YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/16194
KARAR NO : 2022/9459
KARAR TARİHİ : 28.11.2022
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
DAVA TÜRÜ : Uygulama Kadastrosuna İtiraz
İLK DERECE MAHKEMESİ : Burdur Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasında Burdur Kadastro Mahkemesinde görülen dava sonucunda verilen hükme karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine … Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun kabulüne karar verilmiş olup, bu kez davacı vekili tarafından Bölge Adliye Mahkemesi kararı temyiz edilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı 3402 sayılı Kanun’un 22/a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosu sırasında paydaşı olduğu 341 parsel numaralı taşınmazda yol olarak bırakılan kısımlarda hata yapıldığı iddiası ile dava açmış, Mahkemece davacı yana diğer kayıt malikinin davaya katılımını sağlamak üzere 2 haftalık kesin süre verilerek, gereğinin yerine gelmemesi halinde davanın usulden reddedileceği de ihtar edilmiş, kesin süre davacı vekiline 06.06.2020 tarihinde e tebligat yoluyla tebliğ edilmiş, davacı vekili 30.06.2020 tarihli dilekçesi ile diğer kayıt malikinin davaya dahil edilmesi için dahili dava dilekçesi vermiştir.
Mahkemece kesin süre içinde diğer kayıt malikinin davacı veya katılan sıfatıyla davaya katılımı sağlanmadığı için davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine dava konusu Burdur İli Bucak İlçesi Karacaören Köyü Nargislik Mevkii (eski 341 ada) yeni 112 ada 1 parsel sayılı taşınmazın, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 22/2-a maddesi uyarınca düzenlenen uygulama kadastrosu sonucu oluşan kadastro komisyon tutanağı gibi tapu siciline aynen aktarılmasına karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince dahili dava dilekçesi vermenin diğer kayıt malikinin davaya katılımının sağlandığı anlamına gelmeyeceği, dava açmamış bulunan kayıt malikinin dahili dava dilekçesi tebliğ edilerek davacı sıfatı almasının mümkün bulunmadığı, bu nedenle mahkemece yazılı şekilde hüküm kurulmasında usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, davacı vekilinin sair istinaf nedenlerinin yerinde olmadığına ancak; dosyaya getirtilen uygulama tutanaklarına göre davacı ve dava dışı paydaşı adına kayıtlı eski 341 parsel sayılı taşınmaz uygulama kadastrosu sonucunda aradan geçirilen yollar sebebiyle 112 ada 1, 120 ada 1,111 ada 1, 110 ada 1 ve 117 ada 1 parsel olarak beş ayrı parsele ayrıldığı halde mahkemece hüküm kurulurken 341 parselin gittilerinden sadece bir tanesi hakkında hüküm kurulması, diğer dört parselin sicilinin açık bırakılması isabetsiz ise de, anılan yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun açıklanan nedenle kabulü, Burdur Kadastro Mahkemesinin 01.07.2020 tarihli ve 2020/2 Esas, 2020/20 Karar sayılı kararının HMK’nin 353/(1)-b.2 maddesi uyarınca kaldırılmasına, davasının esasına ilişkin olarak; davacı tarafından açılan davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine, dava konusu Burdur İli Bucak İlçesi Karacaören Köyü Nargislik Mevkii, (eski 341 ada) yeni 112 ada 1, 120 ada 1ve 110 ada 1 parsel sayılı taşınmazların, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun, 22/2-a maddesi uyarınca düzenlenen uygulama kadastrosu sonucu oluşan kadastro komisyon tutanağı gibi, 111 ada 1 ve 117 ada 1 parsel sayılı taşınmazların uygulama kadastro tutanağı gibi tapu siciline aynen aktarılmasına karar verilmiş; davacı vekili tarafından temyiz yoluna başvurulmuştur.
Mahkemece; davacı tarafından, verilen kesin süreye rağmen tapu kayıtlarında paydaş olarak gözüken diğer malikin davaya katılımı sağlanmadığından ve dosyada taraf teşkili sağlanamadığından davacının davasının dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiş ise de, bu karar usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır.
Şöyle ki; dava, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 22/a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosuna itiraza ilişkindir. Bu tür davaların amacı tapulama, kadastro veya değişiklik işlemlerine ilişkin; sınırlandırma, ölçü, çizim ve hesaplamalardan kaynaklanan hataları gidermek üzere uygulama niteliğini kaybeden, teknik nedenlerle yetersiz kalan, eksikliği görülen veya zemindeki sınırları gerçeğe uygun göstermediği tespit edilen kadastro haritalarının tekrar düzenlenmesidir. Bu davalarda, taşınmazların mülkiyetinin kim ya da kimlere ait olduğu hususunda bir değerlendirme ya da yargılama yapılmadığı gibi, istenilen talep bölünemez nitelikte olduğundan, davacının payı oranında işlemin doğruluğunun denetlenmesini istemesi de, davanın niteliği gereği mümkün değildir. Yapılacak yargılama neticesinde verilecek hüküm de taşınmazın tamamı hakkında olacaktır. Bu nedenle, TMK’nin 693/3. maddesi uyarınca her bir paydaşın diğer paydaşları temsilen dava açabileceğinin kabulü gerekir.
Hal böyle olunca; Mahkemece, davacının tek başına dava açabileceği, bir başka ifadeyle dava açmakta aktif dava ehliyetinin mevcut olduğu gözetilmek suretiyle, işin esasına girilerek, uygulama kadastrosuna itiraz davalarına ilişkin Yargıtay’ın yerleşik ilke ve esaslarına uygun araştırma ve inceleme yapılıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın usulden reddedilmesi isabetsiz olduğundan, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda belirtilen nedenlerle, davacı vekilinin yazılı temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile … Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesinin 25.05.2021 tarihli ve 2021/60 Esas, 2021/500 Karar sayılı kararının 6100 sayılı HMK’nın 371. maddesi uyarınca BOZULMASINA, dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine, kararın bir örneğinin de İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 28.11.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.