Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2021/3327 E. 2022/7125 K. 18.10.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/3327
KARAR NO : 2022/7125
KARAR TARİHİ : 18.10.2022

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada Gerede Asliye Hukuk Mahkemesince bozmaya uyularak verilen 24.11.2020 tarih ve 2020/4 E. – 2020/307 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin 2006 yılı Mayıs ayından, 2007 yılı Aralık ayına kadar davalı şirkete, inşaat malzemesi taşıdığını, müvekkili şirketin bu taşıma işini 2007 yılı Aralık ayı sonu itibariyle sonlandırdığını, davalı şirketin 2006 yılına ait nakliye (taşıma) ile ilgili fatura karşılığında müvekkili şirkete ödeme yaptığını, ancak taşıma ile ilgili irsaliye ve açık fatura mevcut olduğu ve müvekkil şirketin nakliyeyi gerçekleştirdiği konusunda davalı şirketin hiçbir itirazı olmadığı ve 2007 yılına ait taşımalarla ilgili faturaları itirazsız kabul etmiş olmasına rağmen, müvekkili şirkete davalının ödeme yapmadığını ileri sürerek, 2007 yılı içinde yapılan nakliyeden doğan alacağından fazlaya ilişkin dava ve talep hakkı saklı kalmak üzere 100.000,00 TL’nin davalı şirketten tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili şirketin davacı şirkete nakit ve çeklerle ödeme yaptığını, fatura karşılığı iki adet römork verdiğini ve davacı şirketin Kemal Birbilener’e olan yakıt borçlarının alacağın temliki yoluyla davalı şirkete geçmiş olduğundan davacı şirkete borçlu olmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, dosya arasında bulunan 08/10/2012 tarihli bilirkişi raporunda yapılan tespitlerin gerekçeli ve denetlenebilir olmadığı ve işbu raporun hükme esas alınamayacağı, 22/12/2017 tarihli raporda ise römorkun satış tarihi itibariyle davacının davalıdan olan alacağının 90.427,40 TL olarak tespit edildiği, yine römork bedellerinin, davacının davalıdan olan alacağına mahsup edildiğinin kabulü halinde davacı şirketin, davalı şirketten 2017 yıl sonu itibariyle 22.049,01 TL alacaklı olacağının tespit edildiği, dolayısıyla römork devir tarihi itibariyle davacının alacağının römork bedelinden fazla olduğundan davalının savunmasına itibar edilerek, açık, anlaşılır, fenni ve ilmi ilkelere uygun ve hükme esas alınabilir nitelikte olduğu gerekçesiyle davacının davasının kısmen kabulüne-kısmen reddine,23.846,29 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bentler dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Dava taraflar arasındaki taşıma sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkin olup, mahkemece, davacı şirketin, davalı şirketten romörk satış tarihi itibariyle 90.427,40 TL alacaklı olduğu, romörk bedelinin mahsubu sonucunda ise bakiye alacağının 22.049,41 TL olduğunun tespit edildiği, ancak davacının bozma ile kazanılmış hakkı oluştuğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulu ile 23.846,29 TL’nin avans faiziyle birlikte tahsiline karar verilmiştir.
HMK’nın 199. maddesinde yer alan “Uyuşmazlık konusu vakıaları ispata elverişli yazılı veya basılı metin, senet, çizim, plan, kroki, fotoğraf, film, görüntü veya ses kaydı gibi veriler ile elektronik ortamdaki veriler ve bunlara benzer bilgi taşıyıcıları bu Kanuna göre belgedir” şeklindeki tanımlama kapsamında ticari defterlerin de HMK anlamında ticari bir belge niteliğinde delil olduğu hususunda bir tereddüt bulunmamaktadır. HMK’nın 222. maddesinde münhasıran ticari defterlere ilişkin olarak, ticari defterlerin ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için; Kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmaları, açılış ve kapanış onaylarının yaptırılması ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamaları gerekmekte olup bu şartlara uygun biçimde tutulmuş defter kayıtlarının, sahiplerinin lehine delil olarak değerlendirilmesi ise diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi  yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması şartlarına bağlı bulunmaktadır. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları ise ancak sahibi aleyhine delil teşkil eder. Ayrıca söz konusu maddenin son fıkrası uyarınca, davadaki taraflardan birinin kendi defterlerine dayanmaksızın, münhasıran diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtmesine rağmen karşı tarafın defterlerini ibrazdan kaçınması halinde ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılacaktır.
Somut davada, hükme esas alınan bilirkişi raporlarınında taraf ticari defterlerinin her ikisinin de yukarıda açıklanan yasal düzenleme gereğince usulüne göre tutulmadığının tespit edildiği anlaşılmıştır. Usulüne uygun olarak tutulmamış ve içerdiği kayıtlarda birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları ancak sahibi aleyhine delil olacağından mahkemece romörk satış tarihi itibariyle davalı ticari deftlerine göre davacı şirketi alacağı 28.389,19 TL olduğu tespit edildiğinden mahkemece bu bedele hükmedilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru olmamış kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine,18.10.2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.