Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2022/9660 E. 2022/20849 K. 21.12.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/9660
KARAR NO : 2022/20849
KARAR TARİHİ : 21.12.2022

İLGİLİ BİLGİLER;
İtiraz eden :Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
İtiraz Yazısının Tarihi- Sayısı :31.10.2022- KD- 2022/100378
İtiraz Edilen Daire Kararı :Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 13.10.2021 tarih ve 2021/19119 Esas – 2021/8344 Karar sayılı ilamı
İtiraz İlgili Mahkeme Kararı :Bakırköy 7.Ağır Ceza Mahkemesinin 23/12/2014 tarih ve 2009/133 Esas, 2014/481 sayılı kararı
Suç :Suç işlemek amacıyla örgüt kurma, suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma, kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi

gereken krediyi sağlamak amacıyla dolandırıcılık, 5464 sayılı Kanun’a aykırılık ve resmi belgede sahtecilik
Bakırköy 14. Ağır Ceza Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda 24.06.2015 tarihli 2013/288 Esas ve 2015/257 Karar sayılı kararı ile sanık… … hakkında suç işlemek amacıyla örgüt kurma, kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken krediyi sağlamak amacıyla dolandırıcılık, 5464 sayılı Kanun’a aykırılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından, sanıklar … ve … hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan, sanıklar …, … ve … hakkında suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma, kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken krediyi sağlamak amacıyla dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından mahkûmiyet hükümleri, sanık … … hakkında suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma, kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken krediyi sağlamak amacıyla dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından beraat hükümleri verildiği, bu hükümlerin Cumhuriyet savcısı, Katılan … Bankası A.Ş. vekili, sanık … müdafisi ve sanık … tarafından temyizi üzerine Dairemizin 13.10.2021 tarihli, 2021/19119 Esas ve 2021/8344 Karar sayılı ilamı ile Katılan … Bankası A.Ş. vekilinin, sanık… … hakkında suç işlemek amacıyla örgüt kurma, 5464 sayılı Kanun’a aykırılık, katılanlar …, … A.Ş. ve … T.A.Ş. ye yönelik gerçekleştirilen nitelikli dolandırıcılık suçlarından kurulan mahkûmiyet hükümlerine, sanıklar …, … ve … hakkında suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma, … ve …’a yönelik nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından kurulan mahkûmiyet hükümlerine, sanık … … hakkında suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma, …’a yönelik nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından kurulan beraat hükümlerine yönelik temyiz isteminin reddine, sanık… … hakkında katılan … Bankası A.Ş.ye yönelik eylemi nedeniyle, sanık … hakkında katılan … T.A.O. ya yönelik eylemi nedeniyle nitelikli dolandırıcılık suçundan kurulan mahkûmiyet hükümlerinin onanmasına, sanıklar… … ve … hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan, sanık … hakkında suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma ve resmi belgede sahtecilik suçlarından kurulan mahkûmiyet hükümleri ile sanık … … hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan beraat hükmünün düşmesine, sanık … hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan mahkûmiyet hükmü ile sanık … … hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan kurulan beraat hükmünün bozulmasına karar verildiği, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 03.03.2022 ve 31.10.2022 tarihli yazıları ile sanıklar … ve … hakkında suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma, kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken krediyi sağlamak amacıyla dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından, sanık… … hakkında suç işlemek amacıyla örgüt kurma, kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken krediyi sağlamak amacıyla dolandırıcılık ve 5464 sayılı Kanun’a aykırılık suçlarından, sanık … hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan, sanık … hakkında kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken krediyi sağlamak amacıyla dolandırıcılık suçundan kurulan mahkûmiyet hükümlerinin Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmiş olmasına rağmen Dairemizin 13.10.2021 tarihli kararında temyizen incelenmediği gerekçesiyle itiraz yasa yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilen dava dosyası ve ekleri yeniden incelenerek gereği görüşüldü:
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itiraz gerekçeleri yerinde görülmekle, 6352 sayılı Kanunun 99. maddesiyle eklenen 5271 sayılı CMK’nin 308. maddesinin 3. fıkrası uyarınca İTİRAZIN KABULÜNE,
Dairemizce verilen 13.10.2021 tarihli, 2021/19119 Esas- 2021/8344 Karar sayılı ilamının 2 nolu bendinde yer alan” onama” kararı ile 4 nolu bendinde yer alan “bozma” kararının KALDIRILMASINA,
