YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/3307
KARAR NO : 2009/8236
KARAR TARİHİ : 10.12.2009
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki rücuen tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, dava dilekçesinde, müvekkili şirket nezdinde ZMSS poliçesi bulunan davalıya ait aracın alkollü şekilde kullanılması sırasında meydana gelen kazada 3. kişi aracının hasarlandığını, 4.500.YTL hasar bedelinin 3. şahsa ödendiğini olayın alkolün etkisiyle meydana geldiğini belirterek bu meblağın ödeme tarihinden işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, yetki itirazında bulunarak sürücünün alkollü olması sebebiyle tazminat istenemeyeceğini, olayın salt alkolün etkisiyle meydana gelmesi gerektiğini, kazada dava dışı sürücününde kusurlu bulunduğunu tazminat miktarının fahiş olduğunu ticari faiz talep edilemeyeceğini belirterek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile 3.375.YTL tazminatın ödeme tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, trafik sigortası poliçesinden kaynaklanan rücuan tazminat istemine ilişkindir.
2918 sayılı KTK.nun 48.maddesinde; alkollü içki alması nedeniyle güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu ifade edilmiştir. Karayolları Trafik Yönetmeliğinin ” Uyuşturucu ve Keyif Verici Maddeler ile içkilerin etkisinde araç sürme yasağı” başlıklı 97.maddesinde alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli sürme yeteniğini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu açıklandıktan sonra konu ile ilgili olan “b-2″bendinde ” alkollü içki almış olarak kandaki alkol miktarına göre araç sürme yasağı kenar başlığı altında; alkollü içki almış olarak araç kullandığı tesbit edilen diğer araç sürücülerinden kandaki alkol miktarı 0.50.promil üstünde olanların araç kullanamayacakları açıklanmıştır.
Ayrıca ZMSS Genel Şartlarının B.4.d maddesinde tazminatı gerektiren olay işletenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin veya motorlu aracın hatır için karşılıksız olarak kendilerine verilen kişilerin uyuşturucu veya keyif verici maddeler almış olarak aracı sevk ve idare etmeleri esnasında meydana gelmiş veya olay yukarıda sayılan kişilerin alkollü içki almış olmaları nedeniyle araç güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş bulunmalarından ileri geliyorsa sigortacının sigorta ettirene rücu hakkı olduğu açıklanmıştır.
Bununla birlikte ZMSS Genel Şartlarının B.4.d maddesinin dayanağını teşkil eden KTK.nun 48.maddesinin yasaklamayı düzenleyen ilk fıkrasında, alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli araç sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmeleri yasaklanmış olup aynı maddenin 2. fıkrasındaki yönetmelik düzenlenmesine olanak tanıyan hükümde, yasaklama yetkisi yönetmeliğe bırakılmış olduğundan Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 97. maddesinde yukarıda anılan yasa hükmü tekrarlandıktan ve müteakip, uyuşturucu veya keyif verici maddeleri ile alkollü içkilerin oranlarının ne şekilde saptanacağı belirlendikten sonra, yasada yer alan hükmü dikkate almadan salt 0.50.promilin üstünde alınan alkol miktarına göre araç kullanma yasağı getirilmesinin yasal dayanağı bulunmadığından geçersiz bulunmaktadır. Geçersiz yönetmelik hükümlerinin yasaya aykırı bir şekilde genel şart olarak kabulüde mümkün değildir.
O halde, hasarın teminat dışı kalabilmesi için kazanın meydana geliş şekli itibariyle sürücünün salt (münhasıran) alkolün etkisi altında kaza yapmış olması gerekmektedir.
Diğer bir anlatımla sürücünün alkollü olması tek başına hasarın teminat dışı kalmasını gerektirmez. Üstelik böyle bir durumda hasarın teminat dışı kaldığının ispat yükü TTK.nun 1281. maddesi hükmü gereğince sigortacıya düşmektedir.
Yargıtay’ın yerleşik uygulamalarında; sürücünün aldığı alkolün oranının doğrudan doğruya sonuca etkisi bulunmadığından mahkemece nöroloji uzmanı, hukukçu ve trafik konusunda uzman bilirkişilerden oluşan bilirkişi kurulu aracılığıyla olayın salt alkolün etkisiyle gerçekleşip gerçekleşmediğinin alkol dışında başka unsurların da olayın meydana gelmesinde rol oynayıp oynamadığının saptanması, sonuçta olayın tek başına alkolün etkisiyle meydana geldiğinin saptanması durumunda oluşan hasarın poliçe teminatı dışında kaldığından davanın kabulüne aksi halinde davanın reddine karar verilmesi gerekeceği ilkesi benimsenmektedir.
Yukarıdaki açıklamalar altında somut olaya dönüldüğünde, Manisa 2.Asliye Ceza Mahkemesinin 2007/309-2008/125 sayılı dosyasında aynı olaya ilişkin açılan ceza davasında Adli Tıp Kurumundan alınan 31.1.2008 tarihli bilirkişi kurulu raporunda davalı ile birlikte zarar gören…plakalı 3. kişi aracının sürücüsü…’a da kusur izafe edildiğine göre olayın münhasıran alkolün etkisiyle meydana geldiği kabul edilemez.
Bu durumda mahkemece, davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu biçimde delillerin takdirinde yanılgıya düşülmek suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru değil, bozma sebebidir.
SONUÇ:Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 10.12.2009 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.