YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/27
KARAR NO : 2023/487
KARAR TARİHİ : 17.02.2023
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
KARAR : İtirazın reddine
Yağma ve nitelikli hırsızlık suçlarından İstanbul 18. Ağır Ceza Mahkemesinin, 26.10.2011 tarihli ve 2011/716 değişik iş sayılı kararı ile 15 yıl 11 ay 28 gün hapis cezasına hükümlü …’ün bu cezasının 647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkında Kanun’a göre infazı sırasında, Bingöl Ağır Ceza Mahkemesinin, 11.11.2013 tarihli ve 2013/470 değişik iş sayılı kararı ile 13.11.2013 tarihinden itibaren şartla tahliyesini müteakip, hükümlünün şartla tahliye tarihinden önce Bingöl Ağır Ceza Mahkemesinin, 2013/67 Esas sayılı dosyasında 14.01.2013 tarihinde işlediği suçun şartla tahliyenin denetim süresi içerisinde 20.03.2017 tarihinde kesinleşmesine binaen açık ceza infaz kurumuna alınmasını takiben, bihakkın tahliye tarihi olan 26.05.2021 tarihinden önce denetim süresi içinde 11.09.2017 tarihinde işlemiş olduğu hükümlü veya tutuklunun kaçması suçundan dolayı 5 ay hapis cezasına mahkûm edildiğinin ihbar edilmesi sebebiyle, şartla tahliyenin geri alınmasına, ikinci suçun işlendiği 11.09.2017 tarihinden başlamak üzere yeni işlediği suçtan almış olduğu 5 ay hapis cezasının 2 katı olan 10 ay sürenin aynen infazına ilişkin İstanbul İnfaz Hakimliğinin 05.08.2021 tarihli ve 2021/13211 Esas, 2021/13844 Karar sayılı kararı sonrasında, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının talebi üzerine, yeniden yapılan inceleme sonucunda hükümlü hakkında koşullu salıverildikten sonra belirlenen denetim süresi nedeniyle karma uygulamadan bahsedilemeyeceği, denetim süresinin ise 5275 sayılı Kanun’un 107/6. (7242 sayılı Kanun ile değişiklik öncesi) maddesi lehine olduğundan ceza infaz kurumunda geçirdiği sürenin yarısı olarak uygulanacağı, bu uygulama sonucunda da ikinci işlenen suç denetim süresi dışında kaldığından denetim süresi içerisinde işlenmiş bir suç bulunmadığı gerekçesiyle koşullu salıvermenin geri alınması kararının kaldırılmasına dair İstanbul İnfaz Hakimliğinin 21.09.2021 tarihli ve 2021/13211 Esas, 2021/13844 Karar sayılı ek kararına yönelik itirazın reddine ilişkin merci İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, kesin nitelikteki 16.11.2021 tarihli ve 2021/1025 değişik iş sayılı kararı ile ilgili olarak;
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 24.10.2022 tarihli ve 94660652-105-34-559-2022-Kyb sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 22.12.2022 tarihli ve 2022/137503 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü;
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 22.12.2022 tarihli ve 2022/137503 sayılı sayılı kanun yararına bozma isteminin;
“Benzer bir olaya ilişkin Yargıtay 1. Ceza Dairesinin, 02/04/2021 tarihli ve 2019/3614 Esas, 2021/5910 Karar sayılı ilamında yer alan “…Hükümlünün infaza konu cezasından dolayı koşullu salıverilme hakkından yararlanabilmesi bakımından infaz kurumunda geçirilmesi gereken sürenin belirlenmesinde 647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkında Kanun hükümleri uyarınca yapılan uygulamanın 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun hükümlerine göre yapılacak uygulamaya göre lehe olduğundan, somut olayda 5275 sayılı Kanun hükümlerine göre değil 765 sayılı TCK’nin 17 nci maddesi hükümlerine göre koşullu salıverilme kararının geri alınmasına karar verilmesi gerektiği, koşullu salıverilme ile ilgili uygulama bakımından 647 sayılı Kanun hükümleri ile 5275 sayılı Kanun hükümlerinin sadece lehe olan bölümlerinin alınıp karma uygulama yapılmasının mümkün olmadığı, hükümlerin bir bütün olarak uygulanmasının zorunlu olduğu..” şeklindeki açıklamalar nazara alındığında;
Dosya kapsamına göre, her ne kadar İstanbul İnfaz Hakimliğinin 21.09.2021 tarihli ek kararı ile sanık hakkında koşullu salıverildikten sonra belirlenen denetim süresi nedeniyle karma uygulamadan bahsedilemeyeceği, denetim süresinin ise 5275 sayılı Kanun’un 107/6. (7242 sayılı Kanun ile değişiklik öncesi) maddesi lehine olduğundan ceza infaz kurumunda geçirdiği sürenin yarısı olarak uygulanacağı sürenin yarısı olarak uygulanacağı, bu uygulama sonucunda da ikinci işlenen suç denetim süresi dışında kaldığından bahisle şartla tahliyenin geri alınmasına dair 05.08.2021 tarihli kararın kaldırılmasına karar verilmiş ise de; 5275 sayılı Kanun’un 107/6. maddesindeki düzenleme ile toplam ceza miktarını aşabilecek şekilde mahrumiyetlerin önüne geçmenin amaçlandığı ve denetim süresinin cezaevinde geçirilecek sürenin yarısı kadar belirlendiği, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 08.02.2013 tarihli ve 2013/374 sayılı müddetnamesinde hükümlünün cezasının, 647 sayılı Kanun’un 19 uncu maddesi uyarınca 1/2 ve ayda 6 gün indirimli olarak infaz olacak şekilde tanzim olunduğu, müddetnameye göre hükümlünün 08.02.2013 tarihinde cezaevine girdiği, şartla tahliye tarihinin 13.11.2013, bihakkın tahliye tarihinin 26.05.2021 olduğu, hükümlünün cezaevinde geçirmesi gereken sürenin hesabının 647 sayılı Kanun’a göre belirlendiği anlaşılmakla, infaz hukukunda hükümlünün ceza evinde geçirmesi gereken süre ile koşullu salıverildikten sonra belirlenen denetim süreleri bakımında lehine olan hükümlerin alınarak karma bir uygulama yapılmasının mümkün olmadığı, 647 sayılı Kanun’un hükümlünün ceza evinde geçirmesi gereken süre bakımından da lehe olduğu, çapraz ve karma bir uygulama yapılamayacağının anlaşılması karşısında, denetim süresinin 5275 sayılı Kanun’a göre tayin edilemeyeceği ve hükümlünün koşullu salıverildikten sonra belirlenen denetim süresinin 647 sayılı
Kanun’a göre belirlenmesi gerektiği, bu sürenin ise bihakkın tahliye tarihi olan 26.05.2021 olacağı, bu haliyle hükümlünün 11.09.2017 tarihinde işlemiş olduğu kasıtlı suçun denetim süresi içerisinde işlenmiş olacağı gözetilmeksizin, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.”
