YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/14620
KARAR NO : 2023/653
KARAR TARİHİ : 25.01.2023
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/1063-2022/1488
DAVA TARİHİ : 02/10/2020
HÜKÜM/KARAR : Kısmen kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ : … 3. İş Mahkemesi
SAYISI : 2020/42-2021/90
Taraflar arasındaki ödeme emri iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ile davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı dava dilekçesinde; …’nün 11 adet ödeme emrinin 18.09.2020 tarihinde tarafına tebliğ edildiğini, dava dışı asıl borçlu Özel FizyoTıp Sağlık Hizmet Ltd. Şti. ‘nin bir dönem (21.01.2016-02.03.2016 tarihleri arası dönemde) şirket ortaklığını ve müdürlüğünü yaptığını, şirket prim borçlarının hazineye intikal eden şirkete ait malvarlığından tahsili gerekirken kendisinden tahsili yoluna gidilmesi ve bu yolda kendisine ödeme emri tebliğinin hukuka aykırı olduğunu , 09.03.2016 ve 9028 sayılı Ticaret Sicil Gazetesinde yayınlanan 01.03.2016 tarih ve 2016/2 sayılı Genel Kurul kararı ile hisselerinin tamamını 02.03.2016 tarihinde dava dışı Serdar Mutlu’ya devrettiğini, ödeme emirlerinin kendisine tebliğ edildiği 18.09.2020 tarihinde şirketin kanunu temsilcisi olmadığını, asıl borçlu şirketin taşınır ve taşınmaz malvarlığının Hazineye irat kaydedildiğini, bundan sonra kendisinden yüksek gecikme zammı ile birlikte asıl borçlu şirket borçlarının tahsilinin hukuka aykırı olduğunu, öncelikle asıl borçlu şirketin mal varlığının araştırılarak dava konusu sigorta prim borçlarının asıl borçlu şirketten tahsili imkanı olup olmadığının belirlenmesi gerekeceğini, asıl borçlu şirket mal varlığından kısmen veya tamamen tahsil edilemeyen, tahsil edilemeyeceği anlaşılan alacakların şirket kanuni temsilcilerinin şahsi mal varlığından tahsili yoluna gidilebileceğini beyanla 12/2015 ve 02/2016-03/2016 dönemleri ile ilgili 22.09.2020 tarih ve 11244019 sayılı 11 adet ödeme emrinin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; Kurumlarınca dava dışı asıl borçlu Özel FizyoTıp Sağlık Hizmet Ltd.Şti.’nin prim ve muhtelif borçlarının tahsili amacı ile 6183 sayılı A.A.T.U.H. Kanun hükümleri gereği icra takibine başlandığını, şirket müdürlerinin 5510 sayılı Yasa gereği görev aldıkları dönemdeki borçların tamamından, şirket ortaklarının ise 6183 sayılı Yasa 35. maddesi gereği şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından sermaye payı oranında doğrudan doğruya sorumlu olacağı, yine aynı kanunun 5766 sayılı Kanunla değişik 35. maddesine göre ortağın şirketteki sermaye payını devretmesi halinde payı devreden ve devralan şahısların devir öncesine ait amme alacaklarının ödenmesinde müteselsilen sorumlu tutulacağını, amme alacağının doğduğu ve ödenmesi gerektiği zamanlarda pay sahiplerinin farklı şahıslar olması halinde bu şahısların müteselsilen sorumlu olacaklarını, … Ticaret Sicil Müdürlüğü’nün 14.02.2020 tarihli yazısı ile davacı … ‘ün şirket ortağı ve müdürü olduğunun anlaşıldığını, 02.03.2016 tarihine kadar sorumluluğu bulunduğundan dolayı ödeme emirlerinin kendisine tebliğ edildiğini, davacının ödeme emirlerini tebliğ aldıktan sonra da kurumlarına herhangi bir itirazda da bulunmadığını, Sigorta Primleri Genel Müdürlüğü’nün 29.07.2016 tarihli yazısına istinaden Kanun hükmünde kararnameler ile kapatılan kurum ve kuruluşların ve bunlara bağlı iktisadi işletmelerin ve teşekküllerin hazineye bedelsiz devredilmesi üzerine kurum alacaklarının kapatılan tüzel kişiliklerden tahsili imkanının ortadan kalktığını bunun üzerine davacıya şirket yönetici ve ortağı olarak dava konusu ödeme emirlerinin tebliğ edildiğini beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı taraf istinaf dilekçesinde; borçlu şirketin mal varlığı araştırılmadan ve borcun şirketten alınamayacağı mahkeme kararları ile kesinleşmeden tamamından kendisinin sorumlu tutulmasının hukuka aykırı olduğunu, ödeme emirlerinin iptaline karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının 20.01.2016-02.03.2016 tarihleri arasında dava dışı borçlu şirketin ortağı ve temsil ve ilzama yetkili müdürü olması; 02.03.2016 tarihi itibariyle ortaklığının ve müdürlük görevinin sona ermesi karşısında davacı, 2016/2 dönemine ilişkin borçlar yönünden dava dışı şirket ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu bulunduğundan 2016/2 dönemine ilişkin borçlardan ötürü 2016/16405, 2016/16406 ve 2016/16407 sayılı dosyalarından gönderilen ödeme emirlerinin iptaline ilişkin talebin reddi gerekir.
