YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/1803
KARAR NO : 2007/3531
KARAR TARİHİ : 08.11.2007
-Y A R G I T A Y İ L A M I –
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki rücuen tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın zamanaşımı nedeniyle reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, davalıların ilgilisi bulundukları aracın müvekkili şirkete kasko sigortalı araçla çarpışarak hasara neden olduğunu ve hasar bedelinin sigortalılarına ödendiğini açıklayarak, davalının kusuruna isabet eden ve karşı aracın trafik sigortasından alınan miktar indirildikten sonra bakiye 3.600.00-YTL’nın ödeme tarihinden itibaren reeskont faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar vekili, davanın zamanaşımı nedeniyle ve ayrıca esastan da reddi gerektiğini savunmuşlardır.
Mahkemece, toplanan delillere göre, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun bulunan hükmün ONANMASINA ve aşağıda dökümü yazılı 1.90-YTL kalan onama harcın temyiz eden davacıdan
alınmasına, 8.11.2007 gününde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Davacı sigortanın sigortalısı …’nün idaresindeki… plakalı araca, davalı idarenin sürücüsü …’nin sevk ve idaresindeki … plakalı araçla çarpışarak araçta hasar meydana gelmiş, olay esnasında dava dışı … 15 gün iş ve gücünden kalacak şekilde yaralanmıştır.
Trafik kazası 26.4.2002 tarihinde meydana gelmiş, davacı … sigortalı araçta oluşan hasar nedeniyle davalılar aleyhine davayı 2 yıllık zamanaşımı geçtikten sonra 1.10.2004 tarihinde açmış, mahkemece zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, kasko sigortasından kaynaklanan TTK’nun 1301.maddesine dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Sigorta rücu davalarında zamanaşımı 17.01.1972 gün ve 1970/2 esas, 1972/1 karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nda da belirtildiği gibi halefiyet ilkesine göre
sigorta ettirenin aynı zarar sorumlusu aleyhine açabileceği davanın zamanaşımına tabi olup aynı tarihte başlayacağı kabul edilmiştir.
Somut olayda, davacının halef olduğu sigorta ettiren ile zarar sorumlusu olan davalılar arasındaki ilişki trafik kazasına dayandığından 2918 Sayılı KTK’nun 109.maddesi hükümlerinin uygulanması gerekir.
2918 Sayılı KTK’nun 109/1 maddesinde “motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve her halde, kaza gününden başlayarak 10 yıl içinde zamanaşımına uğrar.” Aynı kanunun 109/2 maddesinde ise, “dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve Ceza Kanunu bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş ise, bu süre maddi tazminat talepleri içinde geçerlidir.” hükmüne yer vermiştir. Maddenin özellikle 2.fıkrasında ” dava cezayı gerektiren bir fiilden doğarsa” ifadesi ile kanun koyucu taraf ayrımı yapmaksızın (davacı, davalı veya dava dışı 3.kişi) yapmış olduğu fiil cezayı gerektiriyor ise ceza zamanaşımı uygulanacağını belirtmiştir.
Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 10.10.2000 gün 2001/19-652 esas, 2001/705 sayılı kararında “2918 Sayılı Kanun’un anılan hükmünün gözden kaçırılmaması gereken yönü Ceza Kanunu’nda öngörülen daha uzun zamanaşımı süresinin tazminat talebiyle açılacak davalar içinde geçerli olabilmesinin, sadece eylemin Ceza Kanunu’na göre suç sayılması koşuluna bağlanmış bulunmaktadır. Bu düzenlemenin iki ayrı sonucu bulunmaktadır: Söz konusu yasa hükmü ceza zamanaşımının uygulanabilmesi için sadece eylemin aynı zamanda bir suç oluşturmasını yeterli görmekte, bunun dışında, fail hakkında mahkumiyet kararıyla sonuçlanmış bir ceza davasının varlığı, hatta böyle bir ceza davasının açılması ya da zarar görenin o davada tazminat yönünden bir talepte bulunmuş olması koşulu aranmamaktadır. Dahası, sözkonusu hükümde, ceza zamanaşımının uygulanması bakımından sürücü ve diğer sorumlulular (örneğin işleten) arasında bir ayrımda yapılmamış, böylece kuralın bunların tümü için geçerli olduğu, hepsi için aynı zamanaşımı süresinin uygulanacağını” belirtmiştir. Ayrıca ceza zamanaşımı ile ilgili Dairemizin, Yargıtay 4.Hukuk Dairesi’nin ve 19.Hukuk Dairesi’nin Hukuk Genel Kurulu kararına paralel kararları uygulamada mevcuttur.
Açıklanan hukuksal durum ve ilkeler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davalı …’nin neden olduğu, bir kişinin yaralanması ve davacı … şirketine sigortalı aracın hasarlanmasıyla sonuçlanan trafik kazasının, aynı zamanda Türk Ceza Kanunu’nun 459/2 maddesi çerçevesinde cezayı gerektiren bir eylem niteliğinde bulunması bu eylemle ilgili ceza davasının anılan hükümde öngörülen cezanın süresi ve türü itibariyle aynı kanunun 102/4 maddesi uyarınca 5 yıllık zamanaşımı süresine tabi olması, 2918 Sayılı KTK’nun 109/2 maddesi uyarınca bu sürenin görülmekte olan maddi tazminat davası için de geçerli bulunması, davanın kaza tarihinden itibaren 5 yıl geçmeden açılması karşısında somut olayda zamanaşımının gerçekleşmediği görülmüştür. Bu durumda davanın esasına girilip, deliller toplanıp, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, zamanaşımından davanın reddedilmesi doğru değil, bozma nedenidir. Çoğunluğun onama doğrultusunda oluşan kararlarına iştirak edilmemiştir. 8.11.2007