Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2021/7287 E. 2022/8794 K. 08.12.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/7287
KARAR NO : 2022/8794
KARAR TARİHİ : 08.12.2022

MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 18.02.2021 tarih ve 2017/1156 E. – 2021/203 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 01.07.2013 tarihinde Astroyal Spor ve Turizm İşletmeleri Ltd. Şti’nin hisselerini devraldığını, 16.07.2013 tarihinde Ticaret Sicil Gazetesi’nde ilan edildiğini, 02.07.2013 tarihli toplantıda …’ın tek başına 10 yıllığına müdür seçildiğini, 4 aylık süreçte ödenmeyen senetlerden ötürü şirkete haciz geldiğini, hacizler dolayısıyla şirket bünyesindeki işletmenin zarar ettiğini, bu olaylar üzerine müvekkilinin 30.10.2013 tarihinde 31866 yevmiye numaralı ihtarla şirket ortağı olarak şirkete ait tüm bilgi, belge ve ticari defterleri inceleme talebinde bulunduğunu, şirketin müvekkiline hesap çıktısı ibraz ettiğini, hesap çıktısının çelişkilerle dolu olduğunu, şirket bünyesinde işletilen spor salonundan elde edilen gelirle hesap özeti olarak gönderilen ve işletmeden elde edildiği iddia edilen gelirin birbiriyle örtüşmediğinin tespit edildiğini, SSK’ye ödeme yapmadığını, elektrik abonmanlığı sözleşmesinin olmadığını, doğal gaz ödemelerinin gecikmeli yapılması nedeniyle kesintiye uğradığını ve borcu yeniden yapılandırıp kuruma iki adet çek verdiğinin tespit edildiğini, davalının ortağı olduğu aile şirketinden yüklü miktarda borç alıp dava konusu şirketi hukuki sebebi belirli olmayan ağır bir borcun altına soktuğunu belirterek 6102 sayılı TTK’nın 630/2-3 maddesi uyarınca davalının şirket müdürlüğünden azline, şirket ortaklarından veya çalışanlarından birinin kayyım olarak atanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının olumsuz davranışları ile şirkete mali ve idari yönden zarar verdiğini, iş yeri içinde kullanılan şirket hesabına dahil olan pos cihazını kullanmayarak başka pos cihazı üzerinden tahsilat yapma ve bu tahsilatları şirket hesabına yansıtmama gibi davranışlar içerisine girdiğini, işyerini mesul müdürden izinsiz kapattığını, davacı aleyhinde Bakırköy 11. ATM’nin 2013/506 esas sayılı dosyasında ortaklıktan çıkarılma davası görüldüğünü, iddiaların asılsız olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak alınan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre şirkette ait elektrik ve doğal gaz borçlarının ödenmemesi nedeniyle kesik olduğu, tüm aletlerin elektrikle çalıştığı, aydınlatmanın olmadığı, havuz, sauna, hamam için doğal gaza ihtiyaç olduğundan şirket üyelerine hizmet veremediği, şirket ön muhasebesi şirket merkezinde tutulmasına rağmen bilgisayarların sökülüp götürüldüğü, üye kayıtları ve envanter, kasa sayımı yapılamadığı, şirketin gayrı faal olduğu, şirkete ait belge ve bilgilerin
kayyıma verilmediği, TTK’nın 625. maddesi uyarınca limited şirket müdürünün görev ve yükümlülükleri göz önünde bulundurulduğunda şirketin mevcut tespit olunan durumunun şirket müdürünün görev ve sorumlulukları ile bağdaşmadığı anlaşılmakla azil şartlarının gerçekleştiği, davalı şirket müdürünün şirketin mali açıdan denetlenebilmesi yönünde özen yükümlülüğü ve yasanın şirket müdürüne yüklediği görevlerini ihmal ettiği, şirketin çalışamaz hale geldiği, bu hususun kayyım raporlarıyla doğrulandığı gerekçesiyle davanın kabulü ile davalının müdürlük görevinden azline, kayyım …’nın görevinin yönetim kayyımı olarak yeni müdür seçilinceye kadar devamına karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 21,40 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 08.12.2022 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

(M)