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
1. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309 ncu maddesinin, (1), (2) ve (3) ncü fıkraları;
(1) Hâkim veya mahkeme tarafından verilen ve istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümde hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtayca bozulması istemini, yasal nedenlerini belirterek Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirir.
(2) Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, bu nedenleri aynen yazarak karar veya hükmün bozulması istemini içeren yazısını Yargıtayın ilgili ceza dairesine verir.
(3) Yargıtayın ceza dairesi ileri sürülen nedenleri yerinde görürse, karar veya hükmü kanun yararına bozar.
Şeklinde düzenlenmiştir.
2. Bingöl Cumhuriyet Başsavcılığının 08.02.2013 tarihli ve 2013/374 sayılı müddetnamesine göre, 15 yıl 11 ay 28 gün hapis cezasının infazı amacıyla, 08.02.2013 tarihinde ceza infaz kurumuna alınan hükümlünün, cezasından 647 sayılı Kanun’un 19 ve ek 2 nci madde hükümleri uyarınca ½ oranında ve ayda 6 gün indirim yapılmak suretiyle koşullu salıverilme tarihinin 13.11.2013, bihakkın tahliye tarihinin ise 26.05.2021 olarak belirlendiği, Bingöl Ağır Ceza Mahkemesinin, 11.11.2013 tarihli ve 2013/470 değişik iş sayılı kararı ile 13.11.2013 tarihinde geçerli olmak üzere koşullu salıverilmesine karar verildiği, hükümlünün koşullu salıverildikten sonra bihakkın tahliye tarihi olan 26.05.2021 tarihinden önce deneme süresi içerisinde 11.09.2017 tarihinde işlediği hükümlü ya da tutuklunun kaçması suçundan 5 ay hapis cezasına mahkum olduğu anlaşılmıştır.
3. Hükümlünün infaza konu cezasından dolayı koşullu salıverilme hakkından yararlanabilmesi bakımından infaz kurumunda geçirilmesi gereken sürenin belirlenmesinde 647 sayılı Kanun hükümleri uyarınca yapılan uygulamanın 5275 sayılı Kanun hükümlerine göre yapılacak uygulamaya göre lehe olduğu, koşullu salıverilme ile ilgili uygulama bakımından 647 sayılı Kanun hükümleri ile 5275 sayılı
Kanun hükümlerinin sadece lehe olan bölümlerinin alınıp karma uygulama yapılmasının mümkün olmadığı, hükümlerin bir bütün olarak uygulanmasının zorunlu olduğu, denetim süresi ile ilgili 5275 sayılı Kanun’un 107 nci maddesinin altıncı fıkrasında 7242 sayılı Kanun’un 48 inci maddesi ile yapılan değişiklik öncesi “Koşullu salıverilen hükümlünün tabi tutulacağı denetim süresi, yukarıdaki fıkralara göre infaz kurumunda geçirilmesi gereken sürenin yarısı kadardır. Ancak süreli hapislerde hakederek tahliye tarihini geçemez.” şeklindeki düzenleme dikkate alındığında 5275 sayılı Kanun hükümlerine göre koşullu salıverilme süresinin belirlenmesi ve koşullu salıverilme kararı verilmesi durumunda denetim süresinin uygulanmasının sözkonusu olabileceği,
Somut olayda hükümlü hakkında koşullu salıverilme süresi bakımından lehe kabul edilen 647 sayılı Kanun hükümleri uygulandığı anlaşılmakla, denetim süresinin 647 sayılı Kanun’a göre belirlenmesi ve bihakkın tahliye tarihine kadar devam ettiğinin kabulünde zorunluluk bulunduğu ve denetim süresi dolmadan kasıtlı suçtan hapis cezası ile cezalandırılan hükümlü hakkında daha önce verilen koşullu salıverilme kararının geri alınmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeksizin, 647 sayılı Kanun ve 5275 sayılı Kanun hükümleri karma uygulanmak suretiyle ikinci suçun denetim süresi dolduktan sonra işlendiği gerekçesiyle koşullu salıverilme kararının geri alınmasına dair verilen kararın kaldırılmasına ilişkin karar Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.
III. KARAR
1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
2. İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 16.11.2021 tarihli ve 2021/1025 değişik iş sayılı kararın 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
17.02.2023 tarihinde karar verildi.
Karşılaştırıldı. ŞSÖ/TH(ET)