Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2008/19584 E. 2009/16657 K. 21.12.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/19584
KARAR NO : 2009/16657
KARAR TARİHİ : 21.12.2009

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı,Kuruma fuzulen tahsil edilen fark prim alacağının yasal faizi ile istirdadına karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

Dava, davacının 17 yıl 1 ay 20 gün 1479 sayılı Yasa’ya tabi sigortalı sayılması üzerine kurumca fuzulen tahsil edilen 4640.00 TL fark prim alacagının kurumdan faizi ile istirdadı istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş ise de, bu sonuç usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır.
01.04.1972 tarihinde yürürlüğe giren, ve dava tarihinde yürürlükte olan 1479 sayılı Yasa’nın 24. maddesi ilk şekliyle, sigortalılığın oluşumu için, kendi ad ve hesabına bağımsız çalışma olgusunun gerçekleşmesi yanında, ayrıca, kanunla kurulu meslek kuruluşlarına kayıtlı olma koşulunu da aramıştır. Bu kuruluşlara kayıt tarihi ise, sigortalılığın başlangıcı yönünden, yasal karine kabul edilmiştir. 04.05.1979 tarihinde yürürlüğe giren 2229 sayılı Yasa, …’lu olabilme yönünden, söz konusu 24. maddenin öngördüğü meslek kuruluşlarına kayıtlı olma koşulunu kaldırmış, sadece yasanın temel ilkesi olan kendi ad ve hesabına çalışma koşulunun gerçekleşmesi durumunda, sigortalılığın oluşacağını yeterli görmüştür. Buna karşın, 20.04.1982 tarihinde yürürlüğe giren 2654 sayılı Yasa bağımsız çalışanların sigortalı olabilmeleri yönünden vergi yükümlülüğünü öngörmüş, vergiden muaf olanların da kanunla kurulu meslek kuruluşlarına kayıtlı olmaları durumunda yine sigortalı sayılacaklarını kabul etmiştir. 22.03.1985 yürürlük tarihli 3165 sayılı Yasa ise sigortalılığa karine yönündeN vergi kaydının, bu kaydın bulunmaması veya vergiden muaf olunması halinde, esnaf ve sanatkar sicili veya kanunla kurulu meslek kuruluşu kayıtlarının esas alınacağını belirlemiştir.aynı yasanın 25.maddesi ile de sigortalılığın başlangıç ve bitiş tarihleri düzenlenmiş olup bu maddeye göre ise 24.maddeye göre sigortalı sayılanlardan gelir vergisi mükellefi olanların sigortalılıklarının mükellefiyet başlangıç tarihinden,vergiden muaf olanların ise esnaf ve sanatkar sicili ile birlikte kanunla kurulu meslek kuruluşlarına kayıtlı olmak şartıyla başlayacağı ve bu surette sigortalı olanların hak ve yükümlülüklerinin sigortalı sayıldıkları tarihte başlayacağı bu kayıtların sona erme tarihlerine göre de sigortalılığın sona ereceği düzenlenmiştir.
Davacının şahsi sicil dosyasının incelenmesinden, 1983 tarihinde kuruma verilen giriş bildirgesine istinaden, 20.04.1982 tarihi itibariyle … sigortalısı olarak kayıt ve tescilinin yapıldığı, 31.12.2003 tarihinde de kuruma işi bırakma formu vererek sigortalılığına son verdiği,27.06.1979-11.06.1990,14.04.1994-31.12.1994,26.03.1996-31.12.1996 tarihleri arasında vergi kaydı, 05.12.1987-21.12.1990,09.05.1996-19.01.2004 tarihleri arasında Oda kaydı ile 20.06.1996-23.01.2004 tarihleri arasında da esnaf ve sicil kaydının bulunduğu anlaşılmaktadır. Uyuşmazlık ,davacının 2003 yılında kurumdan sadece vergiye kayıtlı olduğu dönemlerde sigortalı sayılma isteminin kurumca önce kabul edilip sonradan gecersiz sayılarak davacının yukarıda açıklanan yasal kayıtlarının bulunduğu dönemlerde de sigortalı sayılıp sayılamayacağına ilişkindir.
Davacının yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler gereği 20.04.1982 – 25.12.1986, 01.01.1987 – 21.12.1990, 14.04.1994 – 31.12.1994 ve 26.03.1996 – 04.01.2004 tarihleri arasında 1479 sayılı Yasa’ya tabi sigortalı olduğu açıktır. Bu halde kurumun davacıyı sadece vergi sürelerinde sigortalı sayılmasına ilişkin işleminin hatalı olduğu daha sonra bu hatalı işleminden dönerek davacıyı belirtilen sürelerde sigortalı sayma işlemi doğru olup, hatalı işleminden dönen kurumun fark prim tahsiline ilişkin işlemininde yerinde olduğu ortadadır.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın davanın reddi yerine yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 21.12.2009 gününde oy birliği ile karar verildi.