A) Sanık… … hakkında katılan … Bankası A.Ş.ye yönelik eylemleri nedeniyle, sanık … hakkında katılan … T.A.O. ya yönelik eylemleri nedeniyle, sanık … hakkında katılan … T.A.O. ve … A.Ş. ye yönelik eylemleri nedeniyle nitelikli dolandırıcılık suçundan kurulan mahkûmiyet hükümlerine yönelik Cumhuriyet savcısı, katılan … Bankası vekili ve sanık … müdafisinin temyizlerinin incelenmesinde:
5237 sayılı TCK’nin 53. maddesinin uygulanmasında Anayasa Mahkemesinin 08/10/2015 tarihli, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
Yargılamanın hukuka uygun olarak yapıldığı, iddia ve savunmalarda ileri sürülen hususların gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı hukuka uygun yöntemlerle elde edilen delillerin değerlendirilerek, fiillerin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin tespit edildiği, suç vasfının doğru biçimde belirlendiği, cezaların kanuni takdir sınırlarında uygulandığı tüm dosya kapsamından anlaşılmakla, Cumhuriyet savcısı, katılan vekili ve sanık … müdafisinin temyiz nedenleri yerinde görülmediğinden hükümlerin ONANMASINA,
B) Sanık … hakkında suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma ve resmi belgede sahtecilik suçlarından, sanık… … hakkında 5464 sayılı Kanun’a aykırılık suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik Cumhuriyet savcısının temyizlerinin incelenmesinde:
Sanık …’e yüklenen suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma ve resmi belgede sahtecilik suçları ile sanık… …’ye yüklenen 5464 sayılı Kanun’a aykırılık suçunun, Kanunlardaki cezalarının türü ve üst sınırlarına göre, 5237 sayılı TCK’nin 66/1-e ve 67/4. maddelerinde öngörülen olağanüstü dava zamanaşımının, suç tarihlerinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği ve bu itibarla Cumhuriyet savcısının temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden, diğer yönleri incelenmeyen hükümlerin 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA; ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta, aynı Kanun’un 322. maddesindeki yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün olduğundan, sanıklar hakkındaki kamu davalarının gerçekleşen olağanüstü dava zamanaşımı nedeniyle 5271 sayılı CMK’nin 223/8. maddesi uyarınca DÜŞMESİNE,
C) Sanık… … hakkında suç işlemek amacıyla örgüt kurma, katılanlar … T.A.O., … T.A.Ş. ve … A.Ş.ye yönelik eylemleri nedeniyle nitelikli dolandırıcılık suçlarından, sanık … hakkında suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma, nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından, sanık … hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan mahkûmiyet hükümlerine yönelik Cumhuriyet savcısı ve sanık …’in temyizlerinin incelenmesinde:
1) Sanık… … hakkında, suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçundan kurulan mahkûmiyet hükmünün incelenmesinde:
TCK’nin 6. maddesinin birinci fıkrasının (j) bendinde; örgüt mensubu suçlu; suç işlemek için örgüt kuran, yöneten, bu örgüte katılan veya örgüt adına suç işleyen kişi olarak tanımlanmıştır. Aynı Kanun’un 220. maddesinde ise, “suç işlemek amacıyla örgüt kurma” başlıklı suç düzenlenmiştir. Suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçuyla korunan hukuki yarar kamu güvenliği ve barışıdır. Suç işlemek için örgüt kurmak, toplum düzenini tehlikeye soktuğu ve araç niteliğindeki suç örgütü, amaçlanan suçları işlemede büyük bir kolaylık sağladığından, bu suç nedeniyle kamu güvenliği ve barışın bozulması bireyin güvenli, barış içinde yaşamak hakkını da zedeleyeceğinden, işlenmesi amaçlanan suçlar açısından hazırlık hareketi niteliğinde olan bu fiiller ayrı ve bağımsız suçlar olarak tanımlanmıştır. Böylece bu düzenlemeyle aynı zamanda bireyin, Anayasa’da güvence altına alınmış olan hak ve özgürlüklerine yönelik fiillere karşı da korunması amaçlanmıştır. Bu amaçla henüz suç işlenmese dahi, sadece suç işlemek amacıyla örgüt oluşturmuş olmaları nedeniyle örgüt mensubu faillerin cezalandırılması yoluna gidilmiştir. Bunun asıl nedeni suç işlemek için örgüt kurmanın, kamu barışı yönünden ciddi bir tehlike oluşturmasıdır. Kanun koyucu bu düzenleme ile öncelikle gelecekte işlenebilecek suçları engellemek istemiştir. Bu suçun mağduru ise; öncelikle kamu güvenliği ve barışını sağlamakla yükümlü olan devlet ve toplumu oluşturan bireylerdir. TCK’nın 220. maddesi kapsamında bir örgütün varlığından söz edebilmek için; en az üç kişinin, suç işlemek amacıyla hiyerarşik bir ilişki içerisinde, devamlı olarak amaç suçları işlemeye elverişli araç ve gerece sahip bir şekilde bir araya gelmesi gerekmektedir. Örgüt, soyut bir birleşme olmayıp, bünyesinde hiyerarşik bir ilişki barındırmaktadır. Bu hiyerarşik ilişki, bazı örgüt yapılanmalarında gevşek bir nitelik taşıyabilir. Oluşturulan bu ilişki sayesinde örgüt, mensupları üzerinde hâkimiyet tesis eden bir güç kaynağı niteliğini kazanmaktadır. Bu nedenle niteliği itibarıyla devamlılık arzeden örgütün varlığı için suç işlemek amacı etrafındaki fiilî birleşme yeterlidir. Buna karşın, kişilerin belirli bir suçu işlemek için bir araya gelmesi hâlinde ise örgüt değil, iştirak ilişkisi mevcuttur.