Dava, davalının limited şirket müdürlüğünden azli ve şirkete kayyım atanması istemine ilişkindir.
Dosya kapsamından anlaşıldığı üzere davacı 01.07.2013 tarihinde Astroyal Spor ve Turizm İşletmeleri Ltd. Şti’nin hisselerini devralmış, 02.07.2013 tarihli toplantıda davalı …’ın tek başına10 yıllığına müdür olarak atanmasına karar verilmiş, davacı 30.10.2013 tarihli ihtarname ile şirketle ilgili bilgi istemiş, işbu dava ise davalının müdür olarak atanmasından yaklaşık 4,5 ay sonra 19.11.2013 tarihinde açılmıştır.
Mahkemece, 03.03.2014 tarihli celse ara kararı gereğince şirket müdürünün iş ve eylemlerinin denetlenmesi ve kararlarının onaylanması amacıyla kayyım atanmış, kayyımlar yargılama sürecinde 20.03.2014 havale tarihli ve 24.06.2014 havale tarihli raporları düzenlemişlerdir.
Mahkemece, davanın kabulüne dair verilen 01.10.2015 tarihli ilk kararın davalı vekilince temyizi üzerine Dairemizin 19.09.2017 tarih, 2016/1875 E. 2017/4526K. sayılı ilamı ile mahkemece atanan kayyımların verdiği iki adet kayyım raporuna dayalı olarak düzenlenen bilirkişi raporuna itibar edilerek davalı yöneticinin azline karar verildiği, davanın 19/11/2013 tarihinde açılıp kayyımların düzenlemiş olduğu 20.03.2014 havale tarihli rapora göre şirketin elektrik ve doğal gaz borçlarının ödenmemesi sebebiyle işletmenin gayrı faal durumda olduğu, 24.06.2014 havale tarihli kayyım raporunda ise şirketin defterleri üzerinde inceleme yapılması için davalı tarafa süre verilmesine rağmen defterlerin tesliminden imtina edildiği ve gerekli incelemenin yapılamadığının belirtildiği, 6102 sayılı TTK’nın 630/2maddesinde gösterilen haklı sebebin dava tarihi itibariyle mevcut olması gerektiği, gerek kayyım raporları gerekse kayyım raporlarına dayanan bilirkişi raporundan bu hususun anlaşılamadığı, ayrıca şirket aleyhine icra takiplerinin bulunması şirket müdürünün azil sebebi olarak kabul edilmiş ise de bu takiplerin dayanağı borçların nasıl ve hangi tarihte oluştuğu,şirketin likiditesi mevcut olmasına rağmen yönetimin ödeme yapmaktan imtina edip etmediği hususları dahi incelenmeden, “mahkemece davanın devamı sırasında tedbiren atanan ve mahkemece verilen görev zimnında düzenlenen kayyım raporlarına istinaden” karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle davalı yararına bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak, daha önceki bilirkişi heyetinden ek rapor alınarak yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Ancak mahkemece bozma ilamı sonrasında alınan ek raporda şirket aleyhine yürütülen icra takip dosyaları incelenmiş, dosyaya bildirilen 11 adet takip dosyasının borçlarının 2013 yılına ait kambiyo ve GSM faturasından kaynaklandığı, borçluların … ve Astroyal Spor ve Tur. Ltd. Şti. olduğu, söz konusu dosyaların takipsizlikle kapandığı, kaydi değerler göz önüne alındığında 31.12.2013 tarihi itibariyle şirketin kaydi değerleri (+) 18.271,79 TL olup borca batık durumda olmadığı, şirketin mal varlığının borçlarını ödeyebilecek durumda olmasına karşılık borçların ödenmediği, likit durumun tespit edilemediği ancak kök rapordaki görüşleri geçerli olup dosyada mevcut kayyım raporlarındaki tespitler de nazara alınmak suretiyle azil şartlarının gerçekleştiği yönünde görüş bildirildiği anlaşılmıştır.
Mahkeme uyulmasına karar verilen Dairemiz bozma ilamında açıkça 6102 sayılı TTK’nın 630/2 maddesinde gösterilen haklı sebeplerin dava tarihi itibariyle mevcut olması gerektiği, gerek kayyım raporları gerekse kayyım raporlarına dayanarak düzenlenen kök bilirkişi raporundan bu hususun anlaşılamadığı belirtilmiş olmasına rağmen bozma sonrası alınan ek bilirkişi raporunda yine yargılama sırasında atanan kayyım raporlarına dayanılarak azil koşullarının oluştuğu görüşü bildirilmiştir.
Yine azil sebebi olarak kabul edilen icra takiplerinin dayanağı borçların nasıl ve hangi tarihte oluştuğu konusunda yapılan inceleme neticesinde bu borçların davalı ile bağlantısı somut olarak ortaya konulmadığı gibi söz konusu takip dosyalarının da takipsizlikle kapandığı anlaşılmıştır.
Buna göre azli gerektiren haklı sebeplerin dava tarihi itibariyle varlığını ispat yükünün davacıda olduğu, müdürün azline gerekçe gösterilen icra takiplerinin davalının müdür olarak görev yaptığı tarihte müdürün eylemleri nedeniyle doğduğu somut delillerle ispatlanmadığı gibi şirketin/borca batıklık durumu da bulunmadığı nazara alındığında davalı müdürün azlini gerektiren koşulların dava tarihi itibariyle oluştuğunun ispatlanamadığı düşüncesinde olduğumdan, davanın kabulüne dair karar onayan Daire çoğunluğunun görüşlerine katılmıyorum.