YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/39322
KARAR NO : 2023/204
KARAR TARİHİ : 23.01.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2019/1517 E., 2021/1136 K.
SUÇ :Silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz başvurusunun esastan reddi ile hükmün onanması
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiş,
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Ankara 15. Ağır Ceza Mahkemesinin, 04.07.2019 tarihli ve 2019/184 Esas, 2019/307 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir.
2. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 29.06.2021 tarihli ve 2019/1517 Esas, 2021/1136 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik İlk derece mahkemesi Cumhuriyet savcısının istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
3. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 19.10.2022 tarihli ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz istemi özetle; sanığın, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü lideri ve yöneticileri tarafından yapılan, örgütün finans kaynağı olan Bank … adlı bankada yeni hesap açılması veya var olan hesaplara para yatırılması şeklindeki çağrısından sonra, mali destekte bulunmak amacıyla Bank … adlı bankada 23.01.2014 tarihinde katılım hesabı açtırarak 3.900 TL para yatırdığının, sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisakı nedeniyle 667 Sayılı KHK ile kapatılmasına karar verilen Tüm Teknik Çalışan Elemanlar Derneğinin yönetim kurulu yedek üyesi olduğunun tespit edildiği, sanığın tespit edilen eylemlerinin FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne yardım etme suçunu oluşturması nedeniyle atılı suçtan cezalandırılmasına karar verilmesine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince “Sanığın faaliyetlerin örgütsel olduğunun ispat edilmesinin gerekli olduğu gözetildiğinde atılı suç tarihi itibariyle … Organize Sanayi Bölgesinde dökümcü olarak çalışan, ByLock kaydı bulunmayan ancak örgüt irtibatı nedeniyle kapatılan Bank … da … nolu hesabı bulunan, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile irtibatı sebebiyle 667 sayılı KHK ile kapatılan Tüm Teknik Çalışan Elemanlar derneğinin bir süre yönetim kurulu yedek üyesi olduğu görülen, kapatılan bu derneğe mesleği icabı ilgi duyduğu autocad gibi programları öğrenmek için ücretsiz kurs verileceği düşüncesi ile üye olduğunu savunan sanığın, 667 sayılı KHK ile kapatılan Tüm Teknik Çalışan Elemanlar derneğinin 11.05.2015 tarihinde üyesi olduğu, 05.12.2015 tarihli olağanüstü genel kurul ve 04.06.2016 tarihli olağanüstü genel kurulda yönetim kurulu yedek üyesi olduğu, sanığın olağanüstü genel kurullarda ne şekilde yönetim kurulu yedek üyesi olduğunun (seçildiği) tam olarak tespit edilemediği, sanığın kapatılmasına karar verilen derneğin örgütsel amaç ve hedeflerini bildiğine ve örgüt mensupları tarafından kendisine verilen emir ve talimata dayalı olarak bu amaç ve hedefleri gerçekleştirmek amacıyla derneğe üye olduğuna dair kanıt da elde edilemediği, sanığın derneğe üye olduğu tarih itibariyle anayasa ve medeni kanundan doğan hakkını kullanarak yasal olduğunu düşündüğü bir derneğe üye olmasının örgütsel eylem olarak değerlendirilemeyeceği, dernek üyeliği ve bankaya para yatırma eylemlerin silahlı terör örgütünün hiyerarşik yapısına dahil olduğunu gösterir biçimde çeşitlilik, devamlılık ve yoğunluluk içermemesi karşısında sanığın örgüt üyesi olarak kabul edilmesine yasal olanak bulunmadığı, sanığa yükletilen (konusu suç oluşturmayan ancak örgüt liderinin talimatı doğrultusunda amaca hizmet eden faaliyet) yardım suçu (TCK’nın 314/3 maddesi delaletiyle TCK’nın 314/2 maddesinde yazılı suç tipi) yönünden sanığın, 667 sayılı KHK ile kapatılan Tüm Teknik Çalışan Elemanlar derneğinin örgütsel amaç ve hedeflerini bildiğine ve örgüt mensupları tarafından kendisine verilen emir ve talimata dayalı olarak bu amaç ve hedefleri gerçekleştirmek amacıyla derneğe üye olduğuna dair kanıt olmadığı, silahlı terör örgütü FETÖ/PDY ile bağlantılı bulunan Bank … isimli bankadaki hesap hareketleri