TCK’nın 220. maddesi anlamında bir örgütten bahsedilebilmesi için;
-Üye sayısının en az üç veya daha fazla kişi olması gerekmektedir.
-Üyeler arasında gevşek de olsa hiyerarşik bir bağ bulunmalıdır. Örgütün varlığı için soyut bir birleşme yeterli olmayıp, örgüt yapılanmasına bağlı olarak gevşek veya sıkı bir hiyerarşik ilişki olmalıdır.
-Suç işlemek amacı etrafında fiili bir birleşme yeterli olup, örgütün varlığının kabulü için suç işlenmesine gerek bulunmadığı gibi işlenmesi amaçlanan suçların konu ve mağdur itibariyle somutlaştırılması mümkün olmakla birlikte, zorunluluk arz etmemektedir. Örgütün faaliyetleri çerçevesinde suç işlenmesi halinde, fail, örgütteki konumuna göre, üye veya yönetici sıfatıyla cezalandırılmasının yanında, ayrıca işlenen suçtan da cezalandırılacaktır.
-Örgüt niteliği itibariyle devamlılığı gerektirdiğinden, kişilerin belli bir suçu işlemek veya bir suç işlemek için bir araya gelmesi halinde, örgütten değil ancak iştirak iradesinden söz edilebilecektir.
-Amaçlanan suçları işlemeye elverişli, üye, araç ve gerece sahip olunması gerekmektedir.
Yukarıda belirtildiği üzere kanunların suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla, sahip bulunduğu üye sayısı ile araç ve gereç bakımından amaç suçları işlemeye elverişli yapılara suç örgütü denmektedir. Suç örgütü kurma ve yönetme ile örgüte üye olma suçları yönünden suç örgütünün işlemeyi amaçladığı suç ve/veya suçların en azından hazırlık hareketi ile ilgili ciddi bulgu, emare ve/veya delil olmalıdır. Suç örgütü kurma bağımsız bir suç kabul edildiğine göre, amacı olmayan bir örgütlenmede, suç örgütü bir veya birkaç amaçla suç işlemesi için kurulmalı ve suçların işlenmesine dair TCK’nın 220/1. maddesinde gösterilen unsurlar ile ilgili bulgulara ulaşılmalıdır. Suç işlemek için örgüt kurmada bir veya birkaç suç işlendikten sonra daha programlanmış suçları işlemek için örgüt devam eder. Örgüte iştirak eden failler işlenen suçtan dolayı iştirak gereği cezalandırılır, yani katkıda bulunana uygulanır. Örgüt kurucuları kendi başlarına veya başkaları ile anlaşma yapılmasını başlatandır. Faaliyeti ile örgütün doğmasına sebebiyet vermektedir. Örgüt yönetenler ise üst pozisyonda kollektif faaliyeti kısmen veya tamamen düzenleyen, koordine edenlerdir.
