YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/93
KARAR NO : 2023/235
KARAR TARİHİ : 24.01.2023
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/1683 E., 2021/1996 K
Yapı İflas İdaresi İstanbul Anadolu 3. İcra Dairesi 2012/42
DAVA TARİHİ : 22.01.2015
HÜKÜM/KARAR : Davalının İstinaf Talebinin Kabulüne, Davacının İstinaf Talebinin Reddine
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2018/327 E., 2020/644 K.
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraflar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Belli edilen günde davacılar vekili avukat … ile davalılar vekili avukat …’ın gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalıların ve … Yapı A.Ş’nin ortak girişim oluşturmak suretiyle … Genel Müdürlüğünün … ili Atık Su Tesisinin kurulması ihalesine katıldıklarını, ihaleyi aldıklarını ve sözleşmeyi imzalayarak işe başladıklarını, davacının şirketin bu ortak girişimin alt taşeronu olarak bu projede mal ve hizmet satışında bulunduğunu, sonuç olarak mal ve hizmet satışına karşın alacağını tahsil edemediğini, bu ortaklığın tüzel kişiliğinin olmadığını, ancak belirli bir işin yapılması için sözleşme ile kurulan bir nevi adi ortaklık olduğunu, iş ortaklığının dava ehliyeti olmadığından ortaklığı oluşturan ortakların tamamına iş bu davanın ikame edilmesi gerektiğini, davacı şirket tarafından yapılan hizmet ve mal satışından doğan tüm borçlardan ortaklığı oluşturan tüm şirketlerin sorumlu olduğunu bildirerek; fazlaya dair tüm hakları saklı kalmak suretiyle şimdilik 800.000,00 TL tutarındaki alacağın mal ve hizmetin teslim edildiği andan itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafın dava dışı … Yapı İnş. Ve Tic A.Ş ile çeşitli iş ilişkilerinde bulunduğunu, sözleşme yapıldığını ve faturaların tanzim edilerek karşılığında ödemeler ve kıymetli evraklar alındığını, davalı şirketlerin iş bu davaya kadar davacı şirketle hiçbir sözleşme ya da iş ilişkisi olmadığını, taraflarına bugüne kadar davacı yandan herhangi bir bildirim veya talep iletilmediğini, davacı yanın dava konusu sözleşmeyi dava dışı … Yapı A.Ş ile imzaladığını, dava dışı şirket aleyhine takibe giriştiğini, bu nedenle de alacağını iflas masasına dava dışı şirketten olan alacağı olarak yazdırdığını, davaya konu edilen sözleşme, fatura ve bunlar nedeniyle verildiği ifade edilen çek ve bonoların davalı şirket tarafından verilmediği gibi ayrıca davalı şirket açısından da zamanaşımına uğradıklarını, davacının dava dışı müflis … Yapı A.Ş ile imzalamış olduğu sözleşme nedeniyle aralarında oluşmuş herhangi bir ilişkinin davalı şirketi bağlamadığını bildirerek; öncelikle davanın yetkisizlik, husumet eksikliği ve zamanaşımı nedeniyle reddine, esasa girilmesi halinde davanın esastan reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, “davacının karşılıksız kalan 88.000,00 TL ve 221.000 Euro olmak üzere taraf kayıtlarında TL ve Euro toplamı olarak yer alan 555.728,20 TL alacaklı olduğu, davacı tarafından alacağın TL cinsinden ödenmesinin istendiği, TBK’nın 99. maddesi uyarınca seçimlik hakkını kullanan davacının bu talebinden dönemeyeceği, TBK 638 maddesi uyarınca adi ortaklıkta; Ortakların birlikte veya bir temsilci aracılığı ile bir üçüncü kişiye karşı, ortaklık ilişkisi çerçevesinde üstlendikleri borçlardan, aksi kararlaştırılmamışsa müteselsilen sorumlu olacakları, alacaklının alacağını adi ortakların hepsinden talep edebilceği gibi birinden de talep edebilceği” gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 555.728,20 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar ve davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1-Davalılar vekili istinaf dilekçesinde; davacı ile davalılar arasında hiçbir sözleşme hakediş belgesi olmadığını, davacının 2008 yılına ait fatura alacağının 2015 