incelendiğinde; Sanığın (Müşteri No: …, Müşteri Adı: …, Müşteri Açılış Tarihi: 23.01.2014) Bank … hesap bakiyesi gelişiminin, 2014 Ocak 3.900 TL; 2014 Şubat 3.924,97 TL; 2014 Mart 3.946,2 TL; 2014 Nisan 3.946,2 TL; 2014 Mayıs 3.966,28 TL; 2014 Haziran 3.987,1 TL; 2014 Temmuz 4.011,17 TL şeklinde olduğu; Hesap açılışı (23.01.2014) ve hesaba para yatırılması işleminin terör örgütü lideri …’in 15.01.2014 tarihinden sonra kamu oyu ile paylaşılmaya başlanan “Bank …’ya para yatırın” çağrısı ile aynı zamana denk gelmiş olmasına rağmen bankacılık referans işlemlerinin katılım hesabı açma ve temdit işlemlerinden ibaret olduğu, Bank … isimli bankaya BDDK’nın 04.02.2015 tarihinde el koymasından sonra hesapta para hareketi olmadığı ve bankanın mali durumunun güçlendirilmesi için bankaya para yatırılmasının söz konusu olmadığı dolayısıyla 30.05.2015 tarihinde BDDK tarafından banka idaresine kayyım atanmasından sonra bankada para bulundurmadığı “kayyım bankayı batırdı” algısı oluşturmak için hesabındaki parayı çekmesinin de söz konusu olmadığı, hesap ekstresi işlem açıklamalarına göre açılan katılım hesabının (vadeli hesap) bankayı zarara uğratmamak düşüncesiyle vadesinden önce kapatılmadığı, kar payı tahakkuku yapıldığı ve kara katılma oranının belirlendiği, Bankacılık işlemlerinin rutin bankacılık işlemlerinden ibaret olduğu, hesabında sıra dışı işlemler bulunmadığı, sanığın “devlet büyükleri paranızı çekin burası bir örgüttür diye konuşmaya başlayınca hemen gidip parasını çektiği” yönündeki savunmasını doğrular biçimde katılım hesabında temditler (kar payı tahakkukları) sebebiyle 2014 Temmuz ayı itibariyle 4.011,17 TL olduğu halde bu tarihten sonra 11.08.2014 tarihinde katılım hesabının kapatılması sebebiyle hesabında para bulunmadığı, sanığın örgüt liderinin talimatı doğrultusunda bankayı kurtarmak için bankada hesap açtırdığının sabit olmadığı, sanığın aşamalarda değişmeyen, kendi içerisinde tutarlı, aksi ispat olunamayan ve özü itibariyle de dosya kapsamı ile doğrulanan savunması gözetildiğinde sanığın suç işleme kastı ile hareket etmediği, yüklenen suç açısından sanığın kastının bulunmadığı sonuç ve vicdani kanaatine varılarak beraatine” karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Bölge Adliye Mahkemesince, incelenen dosya kapsamına ve gerekçeye göre İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgular ile hukuki vasıflandırma ve cezanın kişiselleştirilmesi yönünden hükümde herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden İlk Derece Mahkemesi Cumhuriyet savcısının istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan inceleme sonunda;
Ayrıntıları dairemizin 2017/1809 Esas ve 2017/5155 sayılı kararında ve dairemizce de benimsenen, istikrar kazanmış yargısal kararlarda açıklandığı üzere;
a) Örgüt üyesi, örgüt amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir. Örgüt üyeliği, örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyesi örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ, canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup, üyeliğin en önemli unsurudur. Örgüte yardımda veya örgüt adına suç işlemede de, örgüt yöneticileri veya diğer mensuplarının emir ya da talimatları vardır. Ancak örgüt üyeliğini belirlemede ayırt edici fark, örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi dahilinde verilen her türlü emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve öylece ifa etmesidir.
Silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır. Ancak niteliği, işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, örgütün amacı ve menfaatlerine katkısı itibariyle süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özelliği olmasa da ancak örgüt üyeleri tarafından işlenebilen suçların faillerinin de örgüt üyesi olduğunun kabulü gerekir. Örgüte sadece sempati duymak ya da örgütün amaçlarını, değerlerini, ideolojisini benimsemek, buna ilişkin yayınları okumak, bulundurmak, örgüt liderine saygı duymak gibi eylemler örgüt üyeliği için yeterli değildir. (Evik, Cürüm işlemek için örgütlenme, syf. 383 vd.)
