YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/6030
KARAR NO : 2009/1710
KARAR TARİHİ : 24.03.2009
MAHKEMESİ :Ankara Asliye 2. Hukuk Mahkemesi
DAVALILAR :1-…, 2-…,3-…
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda verilen hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davalılar vekilince istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen 24.3.2009 Salı günü davacı … … vekili avukat … ve davalılar …, … ve … vekili avukat … geldiler. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan taraflar dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü.
-K A R A R-
Davacı vekili, davalı borçlu … … aleyhine icra takibi yaptıklarını, borcu karşılayacak malı bulunmadığını ileri sürerek, borçlunun dava konusu taşınmazlarını diğer davalılar eşi ve kızına satışına ilişkin tasarrufların iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davalıların aralarında yakın akrabalık bulunduğu ve satış bedelleri ile taşınmazların gerçek değerleri arasındaki fahiş fark olduğu; ayrıca, satışların da aynı gün yapıldığı, taşınmazların davalıların elinden çıkarılmış olduğu, bundan kaynaklanan davacının davasını tazminata dönüştürdüğü gerekçesi ile davanın tazminat yönünden kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava muvazaa nedenine dayalı taşınmaz satış işlemlerinin iptali isteğine ilişkindir.
Kural olarak 3. kişi durumda bulunan kişiler (davacı) muvazaa nedeniyle haklarının zarar gördüğünü ve hukuki işlemlerin geçersizliğini ileri sürebilirler. Zira muvazaalı işlem ile 3. kişinin zarara uğratılması ona karşı bir haksız eylem niteliği taşımaktadır. Ancak, 3. kişinin zarar gördüğünün benimsenmesi için muvazaalı işlemde bulunan kişiden bir alacağının bulunması gerekir.
Somut olayda davacı Halil Tuncer’in davalı …’den alacağı bulunduğu alacak davası ile sabittir. Nitekim bu alacak davasında verilen ilama dayalı olarak davacı tarafça Ankara 31. İcra Müdürlüğünün 2004/2562 Esas sayılı dosyası üzerinden takip yapılmış ve takip kesinleşmiştir. Yapılan bu takip borçlu … …’in kefil olduğu icra takibinden bağımsız olarak devam edip kesinleşmiştir. Bu takipte alacak miktarı 693.062 USD + 14.255 + 25.639 YTL olarak başlamış ve takip devam etmektedir. Borcun, asıl icra dosyası olduğu ileri sürülen Afyon İcra Müdürlüğünün 1997/1853 esaslı dosyada ödenmiş olduğu yolundaki itirazına bu anlamda değer verilemez.
Satışların yapıldığı tarih, borca kefil olunmasından sonraki bir döneme rastlamakta olup iptale konu işlemler borçlu ile eşi ve kızı arasında yapılmış daha sonra taşınmazlar 4. kişilere devredilmiştir. Davacı usul hükümlerine göre, talebini tazminata dönüştürmüştür. Açıklanan nedenlerle davalılar arasında gerçekleşen satışların muvazaalı olduğu yolundaki mahkeme kabulünde bir isabetsizlik bulunmamasına göre … …’in tüm, davalı …’in diğer temyiz itirazlarının REDDİNE;
2- Davalı …’e borçlu davalı babası tarafından devredilen taşınmaz hissesi 8/15 olup, taşınmazın 7/15’lik hissesinin davalı … tarafından cebri icra yoluyla satın alınarak tam hisse haline gelen taşınmaz, daha sonra dava dışı 4. kişi … …’a devredilmiştir. Bu husus nazara alınıp davacının bu taşınmaza ilişkin istemi olan 130.000 YTL’nin 8/15’i oranında davanın kabulüne karar vermek gerekirken, yazılı şekilde taşınmazın tamamına ait değer üzerinden kabule karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalılar … … ve …’in tüm, davalı …’in sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı
bentte açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, 625.00.-TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı …’a verilmesine, aşağıda dökümü yazılı 9.315.00.-TL kalan onama harcının davalılar …’den alınmasına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı …’ye geri verilmesine 24/03/2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi.