YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/14359
KARAR NO : 2009/13401
KARAR TARİHİ : 26.10.2009
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde 15.5.1993-27.9.2004 tarihleri arasında sigortalı olarak çalıştığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalılardan Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Davacı, davalı işverene ait işyerinde 15.5.1993-27.9.2004 tarihleri arasında aralıksız çalıştığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece istemin kabulüne karar verilmiştir.
Sosyal güvenliğe yönelik hizmet tespitine ilişkin bu tür davalarda öncelikle davacının çalışmasıyla ilgili belgelerin işveren tarafından Kuruma verilip verilmediği yada çalışmaların Kurumca tespit edilip edilmediği belirlenmeli, işyerinin o dönemde gerçekten var olup olmadığı kanun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde saptanmalı daha sonra çalışma iddiasının gerçeğe uygunluğu özel bir duyarlılıkla araştırılmalıdır. Çalışma olgusu her türlü delille ispatlanabilirse de, çalışmanın konusu sürekli veya kesintili olup olmadığı, başlangıç ve bitiş tarihleri konularında tanıkların sözleri değerlendirilirken bunların inandırıcılığı üzerinde durulmalı, verdikleri bilgilere nasıl vakıf oldukları, işverenle işçiyle ve işyeriyle ilişkileri, bazen uzun yılları kapsayan bilgilerin insan hafızasında yıllarca eksiksiz nasıl taşınabileceği düşünülmeli ve tanıkları buna göre dinlenmeli, işyerinin kapsam, kapasite ve niteliği ile bu beyanlar kontrol edilmelidir. Mümkün oldukça işyerinin dava konusu dönemde kayıtlarında yer alan tanıklar ile gerektiğinde komşu ve yakın işyerlerinin kayıtlarıyla belgelenmiş işyeri sahipleri ile çalışanlarının beyanlarına başvurulmalı, tanık beyanlarının sağlığı denetlenmeli, tarafların göstereceği delillerle bağlı kalınmaksızın resen araştırma yapılabileceği de dikkate alınarak çalışma olgusu kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak şekilde açıkça belirlenmelidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2003/21-35-64, 2004/21-480-579, 2005/21-495-582, 2006/21-43-98 ve 2008/21-343-347 sayılı kararları da bu yöndedir.
Dosyadaki bilgi ve belgelerden davacının davalı işyerinden 25.8.1997 tarihli davacı tarafından imzalanmış işe giriş bildirgesi ile 1997 yılında 60 gün, 1998 yılında da 91 günlük çalışmalarının Kuruma bildirildiği, davalı işverene ait çalışmanın geçtiği birahane işyerinin 1.3.1996 tarihinde yasa kapsamına alındığı, gelen dönem bordrolarının davalı işverenin başka (… sicil numaralı) işyerine ait olduğu ancak bu hususların mahkemece dikkate alınmadığı, davalı işyerinin dönem bordrolarının getirtilmediği, Erpol Limited Şirketinin vergi mükellefiyet kaydının 22.12.1993 tarihinden başladığı, şirketin kuruluşunun ise 1.1.1993 tarihi olmakla birlikte bu bilgilerin genel bilgi olup dava konusu birahane işyerinin gerçekten hangi tarihten itibaren faal olduğunun araştırılmadığı, tanıklardan…’in davalı işverenin diğer işyerinden (… sicil sayılı işyerinden) 1996 ve 1997 yıllarında geçen çalışmalarının olduğu, tanık …ile ilgili belge bulunmadığı, tanık …’nın komşu işyeri tanığı olarak dinlendiği ancak tanığın işyerinde geçen çalışmaları ili ilgili hiçbir belgenin getirtilmediği, tanık …’un beyanlarında yeterli bulunmadığı, bu haliyle tüm tanıkların beyanlarının soyut düzeyde kalıp çalışmayı belirleyecek nitelikte olmadığı sonuç olarak yetersiz araştırma ve eksik inceleme ile davacının 1993-2004 tarihleri arasındaki çalışmalarının tespitine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Yapılacak iş; davalı işyerine ait dönem bordrolarının getirtilerek bordro tanıklarının gerekirse komşu işyerleri kayıtlarına geçmiş kişilerin beyanlarına başvurmak, çalışma olgusunu hiçbir kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirleyerek çıkacak sonuca göre bir karar vermektir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın kurulan hüküm usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 26.10.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.