Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2006/347 E. 2006/3876 K. 01.05.2006 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/347
KARAR NO : 2006/3876
KARAR TARİHİ : 01.05.2006

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki tesbite itiraz davası üzerine yapılan yargılama sonunda: Davanın reddine ilişkin verilen hüküm davacı … tarafından süresi içinde temyiz edilmekle, dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Kadastro sırasında 2940, 2942, 2946, 2952, 2956 ve 2959 parsel sayılı sırasıyla 2850, 4600, 2900, 1120, 2500 ve 468000 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlardan 2959 nolu parsel mer’a niteliği ile sınırlandırılmış, diğer parseller ise kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle 2940 nolu parsel …, 2942 nolu parsel …, 2946 nolu parsel …, 2952 nolu parsel …, 2956 nolu parsel ise … adlarına tesbit edilmişlerdir. İtirazları kadastro komisyonunda reddedilen … tapu ve vergi kaydına dayanarak 2939, 2940, 2941 ve 2942 nolu parsellere, … ise babası olan muris … adına tesbit edilen 2940 nolu parselin yüzölçümünün eksik yazıldığını öne sürerek ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak 2959 nolu parsele yönelik olarak … kendisine ait 2942 nolu parselin yüzölçümünün eksik yazıldığını ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak 2959 nolu parsele yönelik olarak … kendisine ait 2946 nolu parselin yüzölçümünün eksik yazıldığını öne sürerek ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak 2959 nolu parsele yönelik olarak … kendisine ait 2952 nolu parselin yüzölçümünün eksik yazıldığının öne sürerek ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak 2959 nolu parsele yönelik olarak … kendisine ait 2956 nolu parselin yüzölçümünün eksik yazıldığını öne sürerek ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak 2959 nolu parsele yönelik olarak açtıkları davalar ile … ve 28 arkadaşının kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak 2959 nolu parsel hakkında açmış oldukları dava dosyası birleştirilmiş, …, …, … ve … satınalma ve
zilyetliğe dayanarak davaya katılmışlardır. Mahkemece davanın kabulüne ve dava konusu 2959 nolu parselin bilirkişi krokisinde gösterilen 1 nolu yerin …, 2, 12 ve 34 nolu yerin … , 3 nolu yerin …, 4 nolu yerin …, 5 ve 31 nolu yerlerin …, 6 nolu yerin …, 7 nolu yerin … 8, 11, 17, 32 ve 35 nolu yerlerin …, 13 nolu yerin …, 14 nolu yerin …, 15.23 ve 25 nolu yerlerin …, 16 ve 26 nolu yerlerin … , 18 nolu yerin …, 19 nolu yerin …, 20 ve 30 nolu yerlerin …, 21 nolu yerin …, 22, 24 ve 27 nolu yerlerin …, 28 nolu yerin …, 29 nolu yerin …, 33 nolu yerin …, 36 nolu yerin …, 37 nolu yerin … adlarına tapuya tesçillerine, 38 nolu yerin mer’a olarak sınırlandırılmasının 2940, 2942, 2946, 2952 ve 2956 nolu parsellerin tesbit gibi tapuya tesçillerine karar verilmiş, hüküm davacılardan … mirasçısı …, … mirasçılarından … ile davalı … tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm kurmaya yeterli bulunmamaktadır. Kadastro sırasında 2959 parsel numaralı taşınmaz mer’a olarak sınırlandırılmak suretiyle tespit edilmiş, davacılar adlarına tespit edilen komşu taşınmazların yüzölçümlerinin noksan ölçülüp, eksikliğin 2959 nolu parsel içerisinde kaldığını ve de taşınmazın zilyetliklerinde olduğunu ileri sürerek dava açmışlardır. Tespit nedenine, ileri sürülüşe ve savunmaya göre uyuşmazlık taşınmazın mer’a olup olmadığı, değilse davacılar yararına 3402 S.K.Y.nın 14.mde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayalı taşınmaz edinme koşullarının oluşup oluşmadığı yönlerinde toplanmaktadır. Taşınmazla ve yöre ile ilgili olarak mer’a tahsis kaydı ve kararı olmadığı mercilerinden gelen yazı örneklerinden anlaşılmaktadır. Öğretiye ve de Yargısal uygulamalara göre bir yerin mer’a olarak kabulü için ilgili yetkili makamlarca verilmiş mer’a tahsis kararının olması, olmadığı takdirde o yerin başlangıcı bilinmeyen bir süreden beri ve de eylemli şekilde mer’a olarak kullanılması gerekir. Böyle bir kararın olmadığı belirlenmekle beraber taşınmazın kadimden beri mer’a olarak kullanılıp kullanılmadığı üzerinde yeteri kadar durulmamıştır. Davacılardan Sadettin’in dayandığı Sefer 291 tarih V.16 Daimi 8 nolu tapu kaydının uygulanması ile ilgili yerel bilirkişi sözleri soyut içerikli olması yanında adı geçen davacının kayıt malikleri ile bağlantısı sağlanmamıştır. Diğer taraftan dosyaya örnekleri getirtilen 1936 tarih 289 ila 318, 1090 ve 1091 tahrir nolu vergi kayıtlarının keza uygulaması yapılmamış, her bir davacıdan bu kayıtlardan hangilerinin dayandıkları ve de 2959 nolu parsel içerisinde dava konusu ettikleri yerler göstertilmemiş, bilirkişi ve tanıklardan da davacıların taşınmazın hangi bölümlerini, hangi tarihten beri zilyet ettikleri sorulmamış, fen bilirkişileri … ve … tarafından düzenlenen 12.6.2003 kaydiye tarihli rapor ekindeki krokinin de neye istinaden düzenlendiği anlaşılmamıştır.
