YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/1739
KARAR NO : 2009/4101
KARAR TARİHİ : 09.06.2009
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda verilen hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davacı vekilince istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen. 9.6.2009 Salı günü davacı … Taşımacılık Oto Tur. Tic. Ltd. Şti. tarafından gelen olmadı. Davalı … … Sigorta A.Ş. vekili Av. … … geldi. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan davalı vekili dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü.
-K A R A R-
Davacı vekili, müvekkiline ait, davalı tarafından kasko sigorta poliçesi ile sigortalanan aracın trafik kazası sonucunda hasar gördüğünü; ancak, sigorta şirketi tarafından hasar bedelinin ödenmediğini ileri sürerek, 32.000,00 YTL maddi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir.
Davalı vekili, kazanın sigortalı tarafından ihbar edilen yer ve şekilde olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, kaza sonucu araçta oluşan hasarın kaza tespit tutanağı içeriğine ve sürücü olduğunu belirten kişinin anlatımına uygun olmadığı, bu nedenle hasarın teminat dışı olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. Davacıya ait aracın, davalı tarafından kasko sigorta poliçesiyle sigorta örtüsüne alındığı hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, rizikonun ihbar edildiği şekilde gerçekleşip gerçekleşmediği, teminat kapsamında olup olmadığı noktalarında toplanmaktadır. Mal sigortaları türünden olan kasko sigortası poliçesinin teminat kapsamı, Kasko Sigortası Genel Şartları’nın A.1. maddesinde etraflıca düzenlenmiş olup, rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin iddianın sigortacı tarafından kanıtlanması gerekmektedir. Ancak, sigortalı, anılan genel şartların 3.3.2 ve TTK’nun
maddeleri uyarınca rizikonun gerçekleştiğine dair doğru ihbar mükellefiyetini kasten yerine getirmez veya iyi niyet kurallarına aykırı şekilde sigorta teminatı dışında kalan bir hususu sanki teminat içindeymiş gibi ihbar ederse, ispat külfeti yer değiştirip rizikonun teminat içinde kaldığının ispat külfeti sigortalıya geçer. O halde, somut olayda öncelikle davalı … şirketinin, ihbar edilen rizikonun, ihbar edilen yer ve şekilde olmadığını ispat etmesi gerekir. Bu anlamda, yapılan inceleme kazanın ihbar edilen şekilde olmadığını kanıtlayacak güç ve yeterlilikte değildir.
Hükme esas alınan her iki bilirkişi raporunda da, hasarın hem kaza tespit tutanağına hem de araç sürücüsü olduğunu iddia eden kişinin anlatımına uygun düşmediği belirtilmiştir. Ancak, araç hasarının tespiti için 2007/69 D.İş sayılı dosyada alınan raporda araç hasarının önden alta doğru devam ettiği belirtilmiş olup, hasarlı parçalardan ve fotoğraflardan aracın önden alta doğru hasar gördüğü anlaşılmaktadır. Buna karşın, aracın bordür üzerinde hareket ettiği, bu nedenle araç altında ciddi bir hasar olması ve ağır hasarın sol ön tarafta olması gerektiği varsayımı ile kazanın iddia edildiği şekilde olmadığının kabulü yeterli görülmemiştir. O halde mahkemece, dosyadaki tüm raporlar ve belgelerin değerlendirilmesi için, İTÜ’de görevli trafik alanında uzman bilirkişi heyetinden rapor alınarak soncuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması da doğru görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, duruşmada vekille temsil olunmayan davacı yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 09.06.2009 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.