Örgüt üyesinin, örgüte bilerek ve isteyerek katılması, katıldığı örgütün niteliğini ve amaçlarını bilmesi, onun bir parçası olmayı istemesi, katılma iradesinin devamlılık arz etmesi gerekir. Örgüte üye olan kimse, bir örgüte girerken örgütün kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla kurulan bir örgüt olduğunu bilerek üye olmak kastı ve iradesiyle hareket etmelidir. Suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olmak suçu için de saikin “suç işlemek amacı” olması aranır. (… özel kısım syf. 263-266, Alacakaptan Cürüm İşlemek İçin Örgüt syf. 28, Özgenç Genel Hükümler syf. 280)
Suç örgütünün tanımlanıp yaptırıma bağlandığı 5237 sayılı TCK’nın 220. maddesinin 7. fıkrasında yardım fiiline yer verilmiştir. “Örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte, örgüte bilerek ve isteyerek yardım eden kişinin, örgüt üyesi olarak” cezalandırılacağı belirtilmiş, anılan normun konuluş amacı, gerekçesinde; “örgüte hakim olan hiyerarşik ilişki içinde olmamakla beraber, örgütün amacına bilerek ve isteyerek hizmet eden kişi, örgüt üyesi olarak kabul edilerek cezalandırılır.” şeklinde açıklanmış, 765 sayılı TCK’nın sistematiğinden tamamen farklı bir anlayışla düzenlenen maddede yardım etme fiilleri de örgüt üyeliği kapsamında değerlendirilerek, bağımsız bir şekilde örgüte yardım suçuna yer verilmemiştir.
Yardım fiilini işleyen failin örgütün hiyerarşik yapısına dahil olmaması, yardımda bulunduğu örgütün TCK’nın 314. maddesi kapsamında silahlı terör örgütü olduğunu bilmesi, yardımın örgütün amacına hizmet eder nitelikte bulunması yardım ettiği kişinin örgüt yöneticisi ya da üyesi olması gereklidir. Yardımdan fiilen yararlanmak zorunlu değildir. Örgütün istifadesine sunulmuş olması ve üzerinde tasarruf imkanının bulunması suçun tamamlanması için yeterlidir.
Yardım fiilleri örgüte silah sağlama ve terörün finansmanı dışında tahdidi olarak sayılmamıştır. Her ne surette olursa olsun örgütün hareketlerini kolaylaştıran ve yaşantısını sürdürmeye yönelik eylemler yardım kapsamında görülebilir (Yargıtay Ceza Genel Kurulu 11.11.1991 tarih, Esas 9-242, Karar 305). Yardım teşkil eden hareketin başlı başına suç teşkil etmesi gerekmez. Yardım bir kez olabileceği gibi birden çok şekilde de gerçekleşebilir. Ancak yardım teşkil eden faaliyetlerde devamlılık, çeşitlilik veya yoğunluk var ise örgüt üyesi olarak da kabul edilebilecektir.
b) Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumunun 29.05.2015 tarihli kararı ile temüttü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimi TMSF’ye devredilen ve 22.07.2016 tarihli kararı ile de 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 107 inci maddesinin son fıkrası gereğince faaliyet izni kaldırılıncaya kadar yasal bankacılık faaliyetlerine devam eden, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisaklı … Katılım Bankası A.Ş’de gerçekleştirilen rutin hesap hareketlerinin örgütsel faaliyet ya da örgüte yardım etmek kapsamında değerlendirilemeyeceği gözetilerek, örgüt liderinin talimatı üzerine örgütün amacına hizmet eden ve bankanın yararına yapılan ödeme ve sair işlemlerin, örgüte üye olmak suçu bakımından örgütsel faaliyet, tek başına ise örgüte yardım etmek olarak kabul edilebilecektir.
c) Mahallinde hukuka uygun olarak ikame olunup usulünce tartışılan delillere ve dosya kapsamına göre, örgütle iltisaklı … Katılım Bankası A.Ş’de 23.01.2014 tarihinde katılım hesabı açarak 3.900,00 TL para yatıran sanığın, 11.08.2014 tarihinde katılım hesabını kapatarak parasını çektiğinin, savunmanın oluş ve hayatın olağan akışına uygun olması nedeniyle suç kastı ile hareket ettiğine dair her türlü şüpheden uzak kesin delil bulunmadığının ilgili ve yeterli gerekçeleri gösterilerek oluşan kabul ve takdiri ile verilen beraat kararına ilişkin hükümde hukuka aykırılık saptanmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 29.06.2021 tarihli ve 2019/1517 Esas, 2021/1136 Karar sayılı kararında Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısınınca öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Ankara 15. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
23.01.2023 tarihinde karar verildi.