, delillerin tartışması, ret ve üstün tutma sebepleri, sabit görülen vakıalarda bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebep,
4.Hüküm sonucu ile varsa kanun yolları,
5.Kararın verildiği tarih ve hakim veya hakimlerin ve tutanak katibinin imzaları,
Hüküm sonucu kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.
HUMK.nun 388. maddesinde bir kararın kapsaması gereken hususlar belirtildikten sonra 389. madde ile de, kararda iki tarafa yükletilen görev ve verilen hakların şüphe ve tereddüdü gerektirmeyecek biçimde açık olarak yazılması öngörülmüştür.
Hüküm fıkrası, kararın esası olup kanunda “hüküm” kelimesi yalnız hüküm fıkrası için kullanılmıştır. Bu nedenle mahkemece, hüküm fıkrasında mahkemenin neye karar verdiği açıkça yazılmalıdır. Hüküm fıkrası çok açık ve infazı mümkün olmalıdır. Şarta bağlı ve terditli olarak hüküm kurulmamalıdır. Dava, açıldığı tarihteki duruma göre karara bağlanmalı, hüküm fıkrasında asıl talep ile yardımcı talepler hakkında da karar verilmelidir.
Bunların yanında hakim istisnalar dışında davacının talebi ile bağlı olup, bu talepten fazlasına hüküm veremez. (HUMK.nun 74. maddesi)
Açıklanan ilkeler doğrultusunda somut olaya dönüldüğünde;
Davacılar, dilekçelerinde parsel numaralarını bildirdikleri taşınmazların 10.2.1988 tarihinde noterde düzenlenen satış vaadi sözleşmesi ile murisleri tarafından satın alındığını belirterek, tapu kayıtlarının iptali ile adlarına tescilini, kamulaştırılan taşınmazların mülkiyetinin kendilerine ait olduğunun tespitini, müdahil tarafından verilen dilekçe ile de ihtiyati tedbir kararının kaldırılması isteğinde bulunulmuştur.
Davalılar görev ve zamanaşımı yönünden itirazda bulunup davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, …ilçesinde bulunan taşınmazlar yönünden davanın reddine, …ilçesinde bulunan taşınmazlar yönünden mahkemenin yetkisizliğine, tespite ilişkin istemin reddine karar verilmiş, hükmün davacılar tarafından temyizi üzerine Dairemizin 6.5.2003 tarih, 2003/2243 E. 3673 K. sayılı ilamı ile özetle; satış vaadi sözleşmesinin geçerli ve HUMK.nun 13/son maddesi uyarınca davanın …ilçesinde açılmasının mümkün olduğu gerekçeleri ile bozulmuştur. Mahkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucunda, satış vaadi sözleşmesine konu olup, kamulaştırılmayan parseller yönünden davanın kabulüne, kamulaştırılan parsellerin mülkiyetinin davacılara ait olduğunun tespitine, Karayolları Genel Müdürlüğü ve Belediye aleyhine açılan davanın husumetten reddine, müdahilin isteminin reddine karar verilmiş, hükmü davalılar, müdahil ve davalı Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından temyiz edilmiştir.
Az yukarıda da açıklandığı üzere, HUMK.nun 388.maddesinde, bir kararın kapsamı gereken hususlar belirtildikten sonra 389.madde ile de, kararda iki tarafa yükletilen görev ve verilen hakların şüphe ve tereddüdü gerektirmeyecek biçimde açık olarak yazılması öngörülmüştür.
Belirtilen nedenle; verilen kararın hüküm fıkrasında mahkemenin neye karar verdiği, şüphe ve tereddütü uyandırmayacak şekilde açıkça sayılmalı, infazı mümkün olmalıdır. Mahkemece, hüküm altına alınan taşınmazları aynı parsel numarasına sahip bir başka taşınmazdan ayıracak şekilde gayrimenkulün hangi ilçe sınırlarında bulunduğu, mevki ve ada numaraları belirtilmeksizin hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Davalıların temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer hususların incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının yatıranlara geri verilmesine, 450.00’şer YTL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılar (….) ve Karayolları Genel Müdürlüğüne verilmesine, bozma nedenine göre Karayolları Genel Müdürlüğü ve müdahilin temyiz ititarzalırının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 13.6.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi.