YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/5841
KARAR NO : 2009/1712
KARAR TARİHİ : 24.03.2009
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Dava ve Birleşen 2005/49 sayılı dosyada
DAVACILAR :…,
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı açılan dava ve 2005/49 sayılı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde, davalı …, davalı … A.Ş vekili ve davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, asıl dosyada davalılar…. San. Ltd. Şti ve davalı … aleyhine, birleştirilen dosyada davalıların tümü aleyhine açtığı davada, davalıların işleteni, sürücüsü ve trafik ve ihtiyari mali mesuliyet sigortacısı olduğu aracın müvekkillerinden …’a çarpması sonucunda müvekkilinin sürekli bedensel güç kaybına uğrayacak şekilde yaralandığını, bu olay nedeni ile davacı …’nin kaza sırasında orada olan babası …’in de kalp rahatsızlığı yaşamasına neden olduğunu, davalı …’ın da yolda kontrolsüz ve önlem almadan durması nedeni ile kazaya neden olduğunu ileri sürerek, yaralanmaya bağlı tüm maddi giderler için asıl davada davacı … için 2.500,00 YTL maddi ve 50.000,00 YTL manevi tazminatın, birleştirilen davada Zeki için ilk davanın davalıları dışındaki davalılardan 50.000,00 YTL manevi tazminat ve 150.000,00 YTL maddi tazminatın, davacı
… için 1.000,00 YTL maddi ve 5.000,00 YTL manevi tazminatın davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, ıslah dilekçesi ile … için maddi tazminat talebini 354.295,74 YTL olarak artırmıştır.
Davalılar … Tur. Tic. San. Ltd. Şti vekili davanın reddini istemiştir.
Davalı …Ş vekili müvekkilinin maddi tazminattan poliçe limiti ile sorumlu olduğunu savunmuştur.
Davalı … vekili, müvekkilinin kusuru bulunmadığını savunmuştur.
Davalı …, davanın reddini istemiştir.
Davalı … A.Ş vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve toplanan kanıtlara göre, davacı …’ın kazanın meydana gelmesinde 2/8 oranında kusurlu olduğuna ilişkin rapor, davacının %24,2 oranında bedensel güç kaybına uğradığına ilişkin Adli Tıp Kurumu Raporu ve zararın belirlenmesine ilişkin bilirkişi raporları hükme esas alınarak, davanın kısmen kabulüne, davacı … için 80,00 YTL maddi ve 500,00 YTL manevi tazminatın, davacı … için toplam 354.295,74 YTL maddi ve 5.000,00 YTL manevi tazminatın, davalı … şirketleri sadece maddi tazminattan poliçe limitleri ile sınırlı olmak üzere, davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmiş, hüküm, davalı …, davalı … A.Ş vekili ve davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı …, davalı … A.Ş vekilinin davacı, … lehine hükmedilen tazminata yönelik tüm temyiz itirazlarının reddi ve davacı … lehine kurulan hüküm yönünden aşağıdaki bentler kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zararın giderilmesine yönelik maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.Davacı …’ın avukat olduğu ve kaza sonrasında yaralanarak % 24,2 oranında bedensel güç kaybına uğradığı konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. B.K’nun 46.mad-
desinde cismani zarara uğrayan kişinin tamamen ve kısmen çalışamamasından kaynaklanan zararı talep edebileceği düzenlenmiştir. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacının 90 gün çalışamamasından ve sonrasında kısmen çalışma gücü kaybına uğramasından dolayı uğradığı maddi zarar belirlenmiştir. Ne var ki, davacının tazminata esas gelirinin belirlenmesi için, davacıya baro tarafından yapılan ödemeler, ayda bir ceza ve bir hukuk davası karşılığı alınabilecek vekalet ücreti ve kazadan önceki döneme ilişkin sunulan vekalet sözleşmeleri üzerinden tahmini gelir ortalaması bulunmuştur. Bu tespit yönteminde genel olarak bir usulsüzlük bulunmamakla birlikte, asıl olan davacının net gelir ortalamasının bulunması olduğundan, davacının yapacağı zorunlu giderlerin, ödemesi gereken vergilerin dikkate alınmaması doğru olmadığı gibi, yapılan tüm sözleşmeler sonucunda mutlak gelir elde edileceğinin kabulü de doğru olmamıştır.O halde, davacının muhasebe defteri, vergi kaydı da incelenmek suretiyle aralarında hesap uzmanı, aktüer-hukukçu bilirkişilerin de yer aldığı yeni bir bilirkişi heyetinden, davacının ortalama elde edebileceği net gelirinin tespiti ve buna göre geçici ve sürekli çalışamamadan kaynaklanan tazminatın belirlenmesine ilişkin olarak alınacak rapor sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
