YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/12473
KARAR NO : 2023/216
KARAR TARİHİ : 16.01.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen alacaklı vekilinin icra müdürlük işlemini şikayeti üzerine verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; İlk Derece Mahkemesinin şikayetin kabulüne yönelik kararı isabetli bulunmakla; borçlu vekilinin istinaf talebinin HMK 353 (1)-b/1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı borçlu vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı alacaklı vekili dava dilekçesinde; borçlu şirkete izafeten … ve İnş. … A.Ş.’ye ödeme emri tebligatı gönderildiğini, tebligatın bila tebliğ iade edildiğini, şirketin İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünde yer alan adresine ödeme emri tebliğ edilmesi talebi üzerine, icra müdürlüğünce araştırılmaya girişildiğini, bunun üzerine yeniden ilgili şirkete tebligat çıkartılması taleplerinin icra müdürlüğünün 02.04.2019 tarihli kararı ile davalı şirkete gönderilen ödeme emrini bildirir tebligatın, şirket çalışanının dava dışı borçlu şirket ile herhangi bir bağlarının bulunmadığını, evrakın firmaları ile ilgisinin olmadığını tebligat parçası üzerine yazdırarak tebligatı iade ettiği gerekçesiyle reddedildiğini, tebligatın usulsüzlüğünün icra müdürlüğünce doğrudan doğruya denetlenemeyeceğini, davalı şirkete “İzafeten” husumet yöneltilebileceğini ileri sürerek;ödeme emrinin tebliği yönündeki talebin reddine şeklinde tesis edilen 02.04.2019 tarihli icra müdürlüğü kararının kaldırılmasını, borçlu … Şirketine İzafeten … ve İnşaat San. A.Ş.’ye ödeme emri gönderilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirket ile Al Navitha arasında herhangi bir ortaklık, hissedarlık ilişkisi bulunmadığını, bu hususun ticari sicil kayıtlarıyla sabit olduğunu, davacı yanın varsayımlardan hareketle Türkiye’de muhatap yaratmaya çalıştığını, müvekkili şirkete usulsüz tebligat yapılmış olup, TK 35 maddesi şartlarının sağlanmadığını, müvekkili şirket ile … arasında bir acentelik ilişkisi bulunmadığını; taraflar arasında daha evvel bir acentelik ilişkisi kurulduğunu, fakat bu ilişkinin 2010 yılı itibariyle sona erdiğini; üzerinden yaklaşık on yılı aşkın süre geçtikten sonra acentelik ilişkisinin bulunduğu savından hareketle müvekkili şirkete izafeten takibin yöneltilmesi yahut dava açılmasının mümkün olmadığını; zaten davacı tarafından da dilekçede belirtildiği üzere bir kısım kurumlara gönderilen yazılar üzerine ilgili kurumlar tarafından verilen cevaplardan da görüldüğü üzere taraflar arasında yani müvekkili şirket ile Libya’daki şirket arasında bir acentelik ilişkisinin bulunmadığının bildirildiğini, mevcut bilgi ve belgelere göre davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 25.06.2020 tarihli ve 2019/165 Esas, 2020/ 515 Karar sayılı kararıyla; dava dışı şirkete izafeten davalı şirkete karşı icra takibi başlatılıp başlatılmayacağı, dava dışı şirket ile davalı şirket arasında acentelik ilişkisi gibi bir bağın olup olmadığı ile davalı şirketin sorumluluğuna gidilip gidilmeyeceği ancak icra takibine itiraz edilmesi ya da şikayette bulunulması durumunda; yapılacak yargılama sonunda mahkemece tespit edilip karar verilebilecek hususlardan olup,davalı şirket çalışanının, dava dışı şirket ile herhangi bir bağlarının olmadığını beyan ederek tebligatı iade etmesi üzerine; posta memurunun tebligatı Tebligat Kanunu’nun 21/1 maddesine uygun şekilde muhtara bırakması gerekir iken; bu eksikliği gidermeyen icra müdürlüğünce, iade edilen tebligatın bu defa da davalı şirketin ticaret sicilde kayıtlı adresine çıkarılması yönündeki talebin reddedilmesi, davalı şirket çalışanının beyanlarının icra müdürlüğünce esas alındığını göstermektedir ki; icra müdürlüğünün, ilamsız icra takibinde böylesi bir tespitte bulunma yetkisi bulunmadığı gerekçesi ile şikayetin kabulüne, dosyamız davalısına ödeme emrinin tebliği yönündeki talebin reddine şeklinde tesis edilen 02.04.2019 tarihli kararın kaldırılmasına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 