YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/17287
KARAR NO : 2009/14460
KARAR TARİHİ : 09.11.2009
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş)Mahkemesi
Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde 9.2.2002- 28.11.2006 tarihleri arasında asgari ücretle çalıştığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava, davacının davalıya ait narenciye bahçesinde 09.02.2002-28.11.2006 tarihleri arasında geçen ve Kuruma bildirilmeyen çalışmaların tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece;davacının bahçe bakımı, budama ve sulama gibi işlerin tarım işi niteliğinde olduğu, bekçilik iş yaptığını da ısbatlayamadığı gerekçesiyle istemin reddine karar verilmiş ise de bu sonuç eksik incelemeye dayalı olup usul ve yasaya aykırıdır.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacının, davalıya ait iş yerinde geçen çalışması ile ilgili Kuruma giriş bildirgesi verilmediği, uyuşmazlık konusu dönemde 011396624 sicil nolu iş yerinde 19.06.2002-05.08.2002 tarihleri arasında 47 gün 506 sayılı Yasa kapsamında çalışmasının bulunduğu, anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlık, yapılan işin tarım işi olup olmadığı,davacı ile davalı arasındaki ilişkinin hizmet akti olup olmadığı hizmet akdi ise somut olayda fiili çalışma olgusunun yöntemince kanıtlanmış olup olmadığı, mahkemece bu yönde yapılan inceleme ve araştırmanın hükme yeterli bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
Bilindiği gibi 506 sayılı Yasa’nın 3.maddesinde tarım işine istisna teşkil eden çalışmalar bendler halinde sayılmıştır. Buna göre 506 sayılı Yasa’nın 3/1-A maddesinin (a) bendinde yazılı olan; kamu sektörüne ait tarım ve orman işlerinde ücretle, (b) bendinde özel sektöre ait tarım ve orman işlerinden ücretli ve sürekli olarak, (c) bendinde tarım sanatlarına ait işlerde, (d) bendinde tarım işyerlerinde yapılan ve tarım işlerinden sayılmayan işlerde, (e) bendinde ise tarım işyeri sayılmayan işyerlerinin park, bahçe ve fidanlık ve benzeri işlerinde çalışanlar hariç olmak üzere tarım işinde çalışanlar 506 sayılı Yasa kapsamında sigortalı sayılmazlar.
Olayda sağlıklı bir sonuca ulaşılabilmesi için sigortalılık niteliğini edinmenin koşulları üzerinde durulmalıdır. Bir kimsenin sigortalı sayılabilmesi için aradaki iş ilişkisi kural olarak hizmet aktine dayanmalı, hizmet aktinin çalıştırana yüklendiği edim işverene ait işyerinde görülmeli, çalıştırılan 506 sayılı Yasa’nın 3. maddesinde belirtilen sigortalı sayılmayan kişilerden olmamalıdır. somut olayda ikinci ve üçüncü koşulun oluştuğu konusunda bir uyuşmazlık mevcut değildir.
Uyuşmazlığın çözümü için davacı ile davalı arasındaki ilişkinin hizmet aktine dayanıp dayanmadığının taştışılması gerekmektedir. Baskın olan bilimsel ve yargısal görüşlere göre “zaman” ve “bağımlılık” unsurları hizmet aktinin ayırıcı ve belirleyici özellikleridir. Çalışan kişi Borçlar Kanunu’nun 313. maddesinde öngörülen çerçeve içinde “zaman” ve “bağımlılık” unsurlarını gerçekleştirecek biçinde çalışmaktaysa aradaki çalışma ilişkisi hizmet aktine dayanıyor demektir. Bilindiği gibi zaman unsuru çalışanın iş gücünü belirli, yada belirli olmayan bir süre içinde işverenin buyruğunda bulundurmasını kapsar. Hiç kuşkusuz çalışan bu süre içinde işveren veya vekilinin buyruğu ve gözetimi altında (bağımlı olarak) edimini yerine getirecektir.
