Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2009/8225 E. 2009/16875 K. 22.12.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/8225
KARAR NO : 2009/16875
KARAR TARİHİ : 22.12.2009

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı murisinin, iş kazası sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle, davalılardan … hakkındaki davanın atiye bırakılmasına, 30.581,00 TL maddi ve manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte diğer davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine ilişkin hükmün süresi içinde temyizen incelenmesi davalılardan … vekilince istenilmesi ve de duruşma talep edilmesi üzerine, dosya incelenerek, işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 17.11.2009 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü taraflar adına kimse gelmedi. Duruşmaya başlanarak incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildi ve bırakılan günde Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre, davalı …’nın aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Davacı 11.03.2005 tarihli dava dilekçesi ile 17.03.1995 günü iş kazası sonucu eşinin ölümü nedeniyle açılan davada İstanbul 1.İş Mahkemesi’nin 14.10.2003 gün ve 1279–733 sayılı kararı ile davalılar asıl işveren Emlak Makine San. Tic. Ltd. Şti. ile taşeron …’den tahsiline karar verilen maddi tazminatın infaza verilmesine rağmen davalılardan tahsilinin mümkün olmadığından bahisle, hüküm altına alınan maddi tazminatın tahsilde tekerrüre yol açmamak kaydı ile ceza davasında mahkum olan sanıklarla aynı davada kusurlu bulunan ve suç duyurusunda bulunulan işveren vekili olan davalılardan, manevi tazminatın ise ceza davasında kusurlu bulunanlarla birlikte maddi tazminat davasında taraf olan asıl işveren ve taşeronda dahil tüm davalılardan müştereken müteselsilen tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece davalı … hakkındaki davanın atiye bırakılması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına, 18.081,00-TL maddi tazminatın tahsilde tekerrüre yol açmamak kaydı ile davalılar … ve …’dan, 12.500,00-TL manevi tazminatın ise … dışındaki tüm davalılardan müştereken müteselsilen tahsiline karar verilmiş ve bu karar süresinde davalı … avukatı tarafından temyiz edilmiştir.
Varılan bu sonuç aşağıda açıklanan nedenlerle temyiz eden davalı … bakımından hatalı olmuştur.
Davacı maddi ve manevi tazminat istemini müteselsil sorumluluk esasına göre asıl ve alt işverenle işveren vekiline ve asıl ve alt işverenin işyerinde görevlendirdikleri görevlilerine yöneltmiştir. Davalılar … ve …’nın sorumluluklarının haksız fiilden, diğer davalıların sorumluluğunun ise sözleşmeden kaynaklandığı dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden açıkça anlaşılmaktadır. Bu yönüyle davalıların Borçlar Kanununun 51.maddesinde düzenlenen eksik teselsül hükümlerine göre davacıya karşı sorumlu oldukları ortadadır. BK.’ nun 51.maddesi hükmü gereğince borçlulardan her biri borcun tamamından tek başına sorumlu olduğundan, borçlulardan birisinin borcunun zaman aşımına uğramış olması alacak miktarına etkili değildir. Bu kuralın doğal bir sonucu olarak da zaman aşımı def’i inden ancak kendi borcu zaman aşımına uğramış olan borçlu yararlanabilir ve her davalıya kendi hukuki durumlarına uygun zaman aşımı süresi uygulanır.
Somut olayda 11.03.2005 tarihinde açılan davaya karşı davalı …’nın süresinde zaman aşımı def’i inde bulunduğu ve zaman aşımından bunu ileri sürenin yararlanacağı uyuşmazlık konusu değildir. Uyuşmazlık davalı … bakımından borcun zaman aşımına uğrayıp uğramadığı noktasında toplanmaktadır. Davalı …’nın sorumluluğu haksız fiilden kaynaklanmaktadır.
Hal böyle olunca da BK.’ nun 60/1 maddesine göre zararın ve failin öğrenilmesi tarihinden itibaren bir yıl ve her halde 10 yıl içinde davanın açılması gerekir. Davacının İstanbul 1.İş mahkemesinde görülmekte olan yargılama sırasında ceza yargılamasında ki mahkûmiyet kararını öğrendiğinin belli olmasına göre, BK’nun 60/1 maddesindeki bir yıllık sürenin geçtiği açıktır.
Öte yandan Borçlar Kanununun 60/2 maddesinde de eylem aynı zamanda suç oluşturuyorsa o suç için öngörülen ceza zamanaşımı süresi uygulanacağı hükmü yer almıştır. Zararlandırıcı eylemin suç oluşturduğu tartışmasızdır. Bu bakımdan dava konusu eylem için TCK. 102/4 maddesinde belirtilen ceza zamanaşımı süresinin uygulanması gerekir. Bu süre ise (5) beş yıl olup, bu sürenin başlangıç tarihi TCK. 103. maddesi hükmüne göre olayın gerçekleştiği tarihtir.
Dava konusu olay 17.03.1995 tarihinde gerçekleştiğine göre, BK. nun 60/2 ve TCK. 102/4 maddelerinde öngörülmüş olan 5 yıllık zamanaşımı süresinin son günü 17.03.2000 tarihidir. Eldeki bu dava 13.10.2006 tarihinde açıldığına göre 5 yıllık zamanaşımı süresi dolmuş bulunduğundan davalı …’ya yönelik maddi ve manevi tazminat davasının zaman aşımı yönünden reddine karar verilmek gerekirken, anılan davalının da hüküm altına alınan maddi ve manevi tazminattan sorumlu tutulması hatalıdır.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgulara aykırı biçimde ve özellikle davalı …’ya yönelik davanın zaman aşımı nedeniyle reddine karar verilmek gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı … avukatının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalılardan …’ya iadesine, 22.12.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.