YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/5283
KARAR NO : 2009/6328
KARAR TARİHİ : 13.10.2009
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda verilen hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davacı vekilince istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen 13.10.2009 Salı günü taraflardan gelen olmadı. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü.
-K A R A R-
Davacı vekili, müvekkiline ait aracın davalı şirkete kasko sigorta poliçesi ile sigortalı olduğunu, sürücü … idaresinde iken tek taraflı kazada ağır hasar gördüğünü, onarımının ekonomik olmadığını belirterek 20.000,00YTL araç bedelinin kaza tarihinden işleyecek reeskont faizi ile davalıdan tahsilni talep etmiştir.
Davalı vekili, sürücünün alkollü olarak kaza yapması nedeniyle hasarın poliçe teminatı kapsamında olmadığını davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece Yargıtay bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre kazanın münhasıran alkolün etkisi ile meydana geldiği kazaya etken başka faktörlerin bulunmadığı, rizikonun sigorta teminatı dışında kaldığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
TTK’nun 1282’nci maddesi uyarınca sigortacı geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumlu olduğu gibi, aynı yasanın 1281’nci maddesine göre kural olarak rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin iddianın da sigortacı tarafından kanıtlanması gerekir.
Ayrıca Kara Taşıtları Kasko Sigortası Genel Şartlarının A.5.5.maddesinde “Teminat dışı kalan zararlar” kenar başlığı altında; taşıtın Karayolları Trafik Kanunu uyarınca yasaklanan miktardan fazla içki almış kişiler tarafından kullanılması sırasında meydana gelen zararların, kasko poliçe teminatı dışında olduğu belirtilmiştir.
Yargıtay’ın yerleşik uygulamalarında; sürücünün aldığı alkolün oranının doğrudan doğruya sonuca etkisi bulunmadığından, mahkemece nöroloji uzmanı, trafik konusunda uzman bilirkişilerden oluşan bilirkişi kurulu aracılığıyla, olayın salt alkolün etkisiyle gerçekleşip gerçekleşmediğinin, alkol dışında başka unsurların da olayın meydana gelmesinde rol oynayıp oynamadığının saptanması, sonuçta olayın tek başına alkolün etkisi ile meydana geldiğinin saptanması durumunda, oluşan hasarın poliçe teminatı dışında kalacağından davanın reddine, aksi halde kabulüne karar verilmesi gerekeceği ilkesi benimsenmektedir. (Bkz.YHGK. 23.10.2002 gün ve 2002/11-768-840 sayılı ilamı, 19.4.2000 gün ve 2000/11-806-801 sayılı ilamı, 15.4.1998 gün ve 1998/11-258-273 sayılı ilamı, 15.4.1998 gün ve 1998/11-258-73 sayılı ilamı, Y.11.HD.nin 23.2.2004 gün ve 2004/7094-1654 sayılı ilamı)
Dosyada mevcut kaza tespit tutanağına göre; kazanın 2.2.2004 tarihinde saat 23.25’te olduğu, alkol raporunun doktor tarafından düzenleneceği yazılmış, aynı gün saat 23.45’te doktor tarafından düzenlenen adli raporda alkol muayenesinin polis memurunun alkolmetresi ile yapıldığı yazılmıştır. Alkolmetre ile yapılan ölçüm sonucunu gösteren belgede ise doktor raporunda farklı olarak tarihin 3.2.2004 saatin 1.45 olduğu sürücünün 0.69 promil alkollü olduğu yazılıdır. Sürücü ömer faruk köse’nin Emniyet Müdürlüğünde alınan ifadesinde tarihin 3.2.2004 saatin ise 1.30 da olduğu belirtilmiştir. Açıklanan tüm bu hususlar dikkate alındığında doktor raporuna göre alkol testinin saat 23.45 te adli raporun düzenlendiği saatte yapıldığı anlaşılmaktadır. Emniyet Müdürlüğü 30.3.2004 tarihli yazısında alkolmetre ile yapılan ölçüm ile doktor raporunun saatlerinin farklılığın saatlerin bir saat ileri alınmasından kaynaklandığını belirtmiştir. Bu hale göre sürücünün alkol muayenesinin saat 23.45 te yapıldığının kabulü gerekir.
Bu durumda mahkemece kazanın salt alkolün etkisi altında meydana gelip gelmediği, alkol dışında başka unsurların da etkili olup olmadığının belirlenmesi için aralarında iki nöroloji uzmanı doktor ve trafik uzmanından oluşacak bilirkişi heyetine birlikte inceleme yaptırılıp, olayın oluş şekli, hava, yol durumu gibi unsurlar bir bütün olarak değerlendirilip, rizikonun sadece alkolün etkisi altında gerçekleşip gerçekleşmediği, başka unsurların da etkili olup olmadığı konularında ayrıntılı gerekçeli ve denetime açık rapor alınması gerekirken, bozma ilamının gereği yerine getirilmeden yazılı şekilde yetersiz bilirkişi raporuna göre hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, duruşmada vekille temsil olunmayan davacı yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 13.10.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.