3-Ayrıca, davacı vekili, müvekkilinin uğradığı cismani zarar sonucunda ekonomik geleceğinin de sarsıldığını ileri sürerek, tazminat talebinde bulunmuş ve mahkemece de, bilirkişi raporunda belirlenen tazminat tutarına hükmedilmiştir. Ne var ki, yaralanma sonucunda ekonomik geleceğin sarsıldığının kabulü için, yaralanmanın çalışma gücü kaybı dışında, ayrıca ekonomik geleceği etkilemesi ve bu şekildeki etkilenmenin bütün geleceğe ilişkin olması gerekir. Bu anlamda hesaplama yöntemi de sürekli bedensel güç kaybına ilişkin olarak yapılan hesaplama yöntemi gibi olmalıdır. Somut olayda, hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının kazadan sonra Ankara’dan Antalya’ya taşındığı ve 18 ay süre ile çalışamadığı belirtilerek bu sürede hesaplanan gelir kaybı ekonomik geleceğin sarsılması tazminatı olarak belirlenmiştir. Ancak, yukarıda açıklandığı üzere, belirlenen bu tazminat ancak geçici iş gücü kaybı taz-
minatı olabilir. O halde mahkemece, davacının avukat olduğu göz önüne alınarak yaralanması sonucunda vücudunda kalan etkilerin tümü değerlendirilmek suretiyle, bu etkilerin iş çevresi için ekonomik anlamda olumsuz etkisi olup olmayacağı araştırılmalı, olumsuz etkisi olacağı kanaatine varılırsa bu zararın tüm aktif çalışma dönemine etki edeceği değerlendirilerek alınacak bilirkişi raporu sonucuna göre, temyiz edenin aleyhine sonuç doğurmayacak şekilde hüküm kurulması, aksi kanaatte olunduğu takdirde buna ilişkin istemin reddine karar verilmesi gerekirken hatalı bilirkişi raporuna göre karar verilmesi de doğru olmamıştır.
4-Öte yandan, hükme esas alınan bilirkişi raporunda tedavi giderlerine ilişkin olarak işlemiş faiz de hesaplanmış, mahkemece belirlenen tedavi giderine kaza tarihinden itibaren faiz uygulanmak suretiyle faize faiz yürütülecek şekilde hüküm kurulmuş olması da doğru olmamıştır.
5-Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince, Borçlar Kanunu’nun 47. Maddesi hükmüne göre hakimin özel halleri gözönüne alarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği para tutarı adalete uygun olmalıdır. Bu para tutarı asıl olarak ne tazminat ne de bir cezadır. Amacı zarara uğrayanda bir huzur duygusu doğurmak ve ruhi ızdırabını dindirmek olması nedeniyle tazminata benzer bir fonksiyonu vardır. O halde tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır.
Davacı …’ın geçirdiği kaza nedeniyle çok ağır yaralandığı, çok uzun süre tedavi gördüğü, vücudunda kalıcı izler kaldığı, işyerini değiştirdiği ve kusur oranı dikkate alındığında uğradığı mağduriyet karşısında hükmedilen tazminat yetersiz olup, adalete uygun düşmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı … lehine kurulan hüküm yönünden davalılar vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile hükmün ONANMASINA, davacı … lehine kurulan hüküm yönünden davalılar … ve davalı … A.Ş vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2, 3 ve 4 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı … ve da-
valı … A.Ş vekilinin temyiz itirazlarının, 5 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı … vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı … ve … A.Ş ve davacı … yararına BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacı …’a geri verilmesine, 60.00.-TL temyiz başvuru harcının temyiz eden davalı … ve … AŞ’ye geri verilmesine, fazla alınan 3.963.40.-TL temyiz peşin harçlarının yatırdıkları peşin harçlar dikkate alınarak temyiz eden davalılara iadesine 24.3.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.