Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2021/2717 E. 2022/7872 K. 07.11.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/2717
KARAR NO : 2022/7872
KARAR TARİHİ : 07.11.2022

MAHKEMESİ :… BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada Tokat 2. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 22.12.2020 tarih ve 2019/605 E.- 2020/396 K. sayılı kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf istemlerinin esastan reddine dair Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi’nce verilen 03.03.2021 tarih ve 2021/260 E- 2021/436 Karar sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacının önceden dava dışı Tokat Erdem Hazır Beton İnş. Nak. San. ve Tic. Ltd. şirket ortağı olduğu, şirket hissesini 2.380.000,00 TL değerinde davalı ve eşine devrettiği, bu devir işlemi karşılığnıda davacıya senet verildiği, ancak daha sonra ödeme planında değişiklik yapılması nedeniyle senetlerin davalıya iade edildiğini, bunun karşılığında ödeme planına ilişkin yeni bir sözleşme imzaladıklarını, sözleşme uyarınca alacağın 1.776.000,00 TL’lik kısmı açısından alacağının kalmadığını, yine sözleşmede 374.000,00 TL … adına yapılan binaya 4.400 m³ beton ile ödeme yapılması gerektiğinin kararlaştırıldığı, bu betonun da alındığı ancak alınan betonun tutarının 471.625,00 TL değerinde olduğu yani anlaşma şartlarına göre davacının 97.625,00 TL’lik fazla beton aldığı, geriye kalan 230.000,00 TL beton ve kum alacağından fazla alınan miktar düşüldükten sonra 132.375,00 TL alacağın sözleşmede belirlenen 01.12.2013 tarihinde ödenmemesi nedeniyle başlatılan takibe davalı tarafından itiraz edildiğini ileri sürerek itirazın iptali ile %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın 6098 sayılı Borçlar Kanunu’nun 147. maddesinde yer verilen 5 yıllık zamanaşımı süresi dolduktan sonra açıldığını ve bu nedenle öncelikle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı eski şirket ortağının şirket hissesinin devretmesinden kaynaklanan herhangi bir alacağının kalmadığını, senet karşılığı davacıya ödeme yaptığını ve senetlerin tarafında iade edildiğini, ödeme anlamına gelmek üzere senetlerin imza yerlerinin yırtıldığını, icra takibinin haksız ve kötüniyetle başlatıldığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İlk derece mahkemesince iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında 06.12.2007 tarihinde limited şirket hisse devri sözleşmesi yapıldığı, yine taraflar arasında hisse devrine dayalı alacağa ilişkin ve takip dayanağı olan 22.07.2013 tarihli protokol imzalandığı, TBK’nın 147/4. maddesinde “Aşağıdaki alacaklar için beş yıllık zamanaşımı uygulanır: Bir ortaklıkta, ortaklık sözleşmesinden doğan ve ortakların birbirleri veya kendileri ile ortaklık arasındaki; bir ortaklığın müdürleri, temsilcileri, denetçileri ile ortaklık veya ortaklar arasındaki alacaklar.” şeklinde düzenleme bulunduğu, dava konusu Tokat 3. İcra Dairesi’nin 2019/36546 Esas sayılı dosyasındaki takip tarihinin 21.10.2019 olduğu, bu anlamda TBK’nın 147. maddesinde öngörülen beş yıllık zamanaşımı süresinin dolmuş olduğu gerekçesiyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine, davacının kötü niyeti ispat olunamadığı gerekçesiyle davalının icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
Karara karşı taraf vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, mahkemece taraf delillerinin usulüne uygun olarak toplandığı, değerlendirilerek tartışıldığı, davacının 06.12.2007 tarihli limited şirket hisse devir sözleşmesinden kaynaklanan alacağını davalıdan alamadığından bahisle eldeki davanın açıldığı, alacağın bir kısmının tahsil edilemediği, bir kısmının ise nakit ve daire karşılığı tahsil edildiğinin belirtildiği, protokolde beton ve kum tesliminin yapıldığının 230.000,00 TL alacağın ise 01.12.2013 tarihi itibariyle alınacağının belirtilmesi karşısında TBK 147. maddesinde düzenlenen zamanaşımı süresinin dolduğu, bu nedenle davacı istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı, alacağın mevcut olup olmadığının ancak yargılama sonucunda ortaya çıkacağı sebebiyle davalı lehine tazminat şartlarının oluşmadığı, hükmedilen vekalet ücretinin de AAÜT’ye uygun olduğu gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf taleplerinin esastan reddine karar verilmiştir.
