YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/17502
KARAR NO : 2009/14684
KARAR TARİHİ : 12.11.2009
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı,ödeme emrinin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Davacı ,prim borçlusu Deva Özel Sağlık Hizmetleri Limited şirketinde %20 oranında hissedar olduğunu ,şirkette üst düzey yetkili ve kanuni temsilci olmadığını ileri sürerek şirketin prim borcu dolayısıyla SGK Kayseri Sigorta İl Müdürlüğünce 2007/10172 sayılı takip dosyasından gönderilen ödeme emrinin iptalini talep etmiştir.
Mahkemece prim borçlusu şirket hakkında herhangi bir haciz işlemi yapılmadan ve şirketten tahsil imkanın bulunup bulunmadığı saptanmadan şirket yönetici ve ortaklarına takibat yapılamayacağı gerekçesiyle davanın kabulune karar verilmişse de varılan sonuç doğru değildir.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasanın 80/12. bendi gereğince gereği sigorta primlerini haklı neden olmaksızın süresi içerisinde ödemeyen Kamu Kurum ve Kuruluşlarının tahakkuk ve tediye ile görevli kamu görevlileri mesul muhasip ,sayman ile tüzel kişiliğe haiz diğer iş verenlerin üst düzeydeki yönetici ve yetkilileri kuruma karşı iş verenleri ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur.Anılan yasa maddesi gereğince prim borçlarından ötürü LTD. şirketin tüzel kişiliğinin yanı sıra yönetim kurulu başkan ve yönetim kurulu kararına göre tüzel kişiliği temsil ve ilzama yetkili üyeleri hakkında da aynı borç nedeniyle ödeme emri çıkartılması bu yasa gereğidir.
Mahkemenin dayandığı yasa maddesi ise takip hukukunu ilgilendiren 6183 sayılı yasadır.Bu yasa 506 sayılı Yasa’ya göre daha genel bir yasa durumundadır ve uygulamada ağırlık ve öncelik özel yasa hükümlerine tanınır.Üstelik dava dosyası içinde öncelikle asıl işveren Deva Ltd.Şirketi adına takip yapılarak ödeme emri çıkartıldığı anlaşılmaktadır.506 sayılı Yasanın 80.maddesinin açık ifadesi karşısında prim borçlusu Limited Şirketinin tüzel kişiliğini temsil ve ilzama yetkili kişilerin prim borcunun haklı bir sebep olmaksızın ödenmemesi halinde şirketle birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları kuşkusuzdur.
Somut olayda prim borçlusu Deva Özel Sağlık Hizmetleri Ltd.şirketi olup davacı … 10.8.2006 tarihli ortaklar Kurulu Kararı ile 500/100 hisse karşılı %20 oranla şirket ortağıdır.Davacı bu tarihten sonra tahakkuk eden ve süresinde ödenmeyen prim ,işsizlik sigorta primi ve damga vergisi türünden olan borçlarından dolayı tüzelkişiliği temsil ve ilzama yetkili olması halinde şirketle birlikte hissesi oranında müştereken ve müteselsilen sorumludur.
Mahkemece bu durumda yapılacak iş;prim borçlusu Limited Şirketine ait ticaret sicil kayıtları getirtilerek davacının tüzel kişiliği temsil ve ilzama yetkili olup olmadığı tesbit olunmalı şirketi temsil ve ilzama yetkili şahıslardan olduğunun tesbiti halinde davacının ödenmeyen prim borçlarından dolayı ortağı olduğu Limited Şirketle birlikte müştereken ve müteselsilen doğrudan sorumlu olduğu gözetilerek davanın reddine karar verilmelidir.Davacının şirketi temsil ve ilzama yetkili şahıslardan olmadığının tesbiti halinde ise 6183 sayılı Yasanın 35.maddesi uyarınca şimdiki olduğu gibi davanın kabulüne karar verilmelidir.
Kabule görede;,SGK Kayseri Sigorta İl Müdürlüğünün 24.8.2007 tarih ve 357 sayılı yazısı ile davacının borçlu şirkette ortağı bulunduğu dönemlere ait borcunu kendi hissesi oranında ödediği ve 2007/10172 sayılı takip dosyası ile takibe konu prim borcu dolayısıyla herhangi bir borcunun kalmadığı bildirilmiş olmakla bu konuda davalı Kurumun diyecekleri sorularak davanın konusunun kalıp kalmadığı tesbit edilerek oluşacak sonuca göre karar vermek gerekirken yazılı şekilde karar verilmiş olması isabetsizdir.
Mahkemenin belirlenen bu maddi ve hukuksal olgular gözetilmeksizin yazılı şekilde davanın kabulune karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul olunmalı ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ:Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA,bozma nedenine göre davacı vekilinin avukatlık ücretinin yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,12.11.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.