Suç örgütü ile iştirak halinde suç işleme durumları zaman zaman birbirine karıştırılmaktadır. Oysa kişilerin bir suç işlemek için bir araya gelmelerinde iştirak iradesinden bahsedilir. İştirak ilişkisinde suç ortakları nazarında suçun, konu veya mağduru bakımından somutlaşması gerekir. Suç örgütünde ise işlenmesi amaçlanan suçların konu veya mağduru itibariyle somutlaştırılması zorunlu değildir. Suç örgütü kurmak, yönetmek ile örgüte üye olmak veya alt grup suçlar yönünden suç örgütünün işlemeyi amaçladığı suç ve suçların en azından hareketi ile ilgili ciddi bulgu, emare ve delillerin mevcut olması yeterlidir. Suç örgütü kavramının klişe, basmakalıp ve soyut cümlelerle belirlenip her eylemde uygulanması da isabetli olmaz. Her somut eylemin özelliklerinin birbirinden farklı olduğu ve ayrı değerlendirilmesinin gerektiği gözden uzak tutulmamalıdır. Zaman zaman iştirak halinde birliktelikleri suç örgütü sayılmaya çalışıldığında ve suç örgütü olup olmadığına bakılmaksızın ceza sorumluluk alanı genişletildiği de izlenmektedir. Bu nedenle bir suç işlemek için iştirak ile suç örgütü arasındaki ayrım ise; suç örgütü ve/veya örgütlerin yapısı ve yapılanması netleştirilip, bu suç örgütü ve/veya örgütleri ile ilgili faillerin suçları örgüt ile ilgisi olmayan faillerin ve eylemlerin ayrımı ile olacaktır. Bu husus etkin soruşturma ve/veya kovuşturma yapılarak saptanabilir. Telafisi olanaksız hatalara düşülmemesi, insan hak ve hürriyetlerinin ihlalini önlemek için bu hususun bir zorunluluk olduğu unutulmamalıdır. Örgüt yöneticisi bizzat, azmettiren olarak katılmadığında örgüt mensuplarının örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen tüm suçlardan örgüt yöneticileri ve örgüt mensupları üzerinde kurduğu hakimiyet, kontrol, talimat, hiyerarşi ve emir komutanın bir sonucu olarak uygulanır. Bu hükümle farazi bir azmettirme düşünülmüştür. TCK’nın 220/5. maddesinin gerekçesi bu sorumluluğu açıklamaktadır. Elbette bu durumda örgüt yöneticisinin somut olayda örgüt üyesi ve işlenecek amaç suç üzerinde hakimiyet, kontrol, bilgi ve yönlendirme güç ve yetkisinin olması halinde uygulama alanı bulacaktır. Bu alanı daraltma değildir. En azından müdahale edip suçun işlenmesinin önüne geçebilecek bilgi ve etkisinin olmasının veya yönlendirebilme konusuna yeterli hakimiyeti bulunması ya da örgütün üzerinde genel bir etki gücünün ya da bölgesel de olsa (onay makamı) konumunun olması aranmalıdır. Bu da kanunun gerekçesinde açıkça vurgulanmıştır. (Suç örgütü) hiyerarşisi, devamlılığı, disiplini olan ve devlet içinde devlet olmayı hedefleyen, toplumu etkileyen düzeni geniş çapta bozan, suç işleyen, kendine göre kurumsallaşmış karmaşık bir yapılanma ağını kapsar. Çete kavramı ise; nispeten küçük, gevşek hiyerarşik yapılanma ve disiplini olan bir veya birkaç suç işlemeye niyetlenen ancak bu konuda profesyonel taktik ve yöntemler izlemeyen, aracılık yapan daha ziyade sokak yapılanması niteliği taşıyan devlet içinde devlet olmaya hareket etmeyen mahalli suçlar işleyen yapılanmalar için kullanılabilir. Çete bağımsız bir suç tipi değildir. Örgüt suçlarında bir unsur fikir alış verişinde bulunup paylaştıkları, plan ve program yapıp eylem hazırlığı yaptıkları zeminin de bu özelliği ile yerleri olmalıdır. Sonuç olarak; 5237 sayılı TCK’nın 220. maddesinde düzenlenen “suç işlemek amacıyla örgüt kurma” suçunun işlendiğinin ve örgütün varlığının kabul edilebilmesi için; üye sayısının en az üç kişi olması, üyeler arasında soyut bir birleşme değil gevşek de olsa hiyerarşik bir ilişkinin bulunması, suç işlenmese bile suç işlemek amacı etrafında fiili bir birleşmenin olması, niteliği itibariyle devamlılık göstermesi; örgütün yapısı, sahip bulunduğu üye sayısı ile araç ve gereç bakımından, amaçlanan suçları işlemeye elverişli olması gerekir.