yılında açılan bu davaya kadar davalılara hiçbir bildirim yapılmadığını, davaya konu taşeronluk sözleşmesi davacı ile dava dışı müflis … Yapı arasında imzalandığını, davacının bu şirket ile birçok başka iş ilişkileri olduğunu, bu şirkete de bir çok iş yaptığını, 2008 yılında doğan bir alacağı için 7 yıldır borçlu olduğunu iddia ettiği davalılardan herhangi bir talepte bulunmadığını, İflas halinde olan şirkete takip başlattığını, basiretli tacirin tüm borçlulara haber vermesi gerektiğini, mahkemenin bu hususları dikkate almadığını, zamanaşımı itirazlarının devam ettiğini, bilirkişinin hatalı rapor düzenlediğini, davacının ticari defterlerinin delil olarak kullanılamayacağını, raporda dava konusu edilmeyen faturaların hesaba katıldığını, raporda çelişkiler bulunduğunu, yasal faiz talep edildiğini, kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
2-Davacı vekili istinaf dilekçesinde; dava değerinin 88.000,00 TL ve 221.000 Euro olarak belirlediklerini dava tarihi itibarı ile davacının alacağının 797.000,00 TL olduğunu, mahkemenin dava tarihi itibarı ile döviz kuru üzerinden alacağı TL cinsinden hesaplaması gerekirken mal ve hizmet satışının yapıldığı kur üzerinden hesaplama yaptığını bunun düzeltilmesinin yargılama gerektirmediğini, bu nedenle kararın düzeltilerek onanmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile “Davaya konu taşeron sözleşmesinin davalıların da içinde bulunduğu adi ortaklığı oluşturan şirketlerden sadece dava dışı … Yapı A.Ş ile imzalanmış olup, dava diğer ortaklara karşı açılmıştır. Davalı ortakların bu sözleşmeye taraf olmadıkları anlaşılmaktadır. Davacı tarafça dava dışı şirketin sözleşmeyi diğer ortaklarla birlikte ve/veya onlar adına da imzaladığına ilişkin bir iddiası ve ispatı bulunmadığına göre sözleşmelerin nispiliği ilkesi gereğince sözleşmeden kaynaklanan hak ve borçlar ancak ve yalnızca sözleşmenin taraflarına karşı ileri sürülebileceğinden, sözleşme nedeni ile taraf olmayan davalılara karşı husumet yöneltilmeyeceğinin anlaşılmasına göre davanın husumet nedeniyle reddi gerektiği halde mahkemece yazılı şekilde verilen karar usul ve yasaya aykırı olduğundan kararın kaldırılarak davanın davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmesi gerekmiştir” gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf talebinin kabulüne, davacı vekilinin istinafının reddine, mahkeme kararının kaldırılarak husumet nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde, davacının, davalıların kurduğu ortak girişimin adına ve hesabına … Atık Su Projesi için taşeron olarak mal ve hizmet satışında bulunduğunu, adi ortaklığın pilot ortağı müflis … Yapı A.Ş. ile adi ortaklık nam ve hesabına yapılan mal ve hizmet satım sözleşmesinden doğan tüm alacaklardan adi ortaklığın sorumlu olması gerektiğini, davacı her ne kadar mal ve hizmet satışına dair sözleşmeyi müflis … Yapı A.Ş. ile yapmış olsa da bu mal ve hizmet satışının davalıların da ortak olduğu adi ortaklık tarafından alınan ihale kapsamında … Atık Su Projesine ortaklık nam ve hesabına yapıldığının açık olduğunu, bu nedenle davacının alacağından adi ortaklığı oluşturan tüm ortakların sorumlu olması gerektiğinden mahkeme kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, eser sözleşmesinden kaynaklanmış olup, davada … Atık Su Arıtma Tesisi inşaatında difüzör boru ve looplarının montajı işi nedeniyle doğan bakiye iş bedelinin tahsili talep edilmiştir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, …
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 8.400,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak Yargıtay duruşmasında vekille temsil olunan davalılara verilmesine,
Aşağıda yazılı onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına,
24.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.