Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2022/568 E. 2022/8930 K. 12.12.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/568
KARAR NO : 2022/8930
KARAR TARİHİ : 12.12.2022

MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasındaki davada Sigorta Tahkim Komisyonu İtiraz Hakem Heyeti’nce verilen 27.10.2021 gün ve 2021/İHK-36445 sayılı karar, davalı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla, saklanmak üzere tevdi edildiği İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından temyiz incelemesi yapılmak üzere Dairemize gönderilmiş olup, dosya için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, avukat olan müvekkilinin mesleğinin icrası sırasında yaptığı mesleki hata sonucu dava dışı şahsın uğradığı zarardan dolay 52.000,00 TL ödeme yaptığını, müvekkilinin dava dışı … adına vekil olarak takip ettiği trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat talepli davada, davlılardan biri ile sulh olunmasına ve diğer davalılardan manevi tazminat talepleri olmasına rağmen hataen tüm davalılar yönünden davadan feeragat edilmesi sebebiyle, manevi tazminat açısından …’a 14.11.2019 ve 12.02.2020 tarihlerinde toplamda 52.000,00 TL ödediğini, davalı ile davacı arasında imzalanan mesleki sorumluluk sigortası poliçesi kapsamında kalan bu zararın ödenmesi için davalıya yapılan başvurunun sonuçsuz kaldığını ileri sürerek dava dışı şahsa yapılan ödeme tarihleri nazara alınarak belirlenen temerrüt tarihlerinden başlamak üzere davacının zararının avans faizi ile ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, sigortanın varlığının doğrudan ödeme yapılması anlamına gelmeyeceğini, uğranıldığı iddia edilen zarar ile sigortalının davranışı arasında illiyet bağı olup olmadığının araştırılması gerektiğini, rizikonun gerçekleşmesi için üçüncü kişiler nezdinde somut zarar olması gerektiği, davacının bahsettiği rizikonun sehven yapılan bir hata olmadığını, ödemenin yapıldığına dair ispat yükünün davacıda olduğunu, talebin teminat kapsamında olduğu düşünülse dahi, davacının feragat ettiği dosyada yargılamaya devam edilseydi dosya münderacatı dikkate alındığında mahkemece daha az miktarda bir manevi tazminata hükmedilebileceğini, bu tutarın doğrudan mesleki hata nedeniyle uğranılan zarar olduğunun söylenemeyeceğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla poliçede maufiyet kaydının bulunduğunu, avans faizi istenemeyeceğini, vekalet ücretinin tarifede belirlenin 1/5’i olması gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Uyuşmazlık Hakem Heyetince; Mesleki Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın A.1. maddesinin (b) bendine göre davaya konu poliçenin talep esaslı düzenlendiği, talep kavramının ise rizikonun gerçekleşemesine göre belirleneceği, poliçenin Rizikonun Gerçekleşmesi başlıklı B1 maddesine göre, rizikonun, sigortacının bilgisi ve yazılı muvafakati dahilinde olmak koşuluyla sigortalı tarafından ödeme yapılması halinde gerçekleşeceği, somut olayda davacı sigortalının kendi müvekkiline yaptığı ödemeyi sigortacının bilgisi dahilinde yaptığına dair ödeme belgesi bulunmadığı, sigortanın talebi reddettiği için müvekkilinin zararını karşıladığına dair bilgi belge ya da sigortalı aleyhine açılmış dava veya verilmiş hüküm bulunmadığı gerekçesiyle davacının talebini reddetmiştir.
Davacı vekilinin Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararına vaki itirazı üzerine İtiraz Hakem Heyetince; meydana gelen zarar ile avukatın kusuru arasında illiyet bağı bulunduğu, manevi tazminat davalarında bilirkişi incelemesi yapılmadığı dosya durumuna göre hakimin meblağı takdir ettiği, tazminat davasına konu dosyada alınan bilirkişi raporunda …’ın %27 oranında sürekli iş göremezlik, 180 gün geçici iş göremezlik ve 90 gün geçici bakıcı süresinin tespit edildiği, sigortalı araç sürücüsünün asli kusurlu olduğu tespitine yer verilidği, bu durumda 52.000,00 TL tutarındaki tazminatın makul ve hadiseye uygun olduğu gerekçesi ile Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararı kaldırılmasına davanın kabulü ile 52.000.- TL tazminatın davalının temerrüt tarihi olan 26.06.2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.
İtiraz Hakem Heyeti kararını davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, davacının mesleğinin icrası sırasında meydana geldiğini ileri sürdüğü hatasından kaynaklanan zararın taraflar arasında imzalanan mesleki sorumluluk poliçesi kapsamında davalı şirketten tahsili talebine ilişkindir.
Sigorta Uyuşmazlık Hakem Heyetince, davacının talep ettiği zarara konu miktarı davalının bilgisi dahilinde 3. kişiye ödemediğinden bahisle talebin reddine karar verilmiş, davacı vekilinin itirazını inceleyen İtiraz Hakem Heyetince ise davacının 3. kişiye yaptığı ödemeye konu zarar ile davacı fili arasında illiyet bağı olduğu ve ödemeye konu manevi tazminat miktarının hadiseye uygun olduğu belirtilerek talebin kabulüne karar verilmiştir.
Ancak, 26.05.2013 tarihli ve 28658 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Mesleki Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın ‘Rizikonun Gerçekleşmesi’ başlıklı B1 maddesinin (a) bendinde “Sigortacının bilgisi ve yazılı muvafakati dahilinde olmak koşuluyla sigortalı tarafından ödeme yapılması… (c) bendinde, “zararın gerçekleştiğinin ve bu zararın sigortalının sorumluluğundan kaynaklandığının mahkeme tarafından karar altına alınması halinde, riziko gerçekleşmiş olur” şeklindeki düzenleme ile riziko tarihi belirlenmiş olup, taraflar arasında imzalanan Mesleki Sorumluluk Sigortası Poliçesinin ‘Sigortalının yükümlülükleri’ başlıklı 5. maddesinde de, ‘Sigortalının, sorumluluğunu gerektirecek olayları on gün içinde sigortacıya bildirmekle yükümlü olduğu’ belirtilmiştir.
Somut olayda, davacının dava dışı 3. kişiye ödemeleri sırasıyla 14/11/2019 ve 12/02/2020 olup bu ödemelere ilişkin davalı şirkete başvuruları da yine sırasıyla 28/01/2020 ve 20/05/2020 tarihleridir.
Yukarıdaki mevzuat ve sözleşme hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, davacının dava dışı 3. kişiye ödeme yaptığı tarihlerde sigortacının bilgisi ve yazılı muvafakatinin olmadığı, yine zararın davacının sorumluluğundan kaynaklandığına dair verilmiş bir mahkeme kararının da olmadığı gözetilerek davacı talebinin reddedilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış İtiraz Hakem Heyeti kararının bu sebeple bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan sebeplerle davalı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, dosyanın Sigorta Tahkim İtiraz Hakem Heyeti’ne gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 12.12.2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.