YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/1282
KARAR NO : 2007/1441
KARAR TARİHİ : 30.04.2007
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki rücuen tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, müvekkili şirkete kasko sigortalı … plakalı aracın, davalı idarenin bakım, onarım ve denetiminden sorumlu olduğu kanalizasyon çukurunun çökmesi nedeniyle yerinden oynayan rögar kapağına çarptığını belirterek 3.165.00 YTL’sı tazminatın 28.2.2005 ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan rücuen tahsilini talep etmiştir.
Davalı idare vekili, “… ilçeleri … ve …Suyu Kanal İnşaatı” sözleşmesi gereğince işin, dava dışı … İnşaat San. ve Tic.A.Ş. tarafından bağımsız olarak yapıldığını, gerek sözleşme hükümleri gerekse Borçlar Kanunu’nun 55.maddesi gereğince idareye husumet yöneltilemiyeceğini, zamanaşımı süresinin dolduğunu, davaya idari yargıda bakılması gerektiğini, kusur oranı ve hasar miktarını kabul etmediklerini, davanın sorumlu müteahhit firmaya ihbar edilerek reddini savunmuştur.
Mahkemece iddia, savunma, toplanan deliller, benimsenen bilirkişi raporu gereğince davalı İski Genel Müdürlüğü’ne husumet yöneltilemiyeceğinden davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davalı idare ile dava dışı müteahhit firma arasındaki sözleşmenin 28.maddesi gereğince işin yapımı sırasında meydana gelen kaza, hasar, kayıp ve zararların mali, hukuki ve cezai bütün sorumluluk ve sonuçlarının müteahhide ait olacağı hüküm altına alınmış ise de; bu hüküm sözleşmenin tarafları arasındaki iç ilişkiyi düzenlediği, zarar gören ve onun halefi olan şahıslar bakımından bağlayıcılığı bulunmadığı açıktır. Ayrıca sözleşmenin 28.maddesinin 2.bendi, 23. ve 24.maddeleri Genel Şartnamenin 2. ve 3.maddeleri gereğince davalı idarenin sözleşme konusu işleri kendi kontrol birimi ile denetim ve gözetim altında tuttuğu, işin her evresinde yüklenici ile birlikte görev üstlendiği anlaşıldığından davalı idarenin sözkonusu zarardan sorumlu olduğu dikkate alınarak hüküm kurulması gerekirken, davanın husumet yokluğundan reddi isabetli görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile usul ve kanuna uygun bulunmayan hükmün BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene geri verilmesine, 30.4.2007 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.