Bu hukuksal olgular ışığında somut olay irdelendiğinde, örgüt oluşturmak için sanıkların sayısı yeterli ise de, sanıklar arasında emir ve komuta zincirinin bulunmaması ile hiyerarşik bir ilişkinin tespit edilememesi, sanıkların, örgüt mensupları üzerinde hakimiyet teşkil eden, örgütten ayrılamama ve örgütün istediği şekilde hareket etme ve yaşama zorunluluğunu sağlayan organik ve hiyerarşik bir ilişki içerisinde, suç işlemek amacıyla devamlılık arzeder şekilde fiilen bir araya gelerek amaçlanan suçları tam bir işbirliği ve eylem paylaşımı anlayışı çerçevesinde süreklilik ve devamlılık gösterecek şekilde işlediklerini gösterir delillerin bulunmaması nedeniyle ve sanık…’ün suç işlemek için örgüt kurduğuna ilişkin cezalandırılmasını gerektirir mahkumiyetine yeterli delil bulunmadığı anlaşılmakla, unsurları itibariyle oluşmayan suç işlemek için örgüt kurmak suçları nedeniyle 5271 sayılı CMK’nın 223/2-a,e maddeleri gereğince sanığın beraatine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde mahkumiyet hükmü kurulması,
2- Sanık… … hakkında katılanlar … T.A.O., … T.A.Ş. ve … A.Ş.ye yönelik eylemleri nedeniyle nitelikli dolandırıcılık suçundan kurulan mahkûmiyet hükümlerinin incelenmesinde:
Sanık… …’nin, … adına düzenlenmiş sahte nüfus cüzdanı ile … …Şubesine başvurarak 13.000 TL kredi aldığı, sanık …’in, … adına düzenlenmiş sahte nüfus cüzdanı ile yanında sanık… … olduğu halde … …Şubesine başvurarak 5500 TL kredi aldığı, sanık …’in, … adına düzenlenmiş sahte nüfus cüzdanı ile … …Şubesine başvurarak 20.000TL kredi aldığı, 12.000 TL’sini sanık… …’ye verdiği, sanık …’nun, … adına düzenlenmiş sahte nüfus cüzdanıyla … …Şubesine başvurarak 20.000 TL kredi aldığı, 12.000 TL’sini sanık… …’ ye verdiği, Sanık… …’nin … adına düzenlenmiş sahte nüfus cüzdanı ile … … Şubesine başvurarak 9.950 TL kredi aldığı, sanık …’in, sanık…’ün temin ettiği … adına düzenlenmiş sahte nüfus cüzdanı ile … Sultanhamam Şubesine başvurarak 8.200 TL kredi aldığı, Sanık… …’nin … adına düzenlenmiş sahte nüfus cüzdanı ile … … Şubesinden, … ve … adına düzenlenmiş sahte nüfus cüzdanları ile … Salıpazarı Şubesi’nden krediler aldığı iddia edilen somut olaylarda; TCK’nin 158/1-j maddesinde düzenlenen nitelikli dolandırıcılık suçunun mağdurunun banka olduğu, aynı bankanın değişik şubelerine karşı işlenen suçun tek bir mağdura karşı işlendiğinin kabul edileceği, buna göre, sanığın, aynı suç işleme kararı ile kanunun aynı hükmünü değişik zamanlarda ve aynı mağdura karşı birden fazla kez ihlal etmesi halinde her bir bankaya karşı tek bir suçtan hüküm kurularak TCK’nın 43. maddesi kapsamında zincirleme suç hükümleri gereğince cezalarının artırılması gerektiği gözetilmeden eylem sayısınca mahkûmiyet hükümleri kurulması suretiyle sanık hakkında fazla ceza tayini,
3- Sanık … hakkında suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma, nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından, sanık … hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan mahkûmiyet hükümlerinin incelenmesinde:
UYAP aracılığıyla MERNİS üzerinden ulaşılan nüfus kayıtlarına göre hükümlerden sonra sanık …’in 08.05.2015 tarihinde, sanık …’in ise 11.02.2020 tarihinde öldüğü belirlendiğinden, bu durumun kesin olarak tespiti halinde 5237 sayılı TCK’nin 64/1 ve 5271 sayılı CMK’nin 223/8. maddeleri uyarınca kamu davasının düşmesine karar verilmesinde zorunluluk bulunması,
Yasaya aykırı, Cumhuriyet savcısı ve sanık …’in temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca hükümlerin BOZULMASINA, 21.12.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.