Burada sözkonusu olan bağımlılık ise her an ve durumda çalışanı denetleme ve buyruğuna göre edimini yaptırma olanağını işverene tanıyan, çalışanın edimi ile ilgili buyruklar dışında çalışma olanağı, bulamayacağı nitelikte bir bağımlılıktır.
Öte yandan davanın yasal dayanağını oluşturan; 506 sayılı Sosyal Sigortalar Yasa’sının 2 ve 6. maddelerinde açıkça belirlendiği üzere, sigortalılığın oluşumu yönünden çalışma olgusunun varlığı zorunludur. Eylemli veya gerçek biçimde çalışmanın varlığı saptanmadıkça, hizmet akdine dayanılarak dahi sigOrtalılıktan söz edilemez. Fiili veya gerçek çalışmayı ortaya koyacak belgeler, işe giriş bildirgesiyle birlikte 506 sayılı Yasa’nın 79. maddesinde belirtilen sigortalının gün sayısını, kazanç durumunu, çalışma tarihleriyle birlikte ortaya koyan aylık sigorta gün bilgileri ile Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği’nin 17. maddesinde belirtilen 4 aylık prim bordroları gibi Kuruma verilmesi zorunlu belgelerdir. 506 sayılı Yasa’nın 79/10. maddesinde bu tür hizmet tespit davalarının kanıtlanması yönünden özel bir yöntem öngörülmemiştir. Kimi ayrık durumlar dışında resmi belge veya yazılı delillerin bulunması sigortalı sayılması gereken sürelerin saptanmasında güçlü delil olmaları itibariyle sonuca etkili olurlar. Ne var ki bu tür kanıtların bulunmaması salt, bu nedene dayalı istemin reddine neden olmaz. Somut bilgilere dayanması koşuluyla, bordro tanıkları veya iş ilişkisini bilen veya bilmesi gereken komşu işyerleri kayıtlı çalışanları gibi kişilerin bilgileri ve bunları destekleyen kim diğer kanıtlarla dahi sonuca gitmek mümkündür. Kamu düzenine dayalı bu tür davalarda hakim, görevi gereği doğrudan soruşturmayı genişleterek sigortalılık koşullarının oluşup oluşmadığını belirlemelidir. Bu yön, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555, 5.2.2003 gün 2003/21-35-64, 15.10.2003 gün 2003/21-634-572, 3.11.2004 gün 2004/21-480-579 ve 2004/21-479-578, 10.11.2004 gün 2004/21-538 ve 1.12.2004 gün 2004/21-629 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır
Somut olayda; davacının çalıştığını iddia ettiği narenciye bahçesinin 60 dönüm olduğu, davacının bahçe içersinde bulunan evde ikamet ettiği karşılığında kira bedeli ödemediği, tanık anlatımlarına göre bekçilik işi ile birlikte zaman zaman başkalarının işinde de yevmiye karşılığı çalıştığı ayrıca kendi adına birkaç adet inek beslediği anlaşılmaktadır. Her ne kadar tanıklar davacı ile davalı arasındaki ilişkinin niteliği ile ilgili yeterli bilgi sahibi olmadıklarını söylemişlerse de, bir kimsenin 60 dönüm narenciye bahçesi içersinde hayvan besi çiftliği ve ev bulunan bir çiftliğin bakım gözetim ve korunmaya ihtiyacı bulunduğu da gözetilerek böyle bir çiftlikte karşılıksız olarak bir kimsenin barınmasına ve kendi adına hayvan beslemesine izin verilmesi hayatın olağan akışına uygun değildir. Bu nedenle tanık anlatımları ve iş yerinin özellikleri dikkate alındığında davacının davalıya ait narenciye bahçesi iş yerinde 506 sayılı Yasa kapsamında hizmet akti ile çalıştığının kabulü gerekir.
Yapılacak iş; davacının talep ettiği dönemde 19.6.2002- 5.8.2002 tarihleri arasında dava dışı başka bir işyerinde çalıştığıda gözetilerek tüm deliller bir arada değerlendirilerek çalışma süresini belirleyip çıkacak sonuca göre bir karar vermektir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 09.11.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.