YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/7389
KARAR NO : 2023/51
KARAR TARİHİ : 10.01.2023
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇLAR : Nitelikli kasten öldürme
HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı
Sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir oldukları, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
Sanıklar … ve … müdafilerinin duruşmalı inceleme taleplerinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
A. Konya 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 21.09.2021 Tarihli ve 2020/162 Esas, 2021/230 Karar Sayılı Kararı
1. Sanıklar … ve … haklarında, nitelikli kasten öldürme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 37 nci maddesinin birinci fıkrası delâletiyle 82 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca ayrı ayrı ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına,
2. Sanık … hakkında nitelikli kasten öldürme suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 37 nci maddesinin birinci fıkrası delâletiyle 82 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (d) bentleri ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
Karar verilmiştir.
B. Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin 22.02.2022 Tarihli ve 2021/2257 Esas, 2022/495 Karar Sayılı Kararı
Sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik katılanlar vekilleri, o yer Cumhuriyet savcısı ile sanıklar müdafilerinin istinaf başvuruları üzerine, 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Sanık … Müdafiinin Temyiz Sebepleri
1. Sanığın üzerine atılı suçu işlediğinin sabit olmadığına,
2. İştirak iradesinin bulunmadığına,
3. Tasarlamanın şartlarının oluşmadığına,
4. Haksız tahrik indirimi ve takdiri indirim sebepleri uygulanmayarak fazla ceza tayin edildiğine,
İlişkindir.
B. Sanık … ve Müdafiinin Temyiz Sebepleri
1. Mahkûmiyete yeter delil bulunmadığına,
2. Suça yardım eden olarak katıldığının kabulünün gerektiğine,
İlişkindir.
C. Sanık … ve Müdafiinin Temyiz Sebepleri
1. Sanığın eyleminin suçu bildirmeme olarak kabulünün gerektiğine,
2. Haksız tahrik indirimi ve takdiri indirim sebepleri uygulanmayarak fazla ceza tayin edildiğine,
İlişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1. Sanık … ile suç tarihinde evli olan maktul …’in 19.11.2005 tarihinde kaybolduğu, bu tarihten sonra yaşadığına dair herhangi bir iz veya emare bulunmadığı, dosya kapsamında yapılan araştırmalarla sabittir. Maktul …’in 19.11.2005 tarihinde kaybolduğu güne ilişkin HTS kayıtlarının ikametinin bulunduğu Çumra’dan baz vermesi ve kaybolmasından sonra telefonunun ve banka kartının kullanılması üzerine soruşturma eşi …, …’in kardeşi … ve …’in eski eşinin akrabası olan sanık …’in üzerinde yoğunlaştırılmıştır. İlk olarak sanık …’in tevil yollu ikrarı ve yer göstermesi üzerine maktul …’ye ait cesedin bulunduğu yer tespit edilmiş ve maktüle ait ceset bulunmuştur. Sanık …’nın müdafii huzurunda alınan ilk beyanında, olay tarihinde ablasının kendisini evine
çağırdığını, evde …’in de bulunduğunu, …’nin de hareketsiz bir vaziyette evde uyuduğunu, ablasının …’nin dizlerine çökerek, kendisinin de … ile birlikte bir kablo yardımıyla …’yi boğarak öldürdüklerini ve sonrasında da …’e ait kamyonla birlikte cesedi Bozkır ilçesi Taşbaşı köyü kırsalına gömdüklerini beyan etmiştir. Mahkememizce de bu beyanın en somut ve tutarlı beyan olduğu, yine bu beyanın HTS kayıtları ile uygun olduğu anlaşılmış ve bu beyan somut vaka olarak kabul edilmiştir.
