YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/2628
KARAR NO : 2008/3910
KARAR TARİHİ : 10.07.2008
T.C.
Y A R G I T A Y
17.HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasındaki rücuen tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, davalılardan …’nın maliki, …’nın sevk ve idaresindeki … plakalı aracın, … isimli kişinin ölümüne yol açması üzerine davalıların trafik sigortası bulunmadığından, müvekkilinin ölen kişinin yakınlarına ödediği 11.863.693.000 TL tazminatın 05.10.2004 ödeme tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı … vekili ve davalı … davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece trafik kazası sonucu ölen kişinin babasına destek olduğu konusunda bir delil bulunmaması düşüncesi ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Borçlar Kanununun 45. maddesi anlamında “destek” kavramı, hukuki bir ilişkiyi değil, fiili durumu izah eder.
Yasadan veya sözleşmeden doğan bir “bakma yükümlülüğü” bulunmasa dahi, fiilen ve düzenli biçimde yardım eden ve olayların normal akışına göre eğer ölüm vukuu bulmasa idi az çok yakın bir gelecekte de bu yardımı sağlayacak olan kimse destek sayılır. Bunlardan ilkine “ gerçek destek” ikincisine ise “farazi destek” denir. “ Bakım ihtiyacı” ise, davacının zaruret veya sefalet haline düşmesini değil, sosyal seviyesine uygun olan hayat tarzını devam ettirmek için gerekli imkanlardan yoksun kalmasını ifade eder. Destek zararının kapsamını belirlemede etken olan unsurlardan birisi de, ölenin “bakma gücüne “ sahip olmasıdır. Gerçek desteğin sahip bulunduğu veya sahip olacağı mali imkanlarıyla, destekten yoksun kalana sağlığında temin ettiği; veya edeceği, farazi desteğin ise gelecekte sağlayabileceği yardımlar göz önünde bulundurulmalıdır. Zararı oluşturan bu yardımların tesbitinde, belli zamanlarda verilen veya ilerde verilmesi muhakkak olan mutad hediyeleri ve “hizmet” şeklinde yapılan yardımları da dikkate almak gerekir. Desteğin yardımının yalnız parasal nitelikte bulunmasında zorunluluk yoktur. Çünkü, ölenin hizmet edebilme güç ve kabiliyeti de para ile ifadesi mümkün olan bir mali imkan teşkil eder.Ölen kişinin gelecekte babasına bakacağı yaşamın ve olayların normal akışı içinde beklenebiliyorsa, ölen kişi baba için destektir.Babanın çocukları kaç tane olursa olsun, maddi durumları ne derecede bulunursa bulunsun, hatta gelecekleri, müesseselerce … altına alınmış bile olsa, bir gün zarurete düşüp düşmeyecekleri, çocuklarına muhtaç olmayacakları önceden kestirilemez; fakat babanın ileride çocuklarının maddi desteğine muhtaç olabileceğinin kabulü, hayatın olağan akışına uygun olur. O halde destek tazminatı istemine ilişkin bir uyuşmazlığın sağlıklı biçimde çözümlenebilmesi için, ölenin bakım yükümlülüğünün hukuki kaynağının ölümden önce sahip olduğu veya gelecekte sahip olabileceği bakım gücünün, yapmakta olduğu ve yapabileceği yardımın mahiyeti ve derecesinin, desteğini yitirenin de halen içinde bulunduğu ihtiyaç durumu ile gelecekte düşebileceği ihtiyaç durumunun titizlikle araştırılması ve saptanması gerekmektedir. Açıklanan bilgiler değerlendirilmek suretiyle uzman bilirkişiden rapor alınmalı ve sonucuna göre karar verilmelidir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle, hükmün davacı yararına BOZULMASINA ve peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 10.7.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.