Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2008/18000 E. 2009/14752 K. 12.11.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/18000
KARAR NO : 2009/14752
KARAR TARİHİ : 12.11.2009

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, davalı işveren nezdinde 1.8.1974-30.11.1992 tarihleri arası çalıştığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kanuni gerektirici nedenlere göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, davacının 01/08/1974-30/11/1992 tarihleri arasında davalı …’ a ait işyerinde 506 sayılı Yasa’ya tabi zorunlu sigortalı olarak kesintisiz çalıştığının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece,davalıya ait işyerinden davacının imzası bulunan 01/08/1974-15/11/1987 tarihleri arasında toplam 9 adet işe giriş bildirgesi verilmiş olmasının davacının kesintili olarak çalıştığına karine teşkil ettiği, davacının talep ettiği sürelerde başka işyerlerindeki çalışmasının kuruma bildirildiği, dinlenen bordro tanıklarından bir kısmının davacının sürekli çalıştığı beyanını doğrulamadığı, çalıştığını beyan eden bordro tanıklarının çalışmalarınında kısa süreli ve kesintili olduğu, bu nedenle bu tanıkların beyanlarına itibar edilmeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacı adına 01.08.1974, 01.06.1980, 06.01.1981, 01.09.1981, 01.11.1983,16.05.1985,13.08.1985,01.05.1987,15.11.1987 tarihlerinde davalı işverence verilmiş imzalı 9 adet işe giriş bildirgesinin verildiği, talep edilen dönem içinde 15.07.1989 tarihinde Yükselen İnşaat unvanlı başka iş yerinde işe girdiğine dair imzalı işe giriş bildirgesinin 02.08.1989 tarihinde kuruma verildiği, 01.11.1991 tarihinde … okul-wc inşaatı unvanlı başka iş yerinde işe girdiğine dair imzalı işe giriş bildirgesinin 13.11.1991 tarihinde kuruma verildiği, 31.03.1985 ve 30.11.11991 tarihlerinde iki defa işten çıkışının hizmet cetvelinde görüldüğü, davalıya ait işyerlerinde iş yerinde;1980 yılında 134 gün,1981 yılında 124 gün,1982 yılında 334 gün,1983 yılında 122 gün,1985 yılında 78 gün, çalışmasının kuruma bildirildiği,1989 yılında 20 gün, 1991 yılında 15 gün başka işyerinde çalışmasının olduğu,1974/3-1981/3, 1985/2,3. dönemlere ilişkin dönem bordrolarının geldiği anlaşılmıştır.
Davanın yasal dayanağını oluşturan, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Yasa’sının 2 ve 6. maddelerinde açıkça belirlendiği üzere, sigortalılığın oluşumu yönünden çalışma olgusunun varlığı zorunludur. Eylemli veya gerçek biçimde çalışmanın varlığı saptanmadıkça, hizmet akdine dayanılarak dahi sigortalılıktan söz edilemez. Fiili veya gerçek çalışmayı ortaya koyacak belgeler, işe giriş bildirgesiyle birlikte 506 sayılı Yasa’nın 79. maddesinde belirtilen sigortalının gün sayısını, kazanç durumunu, çalışma tarihleriyle birlikte ortaya koyan aylık sigorta gün bilgileri ile Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği’nin 17. maddesinde belirtilen 4 aylIk prim bordroları gibi Kuruma verilmesi zorunlu belgelerdir. 506 sayılı Yasa’nın 79/10. maddesinde bu tür hizmet tespit davalarının kanıtlanması yönünden özel bir yöntem öngörülmemiştir.
Kimi ayrık durumlar dışında resmi belge veya yazılı delillerin bulunması sigortalı sayılması gereken sürelerin saptanmasında güçlü delil olmaları itibariyle sonuca etkili olurlar. Ne var ki bu tür kanıtların bulunmaması salt, bu nedene dayalı istemin reddine neden olmaz. Somut bilgilere dayanması koşuluyla, bordro tanıkları veya iş ilişkisini bilen veya bilmesi gereken komşu işyerleri kayıtlı çalışanları gibi kişilerin bilgileri ve bunları destekleyen kim diğer kanıtlarla dahi sonuca gitmek mümkündür. Kamu düzenine dayalı bu tür davalarda hakim, görevi gereği doğrudan soruşturmayı genişleterek sigortalılık koşullarının oluşup oluşmadığını belirlemelidir. Bu yön, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555, 5.2.2003 gün 2003/21-35-64, 15.10.2003 gün 2003/21-634-572, 3.11.2004 gün 2004/21-480-579 ve 2004/21-479-578, 10.11.2004 gün 2004/21-538 ve 1.12.2004 gün 2004/21-629 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır.
Somut olayda; mahkemece davacı tarafından imza inkarında bulunulmayan birden fazla işe giriş bildirgesinin verilmesi ve davacının yaptığı işin mahiyeti ile dosyadaki toplanan kanıtlara göre davacının davalı işyerinde kesintili çalıştığının kabulü ile 01.06.1980 tarihi ve sonrasına ilişkin talebin reddine karar verilmesi doğrudur. Ancak 01.08.1974 tarihli işe giriş bildirgesinin bulunması,01.06.1980 tarihine kadar başka işyeri çalışması ve Kuruma bildirilen sigortalılığının bulunmaması karşısında, bu dönemde hakdüşürücü sürenin işe giriş bildirgesi verilmiş olması nedeniyle işlemeyeceği davacının bu döneme ilişkin tesbit talebinin sigortalılık başlangıcı ve sigortalılık süresinin tesbiti yönünden önemli olduğu düşünülmeden, 01.08.1974-01.06.1980 tarihleri arasına yönelik hizmet tesbiti talebi yönünden eksik inceleme ve araştırma ile talebin reddine karar verilmesi doğru değildir.
Yapılacak iş; 01.08.1974-01.06.1980 tarihleri arasına yönelik hizmet tesbiti talebi yönünden dönem bordrolarında kayıtlı tanıklar saptanarak bunların bilgilerine başvurmak, bordolarda adı geçen kişilerin adreslerinin tespit edilememesi veya beyanları ile yetinilmediği takdirde, zabıta, maliye ve meslek Odası aracılığı ve Muhtarlık marifetiyle işyerine o tarihte komşu olan diğer işyerlerinde uyuşmazlık konusu dönemde çalıştığı tespit edilen kayıtlı komşu işyeri çalışanlarının; yoksa işyeri sahipleri araştırılıp tesbit edilerek çalışmanın niteliği ile gerçek bir çalışma olup olmadığı yönünde yöntemince beyanlarını almak ve gerçek çalışma olgusunu somut ve inandırıcı bilgilere dayalı şekilde 506 sayılı Yasanın 2, 6, 9 ve 79/10. maddeleri gereğince kanıtladıktan sonra sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 12.11.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.