Suç vasfı yönünden; tasarlama hâlinin varlığından söz edilebilmesi için failin eylemi gerçekleştirmeye olay tarihinden önce karar vermesinin, kararında sebat ve ısrar göstermesinin, karar ile icra arasında makul bir süre geçmesinin gerektiği, somut olayda, evlendikleri sıra kendi üzerine devri yapılan Çumra ilçesinde bulunan bir kısım taşınmazlardan dolayı maktul … ile … arasında bir uyuşmazlık bulunduğu sabittir. Diğer taraftan sanık …’in de eşini öldürmek üzere bir kısım planlar yaptığı bu sebeple çalıştığı iş yerinden uyku ilacı dahi temin ettiği de sanıkların kolluk aşamasında müdafii huzurunda verdikleri ilk tevil yollu ikrarlarından anlaşılmaktadır. Yine maktul öldürüldükten sonra cesedi bulunmayacak bir yere gömülmüş, ayrıca yaşadığı izlenimi vermek için kendisine ait cep telefonundan farklı kişilere mesajlar atılmıştır. Bu haliyle sanıkların, sanık …’in yönlendirmesiyle olay günü maktülü öldürmek kastıyla …’e ait eve çağırdıkları ve her üçünün bir araya gelerek maktülü öldürdükleri anlaşılmakla sanıkların eylemlerinin, 5237 sayılı Kanun’un 82 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde düzenlenen tasarlayarak kasten öldürme suçunu oluşturduğu kanaatine varılmıştır.
Faillik yönünden; maktul ile çok kısa bir süre evlilik yaşayan sanık …’in kendi üzerine devredilen bir kısım gayrimenkuller nedeniyle eşiyle tartışma yaşadığı, olay günü eski eşinin akrabası olan …’i ve kardeşi …’yı evine çağırdığı ve maktülü, sanık …’nın kollukta müdafii huzurunda alınan ilk ifadesinde de açıklandığı üzere birlikte hareket ederek öldürdükleri sabit görülmüştür.
Haksız tahrik yönünden; her ne kadar sanık … aşamlardaki savunmalarında, maktülün kendisini dövdüğünü, çocuklarını dövdüğünü, kendisine karşı rızası dışında fiili livata eylemlerinde bulunduğunu savunmuş ise de, sanık …’in avukatı aracılığı ile Çumra Asliye Hukuk Mahkemesine hitaben düzenlenen 03.06.2009 tarihli dava dilekçesinde bu hususlara dayanılmamıştır. Söz konusu davanın dava dilekçesinde maktülün sahtecilik suçunu işlediği, yine
bir kısım arsaların devrinin sağlanması yüzünden boşanma davası açıldığı belirtilmiştir. Esasında dava tarihi itibariyle maktul ortada yoktur. Maktülden sanık …’e yönelecek herhangi bir tehdit de söz konusu değildir. Eğer sanık …’in savunmaları doğru olsaydı aynı iddiaları boşanma davasında da dile getirmesi beklenirdi. Bu itibarla somut delillerle desteklenmeyen sanık savunmalarına yukarıda ki gerekçeler ile itibar edilmemiştir. İtibar edilmeyen bu savunmalara istinaden 5237 sayılı Kanun’un 29 uncu maddesinde öngörülen haksız tahrik indirimi sanık lehine uygulanmamıştır.
2. Sanıkların aşamalarda birbirlerini suçlayıcı ve çelişkili beyanlarda bulundukları belirlenmiştir.
3. Maktül … ile sanık … (Keleş)’in 31.12.2004 tarihinde evlendikleri, Çumra 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 06.07.2010 tarihli kararı ile boşandıkları nüfus kayıtlarından anlaşılmaktadır.
4. 06.01.2020 tarihli 2020/3 sayılı Bozkır Cumhuriyet Savcısı ve Çumra Cumhuriyet Savcısı tarafından tutulan yer gösterme tutanağında da … isimli şahısın olay yerine götürüldüğü ve cesedin bulunduğu yeri gösterdiği, arazinin yaklaşık 1 metre kadar kazılmasına müteakip 1 adet çuvala rastlanıldığı, çuval içerisinde de insana ait olduğu düşünülen kemik parçaları, lacivert beyaz renkli gömlek, gri olarak seçilebilen kısmen çürümüş eşofman altı, 1 çift siyah çorap ve kilodun muhafaza altına alındığı kayıt altına alınmıştır.
