Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2006/5767 E. 2007/53 K. 23.01.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/5767
KARAR NO : 2007/53
KARAR TARİHİ : 23.01.2007

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki tesbite itiraz davası üzerine yapılan yargılama sonunda: Davanın reddine ilişkin verilen hüküm davacı Hazine tarafından süresi içinde temyiz edilmekle, dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Kadastro sırasında 114 ada 10 parsel sayılı 2885.36 m2 yüzölçümündeki taşınmaz irsen intikal taksim, satınalma ve kazandırıcı zamanaşımı zilyatliği nedeniyle … adına tesbit edilmiştir. Askı ilan süresi içinde davacı Hazine zilyetllik şartlarının oluşmadığına, taşınmazın taşlık, kayalık vasıflı devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğuna dayanarak dava açılmıştır. Mahkemece davanın reddine ve dava konusu parselin davalı … adına tapuya tesciline karar verilmiş. Hüküm davacı hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli bulunmamaktadır. Kadastro sırasında taşınmaz haricen satın alma ve zilyetliğe dayalı olarak davalı … adına tespit edilmiş, davacı hazine taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan taşlık ve kayalık yerlerden olduğu ve de zilyetlikle iktisap koşullarının oluşmadığı iddiası ile dava açmıştır. Tespit nedenine ve ileri sürülüşe göre uyuşmazlık, taşınmaz üzerinde davalı taraf yararına mülk edinme koşullarının oluşup oluşmadığı yönünde toplanmaktadır. Davanın yasal dayanağını 3402 S.K.Y.nın 14.m.si ile M.Y.nın eski 639 yeni 713.maddeleri teşkil etmektedir. Söz konusu maddelere nazaran tapusuz bir taşınmazın zilyedi adına tesciline karar verilebilmesi için öncelikle taşınmazın tescile tabi yerlerden tarım arazisi olması, zilyedin zilyetliğinin aralıksız, çekişmesiz ve malik sıfatıyla olmak üzere 20 yıla ulaşması, maddi olaylardan sayılan zilyetliğin ve sürdürülüş biçiminin de tanık ve diğer delillerle kanıtlanması gerekir. Uzman bilirkişilerden alınan raporlarda taşınmazın tarım arazisi olduğu açıkça vurgulanmakla beraber davalının ve satıcısının zilyetliğinin başlangıç tarihi, süresi ve sürdürülüş biçimi konusunda ne yerel bilirkişi ve ne de tanık bilgisine başvurulmamış, tutanak bilirkişilerinin dahi dinlenilmesi yoluna gidilmemiştir. Ayrıca, davalı adınabelgesiz zilyetliğe dayalı olarak taşınmaz tespit yada tescil edilip edilmediği yönü araştırılmamış, bu arada davalı cevap dilekçesinde tapu kaydına dayanmasına karşın merciinden getirtilip uygulanmasıda yapılmamıştır.
Eksik inceleme ile hüküm verilemez. O halde, öncelikle taraflardan taşınmazı ve öncesini iyi bilen yaş tanık göstermeleri istenmeli, komşu parsellerin kadastro tutanakları ve dayanakları kayıtlar getirtilmeli, davalının dayandığı tapu kaydı ilk tesisinden itibaren intikalleri ile birlikte Tapu Sicil Müdürlüğünden ve gerektiğinde Tapu Kadastro ve Genel Müdürlüğü Arşiv Dairesi Başkanlığından istenilmeli, daha sonra yerinde yeniden keşif yapılarak davalının dayandığı Mart 1289 yoklama tarih 31 nolu tapu kaydı yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı ve yansız bilirkişiler aracılığıyla gereği gibi uygulanıp taşınmaza ait olup olmadığı ve olması halinde de kapsamı kesin olarak saptanmalı, bilirkişilerce bilinmeyen sınırlar yönünden tanıkların bilgisine başvurulmalı, bilirkişi ve tanıklardan taşınmazın öncesinin ne olduğu, kim yada kimlerden kaldığı davalının ve satıcısının yada miras bırakanının taşınmazdaki zilyetliklerinin başlangıç tarihi, süresi ve sürdürülüş biçimi olaylara dayalı olarak ayrı ayrı sorulup saptanmalı, bilirkişi ve tanık sözleri arasına aykırılık doğduğunda giderilmeli, komşu parsellere revizyon gören kayıtların uygulaması yapılarak taşınmaz yönüne ne şekilde sınır okuduklarına bakılmalı, bu arada taşınmazın 3083 sayılı yasa ile, 3402 S.K.Y.nın 14.m.de değişiklik öngören 5403 sayılı kanuna göre sulu arazi olup olmadığı yönünden araştırma yapılmalı, yine davalı ve satıcısı adına belgesiz zilyetliği dayalı olarak taşınmaz tespit yada tescil edilip edilmediği Tapu Sicil ve Kadastro Müdürlükleri ile Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüğü nezdinde araştırılmalı, olduğunda tutanakları getirtilip incelenmeli, fen bilirkişisine yapılan keşif ve uygulamayı izlemeye olanak verecek biçimde geniş kapsamlı raporlu kroki düzenlettirilmeli, ondan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Davacı hazinenin temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü BOZULMASINA ve 492 sayılı harçlar yasasının 13/J maddesi uyarınca hazineden harç alınmamasına 23.1.2007 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.