Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2007/1206 E. 2007/1723 K. 21.05.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/1206
KARAR NO : 2007/1723
KARAR TARİHİ : 21.05.2007

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki rücuen tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın açılmamış sayılmasına dair verilen kararın süresi içinde davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı vekili, müvekkili şirkete kasko sigortalı araca, davalıların maliki, sürücüsü ve zorunlu mali mesuliyet sigortacısı olduğu aracın çarparak hasara neden olduğunu ileri sürerek sigortalısına ödediği 892.000.000 TL’nin 11.11.2003 ödeme tarihinden işleyecek yasal faiziyle davalılardan tahsilini talep etmiştir.
Davalılara duruşma davetiyesi tebliğ edilmemiştir.
Mahkemece, taraflar gelmediğinden dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verildikten sonra, süresinde yenilenmediğinden davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, tarafların oturuma katılmadıkları gerekçesiyle yazılı olduğu üzere davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiş isede, varılan sonuç dosya içeriğine ve yasa hükümlerine uygun düşmemektedir.
Usul yasası hükümlerine göre mahkeme hakiminin taraf teşkili sağlanmadan yargılama yapması mümkün değildir. Taraf teşkili davanın görülebilme koşullarından olup mahkemece yargılamanın her aşamasında resen gözönünde bulundurulması gerekir. Somut olayda taraflara duruşma gün ve saatini bildirir davetiye çıkarılmamış ve dolayısıyla davadan haberdar edilmemişlerdir. Hal böyle olunca mahkemece yargılama yapılarak davanın sonuçlandırılmasına usulen olanak
yoktur. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 36. maddesinde herkesin meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı merciileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkında sahip olduğu öngörülmüştür. Taraflara tebligat yapılmadığına ve dolayısıyla davadan haberdar edilmediklerine göre Anayasa hükmünün koruyuculuğundan yararlanma hakları ortadan kaldırılmış olmaktadır. Dava konusunun (müddeabihin) miktar itibariyle kesin hüküm sınırlar içinde kalması taraf teşkili sağlanması gereğini ortadan kaldırmaz. Mahkemece bu yönlerin gözardı edilmiş olması doğru olmayıp, yerel mahkeme kararının bu nedenlerle bozulması gerekir.
Yukarıda yazılı açıklamalar karşısında davacı vekilinin temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü BOZULMASINA, 21.05.2007 tarihinde üye…’in muhalefetiyle olmak üzere oy çokluğu ile karar verildi.

KARŞI OY YAZISI

1086 HMUK’nun 427 maddesinin değişik 2. fıkrasında yer alan “miktar veya değeri bir milyon lirayı geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararlar kesindir” Amir hükmü uyarınca, kesin kararlar için temyiz yoluna baş vurulma olanağı bulunmadığından temyiz dilekçesinin reddi gerektiği düşüncesiyle sayın çoğunluğun Bozma düşüncelerine katılmıyorum.