5. Adlî Tıp Kurumu … Grup Başkanlığının 23.01.2020 tarihli ve 172 sayılı raporuna göre, DNA incelemesi sonucunda … olduğu değerlendirilen şahıstan alınan numuneler ile kayıp şahsın annesi ve babasından alınan numuneler karşılaştırıldığında kimliği belirsiz şahsın biyolojik anne ve babasının %99,99 ihtimal ile müştekiler olduğu açıklanmıştır.
6. İstanbul Adlî Tıp Kurumu 1. İhtisas Dairesinin 05.05.2021 tarih, 2021/2676 Karar sayılı raporunda; ”Cesette kafa tasında sağ temporal bölgede 7*6cm lik pencere tipi çökme kırığı ve boyun bölgesinde ikişerli iki hat halinde beyaz kılıfı olan düğümlenmiş halde elektrik kablosu izlendiğinin kayıtlı olduğu, bulunduğu ortam, bulunuş şekli ve olay yeri inceleme bulguları dikkate alındığında; kişinin ölümünün bağla boğmaya bağlı mekanik asfiksi sonucu meydana gelmiş olduğunun kabulünün gerektiği,” ölüm nedeni olarak açıklanmıştır.
7. Sanık …’nin 0544 (…) (..) (..) ve 0(…) 614 (…) (..) numaralı telefonları kullandığı ve bu hatların HTS kayıtları incelendiğinde, 19.11.2005 tarihini 20.11.2005 tarihine bağlayan gece 0537(…)(..)(..) numaralı hattın gece saat 01:09 ile 06:19 arasında hareketli olduğu, Bozkır Dereiçi Mahallesine (Taşbaşı mevkii) gidip geldiği, …’nin 0544 (…) (..) (..) numaralı hattından 20.11.2005 günü saat 00:40:43’de …’ın kullanımında olan 0538 (…) (..)(..) numaralı hattı aradığı, 8 saniye görüşme yaptığı, akabinde saat 00:45:36’da tekrar …’ı aradığı, 5 saniye görüşme yaptığı, her iki numaralı hattın da bu esnada Çumra’dan baz verdiği, …’ın aynı saatler arasında … ile birlikte hareket ettiği, sanık …’in kardeşi … adına kayıtlı 0537(…)(..)(..) numaralı hattın HTS kayıtları incelendiğinde 20.11.2005 günü saat 02:32:35’de 0538 (…) (..)(…) numaralı … adına kayıtlı hattı aradığı ve 27 saniye görüşme yaptığı, görüşme esnasında …’in Sarıoğlan istikametinden baz verdiği anlaşılmıştır.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
A. Sanık … Müdafii ile Sanık … ve Müdafiinin Delil Yetersizliği ve Faillik Kurumuna Yönelen Temyiz Sebepleri
Maktul ile çok kısa bir süre evlilik yaşayan …’in kendi üzerine devredilen bir kısım gayrimenkuller nedeniyle eşiyle tartışma yaşadığı, olay günü eski eşinin akrabası olan …’i ve kardeşini evine çağırdığı ve sanık …’nın kollukta müdafi huzurunda alınan ilk ifadesinde de açıkladığı üzere, maktulü, fikir ve irade birliği içerisinde hareket etmek ve eylem üzerinde fiili hâkimiyet kurmak suretiyle 5237 sayılı Kanun’un 37 nci maddesinin birinci fıkrası kapsamında iştirak hâlinde öldürdükleri belirlendiğinden, sanıklar hakkında kurulan hükümlerde bu yönleriyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
B. Sanık … Müdafii, Sanık … ve Müdafiinin Suç Vasfına Yönelen Temyiz Sebebi