Eksik inceleme ile hüküm verilemez. O halde, öncelikle davacılar ve davalı hazineden taşınmazın öncesini ve de yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı olmak üzere komşu ve de taşınmazların bulunduğu köyden olmak üzere tanık göstermeleri istenmeli, duruşma sırasında her bir davacıya yukarıda tarih ve tahrir numaraları bildirilen vergi kayıtlarından hangisine dayandıkları açıkça sorulup beyanları imzaları ile belgelendirilmeli, davacı …’den tapu kayıt malikleri ile bağlantısını gösterir veraset ilamı ibraz etmesi istenmeli yada kayıt maliklerinin nüfus kayıt örnekleri getirtilmeli, daha sonra önceki keşifte dinlenen bilirkişi ve tanıklarla ayrıca taraflarca gösterilecek tanıklar ve tüm tespit bilirkişileri eşliğinde yerinde yeniden keşif yapılmalı, keşif mahallinde hazır bulunacak davacılardan 2959 nolu parselin hangi bölümlerini dava ettikleri arazi üzerinde gezerek göstermeleri istenip, beyanları imzaları ile belgelendirildikten sonra fen bilirkişisine dava edilen yerleri krokisine işaret ettirilmesi istenmeli, 3 kişilik yerel bilirkişi kurulu aracılığıyla tapu kaydı ile dayanılan vergi kayıtları gereği gibi yerlerine uygulanmalı, bilirkişilerce bilinmeyen sınırlar yönünden tanıkların bilgisine başvurulmalı, özellikle vergi kayıtlarının güney sınırında okunan “suğla” deyiminin yörede neyi ifade ettiği ve hangi taşınmazların kastedildiği bilirkişi ve tanıklardan sorularak açıklığa kavuşturulmalı yine bilirkişi ve tanıklardan taşınmazın öncesinin kadim ve geleneksel şekilde kullanılan mer’a olup olmadığı, değilse davacıların dava ettikleri bölümler üzerindeki kendilerinin ve de miras bırakanlarının zilyet olup olmadıkları, zilyet iseler zilyetliklerinin başlangıç tarihi, süresi ve sürdürülüş biçimi olaylara dayalı olarak ayrı ayrı sorulup saptanmalı,
bilirkişi ve tanık sözleri arasında aykırılık doğduğunda giderilmeli, doğudaki 2960 nolu parsel ile batıdaki “sığır” yolundan sonra gelen komşu parsellerin kadastro tutanakları ve dayanakları getirtilip taşınmaz yönünü ne şekilde sınır okuduklarına bakılmalı, vergi kaydına dayanan davacılardan vergi kayıtlarının mükellefleri ile irsi yada akdi ilişkisinin ne olduğu sorulup açıklığa kavuşturulmalı, aynı şekilde dayanılan tapu ve vergi kayıtlarının kadastro sırasında herhangi bir parsele yada parsellere revizyon görüp görmedikleri Tapu Sicil ve Kadastro Müdürlüklerinden ayrı ayrı sorulup revizyon görüldüğü parseller bulunduğu takdirde tutanakları getirtilip incelenmeli ve de uygulamada göz önünde bulundurulmalı, taşınmazın öncesinin mer’a olduğunun saptanması durumunda kamu orta malı niteliğindeki bu tür yerlerin zilyetlikle kazanma olanağı bulunmadığı düşünülmeli, fen bilirkişisine yapılan uygulamaları ve ayrıca her bir davacının taşınmaz içerisinde dava konusu ettikleri yerlerin konum ve miktarlarını gösterir geniş kapsamlı raporlu kroki düzenlettirilmeli, ondan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmelidir. Mahkemece bu yönlerin gözetilmemiş olması doğru olmadığı gibi, kabule göre de; davasının kabulüne karar verilen … mirasçıları adına taşınmazın hangi bölümünün tesciline karar verildiğinin hüküm yerinde gösterilmeyerek infazda duraksama yaratılmış olması da doğru değildir.
Davacılar … mirasçısı … ile … mirasçısı … ve davalı Hazinenin temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü BOZULMASINA peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene geri verilmesine 1.5.2006 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.