Karar, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1) İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK’nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK’nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2) Dava, TBK’nın 147. maddesi uyarınca ortaklık hisse devrine ilişkin alacağa yönelik başlatılan takibe vaki itirazın iptali davası olup, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.Mahkemece, davanın zamanaşımı nedeniyle usulden reddine karar verilip, davalı lehine maktu vekalet ücretine hükmedilmişse de, zamanaşımının usuli değil esasa ilişkin bir mesele olduğu, bu durumda davalı yararına nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken maktu vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmamışsa da, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370/2. maddesi uyarınca hükmün düzeltilerek onanması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz isteminin REDDİNE, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 5- nolu bendindeki “4.080,00 TL” ibaresinin çıkarılarak “22.696,86 TL” sözcük ve rakam dizisinin eklenmesi suretiyle ilk derece mahkemesi kararının bu haliyle HMK’nın 370/2. maddesi uyarınca DÜZELTİLEREK
ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesi’ne, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesi’ne gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 21,40 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 07.11.2022 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY

Dava, dava dışı limited şirkette davacıya ait payın davalıya devri nedeniyle ödenmeyen devir bedelinin tahsili istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, uyuşmazlıkta mülga 6098 sayılı T.B.K. 147/4. maddesinde öngörülen 5 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanmasının gerektiği gerekçesiyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş,
Davacı vekilinin istinaf başvurusu Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddedilmiş,
Davacı vekilinin temyiz istemi de yazılı gerekçe ile sayın çoğunluk görüşü doğrultusunda red edilerek Bölge Adliye Mahkemesi kararı onanmıştır.
Sayın çoğunluğun, uyuşmazlığın 5 yıllık zamanaşımına tabi olduğuna ilişkin görüşüne katılamıyoruz.
Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı T.B.K. 147/4. (mülga 818 sayılı B.K 126/4) maddesinde “Bir ortaklıkta, ortaklık sözleşmesinden doğan ve ortakların birbirleri veya kendileri ile ortaklık arasındaki, bir ortaklığın müdürleri, temsilcileri, denetçileri ile ortaklık veya ortaklar arasındaki alacaklar”ın 5 yıllık zamanaşımına tabi olduğu düzenlenmiştir.
Bu hükmün uyuşmazlıkta uygulanabilmesi için öncelikle taraflar arasında bir ortaklık sözleşmesinin bulunması, uyuşmazlığın ortaklık sözleşmesinden kaynaklanması gerekmektedir. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın ortaklık sözleşmesinden kaynaklanmadığı ahvalde hükmün uygulanma kabiliyeti bulunmamaktadır. Bu durumda zamanaşımı süresinin taraflar arasındaki hukuksal ilişkiye göre tayini gerekecektir. (Ahmet M. Kılıçoğlu-Borçlar Hukuku – Genel Hükümler Sh. 1094 )
Somut uyuşmazlıkta,
Dava dışı limited şirketteki davacı payının davalıya devrine rağmen bir kısım devir bedelinin ödenmemesi nedeniyle taraflar arasında 01.12.2013 tarihli sözleşme düzenlenmiş olup, bakiye 230.000,00 TL alacağın 01.12.2013 tarihinde ödeneceği kararlaştırılmıştır.
01.12.2013 tarihinde muaccel olan sözleşme bedeli 230.000,00 TL’nin ödenmemesi üzerine davacı tarafından Tokat 3. İcra Müdürlüğü’nün 2019/36546 Esas sayılı dosyasında genel haciz yolu ile icra takibi yapılmış, davalının süresinde itirazı üzerine eldeki dava açılmıştır.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, T.B.K. 147/4. maddesinde öngörülen şekilde ortaklık sözleşmesinden kaynaklanmamaktadır.
Bu halde T.B.K. 147/4. maddesindeki koşullar gerçekleşmediğinden uyuşmazlıkta 5 yıllık zamanaşımının uygulanması mümkün olmayıp, taraflar arasındaki ilişkinin niteliği itibari ile dava 6098 sayılı T.B.K. 146. (818 sayılı B.K 125) maddesinde düzenlenen 10 yıllık
zamanaşımı suresine tabidir. (Yargıtay 11. H.D. 2007/3311 E. 2008/5022 K. sayı 15.04.2008 tarihli karar ile yine 2018/10988 E. 2010/1653 K. sayı ve 15.02.2010 tarihli karar)
Açıklandığı üzere, taraflar arasındaki uyuşmazlığın T.B.K.’nın 146. maddesinde düzenlenen 10 yıllık zamanaşımı süresine tabi olması nedeniyle davacılar vekilinin temyiz isteminin kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde bu yöne ilişkin temyiz isteminin reddi ve kararın onanmasına yönelik çoğunluk görüşüne karşıyız.