YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/15682
KARAR NO : 2009/16851
KARAR TARİHİ : 22.12.2009
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, davalı işveren nezdinde 11.12.1985-15.02.1990 tarihleri arası çalıştığı günlerin tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, taraf vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre tarafların aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Davacı, davalı Bankaya devir edilen Emlak Bank A.Ş.’nin Şanlı Urfa şubesinde 11.12.1985-26.06.1988 ve Diyarbakır şubesinde 27.06.1988-15.02.1990 tarihleri arasında geçen çalışmaların kesintisiz olduğunun ve davalı işyerinden noksan bildirilen 514 günlük hizmetin tespitini istemiştir.
Mahkemece 11.12.1985 ile 15.02.1990 tarihleri arasında davalı işyerinde geçen çalışmaların kesintisiz olduğunun ve noksan bildirilen 514 günlük çalışmanın tespitine karar verilmiş ve bu karar süresinde taraf avukatlarınca temyiz edilmiştir.
Davacının işverenin Diyarbakır şubesinde 27.06.1988-15.02.1990 tarihleri arasında geçen çalışmaların kesintisiz olduğunun tespiti doğrudur. Ancak Şanlı Urfa’da geçen çalışmalar bakımından yeterli inceleme ve araştırma yapılmaksızın sonuca gidildiği görülmektedir.
Davacının Şanlı Urfa’daki işyerinde çalışmaya başladığının 11.12.1985 tarihli işe giriş bildirgesiyle kuruma bildirildiği ve 11.12.1985 tarihinden itibaren davacının, işyerindeki çalışmalarının işe giriş bildirgelerine, aylık ve üç aylık bordrolara dayanılarak Kuruma kısmi olarak bildirildiği ve bildirime uygun olarak da primleri ödendiği dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır. Mahkemece dosya içerisine gelen dönem bordrolarına göre Diyarbakır şubesi çalışanı oldukları anlaşılan tanıkların anlatımlarından yola çıkılarak Şanlı Urfa’da geçen çalışmaların kesintisiz olduğu sonucuna varılması hatalı olmuştur. Gerçekten kamu düzenine dayalı bu tür davalarda hakim, görevi gereği doğrudan soruşturmayı genişleterek sigortalılık koşullarının oluşup oluşmadığını belirlemelidir. Bu yön, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555, 5.2.2003 gün 2003/21-35-64, 15.10.2003 gün 2003/21-634-572, 3.11.2004 gün 2004/21-480-579 ve 2004/21-479-578, 10.11.2004 gün 2004/21-538 ve 1.12.2004 gün 2004/21-629 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır.
İşe giriş bildirgesi ve bordrolar davacı çalışmalarının işyerinde kesintili geçtiğinin karinesidir. Karinenin tersinin ise eşdeğerdeki belgelerle kanıtlanması gerektiği söz götürmez. Başka bir anlatımla yazılı belgelerin varlığı halinde tanık sözlerine itibar edilemez. Dairemizin, giderek Yargıtay’ın oturmuş ve yerleşmiş görüşleri de bu doğrultudadır.
Yapılacak iş, davacının 11.12.1985-26.06.1988 tarihleri arasında Şanlı Urfa’da geçtiğini ve kesintisiz olduğunun tespitini istediği sürelerle ilgili olarak eğer varsa davalı işverenin ücret bordrolarının bulunmadığını bildirmiş bulunmasına göre, işverence SGK’na verilen dönem bordrolarında kayıtlı tanıklar saptanarak, bu tanıkların bilgilerine başvurmak, dönem bordroları yok ise işverenin komşu işyerlerinin kayıtlarına geçmiş kişileri veya benzer işi yapanların kayıtlara geçmiş kimseleri tespit edilip dinlenmek, işyerine ilişkin Kurum şubesinde bulunan işyeri dosyası ile davacıya ait işyerindeki şahsi dosyalarını celbetmek, muhtasar vergi beyannamelerini incelemek ve tüm deliller toplandıktan sonra delilleri takdir edip ve sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Öte yandan, istem gibi 11.12.1985 ile 15.02.1990 tarihleri arasında davalı işyerinde geçen çalışmaların kesintisiz olduğunun ve noksan bildirilen 514 günlük çalışmanın tespitine karar verildiği halde, davanın kısmen kabul edildiğinden bahisle davacı aleyhine yargılama gideri ve avukatlık ücretine karar verilmesi de kabul şekli bakımından hatalı olmuştur.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, tarafların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacı ile davalılardan ilgiliye iadesine, 22.12.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.