YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/3560
KARAR NO : 2009/12210
KARAR TARİHİ : 06.10.2009
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
Davacı iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı kanuni gerektirici nedenlere göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine.
2-Dava, davacının iş kazası sonucu sürekli işgöremez duruma gelmesi nedeniyle 20.000,00-YTL manevi tazminat istemine ilişkindir.
Davacı sigortalının %5,1 oranında beden gücü kaybına uğradığı iş kazasında sigortalının %20, davalı işverenin %80 oranında kusurlu olduğu dosya içeriğinden anlaşılmaktadır.
Borçlar Kanunu’nun 47. maddesi hükmüne göre hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları tarafların sosyal ve ekonomik durumları paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu olayın ağırlığı , olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, hükmedilecek tutarın manevi tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oRanda olması gerektiği de söz götürmez.
Bu ilkeler gözetildiğinde davacı yararına 7000,00-TL manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken 15.000,00-TL’sına hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden H.U.M.K.’nun 438/7. maddesi uyarınca hüküm bozulmamalı düzeltilerek onanmalıdır.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle hüküm fıkrasında yer alan;
“1- 7000,00-TL manevi tazminatın olay tarihi olan 16.3.2004 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine fazla istemin reddine.
2-Alınması gereken 378,00-TL karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 270.00-TL harcın indirilmesi ile bakiye 108,00-TL harcın davalıdan alınarak Hazine’ye gelir kaydına, davacıdan alınan 270.00-TL peşin nispi harç ve 14.00-TL başvuru harcı toplamı 284,00-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine.
3-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince kabul edilen manevi tazminat miktarı yönünden 840.00-TL avukatlık ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, reddedilen manevi tazminat miktarı yönünden 840.00-TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine
4-Davacı tarafından yapılan 23.80-TL yargılama giderinden kabul ve red oranı nazara alınarak takdiren 8.00-TL’sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine kalanının davacı üzerinde bırakılmasına” rakam ve sözcüklerinin yazılmasına ve hükmün bu düzeltilmiş şekliyle ONANMASINA, 60.00-TL temyiz başvuru harcı yatırılmış olduğu anlaşılmakla, fazla alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 6.10.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.