Ancak yukarıda da değinildiği gibi davacının şirket ortaklığının ve müdürlük görevinin 02.03.2016 tarihi itibariyle sona ermesi, 2016/3 dönemine ilişkin prim borcunun ise ertesi ayın son gününde muacceliyet kesbedecek olması karşısında davacının 2016/3. dönemine ilişkin borçlardan ise sorumlu tutulmaması gerektiğinin gözetilmemesi de yerinde görülmemiştir.
6183 sayılı Kanun’un 58. maddesinin beşinci fıkrasındaki “İtirazında tamamen veya kısmen haksız çıkan borçludan, hakkındaki itirazın reddolunduğu miktardaki amme alacağı %10 zamla tahsil edilir.” hükmünün, Anayasaya Mahkemesi’nin 02.08.2022 tarih ve 31911 sayılı resmi gazetede yayımlanan 21.04.2022 tarih ve 2021/118 E. 2022/48 K. sayılı kararı ile Anayasaya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmesi nedeniyle davacı aleyhine haksız çıkma tazminatına hükmedilmemesi gerekir.
Açıklanan nedenlerle; davacının kısmen yerinde görülen istinaf başvurusunun kabulü ile HMK’nın 353/1-b.2 maddesi gereğince ortadan kaldırılmasına ve aşağıdaki şekilde yeniden hüküm kurulmasına karar verilmesi gerekmiştir.
1-Davacının istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile … 3. İş Mahkemesinin 07.06.2021 tarih ve 2020/42 E. 2021/90 K. sayılı kararının kaldirilmasına,
2- Davanın kısmen kabulü ile;
a- Davalı Kurumca, 2017/10103, 2017/10104, 2017/10105, 2017/10106, 2017/10061 sayılı takip dosyalarından davacıya gönderilen ödeme emirlerinin iptaline,
b- Davalı Kurumca, 2017/10058, 2017/10059, 2017/10060 sayılı takip dosyalarından davacıya gönderilen ödeme emirlerine konu borçların 2016/3. aylarına ilişkin kısımlarının iptaline, fazlaya ilişkin talebin reddine,
c- Davacının 2016/16405, 2016/16406 ve 2016/16407 sayılı dosyalarından gönderilen ödeme emirlerinin iptaline yönelik talebinin reddine, karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı taraf ile davalı Kurum vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1-Davacı istinaf dilekçesi ile birebir aynı sebeplerle eksik incelemeye dayalı kararın bozulmasını istemiştir.
2- Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde, davanın reddinin gerektiğini, Kurum işleminin usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, ödeme emirlerinin iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile 5510 sayılı Kanunun 88, 102 nci maddeleri, 6183 sayılı Kanunun 35 inci ve mükerrer 35 inci maddeleri hükümleridir.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı Kurum vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler ve özellikle ödeme emrindeki borç döneminin 2015/12-2016/3 dönem ve arasına ait olduğu, ödeme emrinin davacıya 22.09.2020 tarihinde tebliğ edildiği, davanın ise 15 günlük hak düşürücü süre içerisinde 02.10.2020 tarihinde ikame edildiği, davacının … Ticaret Sicil Müdürlüğü’nün 14.02.2020 tarihli yazısına göre, 21.01.2016 tarihli yapılan tescil işlemi ile şirket ortaklarının …, davacı … olduğu, şirket müdürleri olarak …, davacı … aksi karar alınıncaya kadar şirketi müştereken temsil ve ilzama yetkili kılındığı, 02.03.2016 tarihinde yapılan tescil işlemine göre ise, şirket müdürleri …, davacı … müdürlük yetkileri iptal edilmiş. Davacı … şirketteki tüm hissesini … ’ya devretmiş olduğu gözetildiğinde, şirket ortaklığının ve müdürlük görevinin 02.03.2016 tarihi itibariyle sona ermesi, 2016/3 dönemine ilişkin prim borcunun ise ertesi ayın son gününde muacceliyet kesbedecek olması karşısında davacının 2016/3. dönemine ilişkin borçlardan ise sorumlu tutulmaması, idari para cezasının, neticede bir cezai yaptırım olup, cezaların şahsiliği ve kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkelerine göre, asıl borçlu tüzel kişilik hakkında düzenlenmesi nedeniyle, temsil ve ilzama yetkili kişi sıfatı ile hareket edenler şahsen sorumlu tutulamayacağının gözetilmesi neticesinde dosyada yer alan tüm bilgi ve belgelerin incelenmesinde kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
25/01/2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
…