17.09.2021 tarihli ve 2020/ 2437 Esas, 2021/ 2290 Karar sayılı kararıyla; Her ne kadar icra müdürünün tebligatın usulsüzlüğüne karar verme yetkisi yok ise de; borçlu adına izafeten davalı şirkete çıkartılan tebligata verilen meşruhata göre, davalıya izafeten takip yöneltip yöneltilmeyeceğine dair bilgi ve belgeleri talep etme ve bunları araştırma görevi olduğu, hal böyle olunca 02.04.2019 tarihli müdürlük kararının yasal ve yerinde olduğu, ilk derece mahkemesinin bunun aksine şikayetin kabulüne ilişkin kararının isabetsiz olduğu gerekçesi ile davalının istinaf talebinin HMK 353(1)-b/3 maddesi gereğince esastan kabulü ile mahkeme kararının ortadan kaldırılmasına, Şikayetin reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde alacaklı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Dava dışı borçlu şirkete izafeten davalı şirkete karşı icra takibi başlatılıp başlatılmayacağı, dava dışı borçlu şirket ile davalı şirket arasında acentelik ilişkisi gibi bir bağın olup olmadığı ile davalı şirketin sorumluluğuna gidilip gidilmeyeceği ancak icra takibine itiraz edilmesi ya da takibe karşı icra mahkemesi nezdinde şikayette bulunulması durumunda yapılacak yargılama sonunda mahkemece tespit edilip karar verilebilecek hususlardan olup icra müdürlüğünün borçluya izafeten takip talebi ve ödeme emrinde yer alan davalı şirkete ödeme emri tebligatı çıkarılması hususunda bir takdir hakkı bulunmadığı gerekçesi ile İlk Derece Mahkemesinin şikayetin kabulüne yönelik kararı yerinde olmakla, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz görülerek Bölge Adliye Mahkemesi kararı bozulmuştur.
B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile yasal gerekçesi bozma ilamında da gösterildiği üzere icra müdürlüğünün borçluya izafeten takip talebi ve ödeme emrinde yer alan davalı şirkete ödeme emri tebligatı çıkarılması hususunda takdir hakkı bulunmadığı gerekçesi ile ilk derece mahkemesinin şikayetin kabulüne yönelik kararı isabetli bulunarak davalının istinaf talebinin HMK 353 (1)-b/1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; Bozma kararı ve Bölge Adliye kararının aksine İcra Müdürlüğünün borçlu adına izafeten davalı müvekkiline çıkartılan tebligata verilen meşruhata göre, davalı şirkete izafeten takip yöneltip yöneltilmeyeceğine dair bilgi ve belgeleri talep etme ve bunları araştırma görevi bulunduğunu, hiçbir zaman dava dışı borçlu …’nun irtibat ofisi veya acentesi olmadığını, dosyada davalı müvekkilini takip tarihi itibariyle borçlu Libya uyruklu şirketin acentası olduğuna ve acentelik ilişkisinin devam ettiğine dair hiçbir bilgi ve belgeye, mahkeme kararına rastlanmadığının İstinaf kararı ile de sabit olduğunu, acentelik ilişkisinin kurulabilmesi için sürekliliğin olması ve o işi meslek edinmiş olmak gerektiğini fakat müvekkil şirketin Türk mevzuatına göre Türkiye’de kurulmuş ve inşaat işleriyle alakadar olan bağımsız bir tüzel kişilik olduğunu, borçlu … ile aralarında süreklilik arz eden şekilde ilişki olmadığı gibi müvekkil şirketin bu işleri hiçbir zaman meslek de edinmediğini ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, icra müdürlüğünün borçluya izafeten takip talebi ve ödeme emrinde yer alan davalı şirkete ödeme emri tebligatı çıkarılması hususunda bir takdir hakkı bulunmadığından 02.04.2019 tarihli icra müdürlüğü kararının kaldırılması istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri,
İİK’nın 16. maddesi
3. Değerlendirme
1.Temyiz incelemesinin duruşmalı yapılmasına işin ivediliği ve niteliği nedeniyle 5311 Sayılı Kanunla değişik İİK’nin 366. maddesi hükmü uygun bulunmadığından bu yöndeki isteğin oybirliği ile reddine karar verildikten sonra işin esası incelendi:
2. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
3. Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Alınması gereken 179,90 TL temyiz harcından, evvelce alınan harç varsa mahsubu ile eksik harcın temyiz edenden tahsiline,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
16.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verild