Sanık … ile maktul arasında, evlendikleri sıralarda sanığın üzerine devri yapılan Çumra ilçesinde bulunan bir kısım taşınmazlardan dolayı uyuşmazlık bulunduğu sabittir. Diğer taraftan sanık …’in de eşini öldürmek üzere bir kısım planlar yaptığı bu sebeple çalıştığı iş yerinden uyku ilacı dahi temin ettiği de sanıkların kolluk aşamasında müdafileri huzurunda verdikleri ilk tevil yollu ikrarlarından anlaşılmaktadır. Yine maktul öldürüldükten sonra cesedi bulunmayacak bir yere gömülmüş, ayrıca yaşadığı izlenimi vermek için kendisine ait cep telefonundan farklı kişilere mesajlar atılmıştır. Bu hâliyle sanıkların, maktulü öldürme amacıyla plan kurdukları ve bunun için hazırlık yaptıkları, bu planın icrası kapsamında sanık …’in yönlendirmesiyle maktulü olay günü …’e ait eve çağırdıkları ve her üçünün bir araya gelerek 5237 sayılı Kanun’un 37 nci maddesinin birinci fıkrası kapsamında, fikir ve eylem birliği içinde hareketle maktulü öldürdükleri anlaşılmakla, sanıkların eylemlerinin 5237 sayılı Kanun’un 82 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında tasarlayarak kasten öldürme suçu olarak nitelendirilmesinde isabetsizlik görülmediğinden, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
C. Sanık … Müdafiinin, Sanık … ve Müdafiinin Haksız Tahrike Yönelen Temyiz Sebepleri
Sanık … ile sanık … kardeşi oldukları ve eylemi gerçekleştirme nedenleri olarak maktulün, sanık …ve çocuklarını dövdüğünü, …’e karşı rızası dışında fiili livata eylemlerinde bulunduğunu savunmuşlar ise de bu hususun dosya kapsamında bulunan somut delillerle desteklenmediği, kaldı ki sanık …’in, Çumra Asliye Hukuk Mahkemesine hitaben düzenlediği 03.06.2009 tarihli dava dilekçesinde de bu tarz husus ve eylemleri ileri sürmediği, söz konusu dava dilekçesinde, maktulün sahtecilik suçunu işlemesi ve bir kısım arsaların devrinin sağlanması yüzünden boşanma davası açıldığının belirtildiği, haksız tahrike dayanak gösterilen eylemlerin, boşanma davasında dile getirilmediği anlaşılmıştır. Mahkemece haksız tahrik hususunun değerlendirilmesi neticesinde nedenleri, denetime imkân verecek şekilde gerekçeye yansıtıldıktan sonra, sanıklar lehine haksız tahrik indiriminin uygulanmamasında bir isabetsizlik görülmediğinden, hükümlerde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
D. Sanık … ve Müdafiinin Takdirî İndirim Sebebine Yönelen Temyiz Sebepleri 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca takdirî indirim sebebi uygulanması hususu Mahkemenin takdirinde olup Yargıtay’ın buna ilişkin denetim yetkisinin gerekçe ile sınırlı olduğu, Mahkemece, sanık hakkında, “… verilecek cezanın … geleceği üzerindeki olası etkileri hakkında mahkememize olumlu kanaat yansımadığından” şeklindeki yerinde, yeterli ve kanunî gerekçeye istinaden sanık hakkında takdirî indirim sebebi uygulanmamasına karar verildiği anlaşılmakla, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 22.02.2022 tarihli ve 2021/2257 Esas, 2022/495 Karar sayılı kararında sanık … müdafii, sanıklar … ve … ve müdafilerince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA,
Hükmolunan ceza miktarı ve tutuklulukta geçirilen süre dikkate alınarak sanık … müdafiinin tahliye talebinin REDDİNE,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Konya 3. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
10.01.2023 tarihinde karar verildi.