YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/7704
KARAR NO : 2009/6397
KARAR TARİHİ : 15.10.2009
MAHKEMESİ :Ankara Asliye 18.Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki rücuen tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davalı … hakkındaki davanın sigorta sözleşmesinin tarafı olmaması nedeniyle reddine, davalı … hakkındaki davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkili şirkete trafik sigortalı olup, davalıların işleteni ve sürücüsü olduğu aracın tek taraflı trafik kazasına karıştığını, araç içindeki Hatice Aktaş’ın vefat ettiğini, araç sürücüsünün tam kusurlu ve alkollü olduğunu açıklayarak, ölenin mirasçılarına ödenen toplam 7.237,60.TL.nın ödeme tarihinden itibaren değişen oranlarda reeskont faizi ile davalılardan rücuen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı …, verdiği dilekçe ile ceza davası neticesinin beklenmesi gerektiğini savunmuş, diğer davalı cevap vermemiştir.
Mahkemece, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davalı … hakkındaki davanın sigorta sözleşmesinin tarafı olmaması nedeniyle reddine, davalı … hakkındaki davanın kabulü ile 7.237,60. TL.nın ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte bu davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş; hüküm, davalı … tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, trafik kazası sonucu ölüm nedeniyle ölenin hak sahiplerine ödenen maddi tazminatın zarar sorumlularından rücuen tazmini istemine ilişkindir.
2918 sayılı KTK.nun 48. maddesinde; alkollü içki alması nedeniyle güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu ifade edilmiştir.
Karayolları Trafik Yönetmeliğinin “Uyuşturucu ve Keyif Verici Maddeler ile İçkilerin Etkisinde Araç Sürme Yasağı” başlıklı 97. maddesinde alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli sürme yeteneğini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu açıklandıktan sonra konu ile ilgili olan “b-2” bendinde “alkollü içki almış olarak kandaki alkol miktarına göre araç sürme yasağı kenar başlığı altında; alkollü içki almış olarak araç kullandığı tesbit edilen diğer araç sürücülerinden kandaki alkol miktarı 0.50 promil üstünde olanların araç kullanamayacakları açıklanmıştır.
Ayrıca Zorunlu Mali Mesuliyet Sorumluluk Genel Şartlarının B.4.d maddesinde; tazminatı gerektirin olay işletenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin veya motorlu aracın hatır için karşılıksız olarak kendilerine verilen kişilerin uyuşturucu veya keyif verici maddeler almış olarak aracı sevk ve idare etmeleri esnasında meydana gelmiş veya olay yukarıda sayılan kişilerin alkollü içki almış olmaları nedeniyle aracı güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş bulunmalarından ileri geliyorsa sigortacının sigorta ettirene rücu hakkı olduğu açıklanmıştır.
Bununla birlikte Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının B.4.d maddesinin dayanağını teşkil eden KTK’nun 48. Maddesinin yasaklamayı düzenleyen ilk fıkrasında, alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli araç sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmeleri yasaklanmış olup, aynı maddenin 2. fıkrasındaki yönetmelik düzenlenmesine olanak tanıyan hükümde, yasaklama yetkisi yönetmeliğe bırakılmış olmadığından, Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 97. maddesinde, yukarıda anılan yasa hükmü tekrarlandıktan ve müteakip, uyuşturucu veya keyif verici maddeler ile alkollü içkilerin oranlarının ne şekilde saptanacağı belirlendikten sonra, yasada yer alan hükmü dikkate almadan salt 0.50 promilin üstünde alınan alkol miktarına göre araç kullanma yasağı getirilmesinin yasal dayanağı bulunmadığından geçersiz bulunmaktadır. Geçersiz yönetmelik hükümlerinin yasaya aykırı bir şekilde genel şart olarak kabulü de mümkün değildir.
O halde, zararın teminat dışı kalabilmesi için kazanın meydana geliş şekli itibariyle sürücünün salt (münhasıran) alkolün etkisi altında kaza yapmış olması gerekmektedir. Diğer bir anlatımla sürücünün alkollü olması tek başına zararın teminat dışı kalmasını gerektirmez. Üstelik, böyle bir durumda zararın teminat dışı kaldığının ispat yükü TTK’nun 1281. maddesi hükmü gereğince sigortacıya düşmektedir.
Yargıtay’ın yerleşik uygulamalarında; sürücünün aldığı alkolün oranının doğrudan doğruya sonuca etkisi bulunmadığından, mahkemece nöroloji uzmanı, hukukçu ve trafik konusunda uzman bilirkişilerden oluşan bilirkişi kurulu aracılığıyla olayın salt alkolün etkisiyle gerçekleşip gerçekleşmediğinin, alkol dışında başka unsurlarında olayın meydana gelmesinde rol oynayıp oynamadığının saptanması, sonuçta olayın tek başına alkolün etkisiyle meydana geldiğinin saptanması durumunda, oluşan hasarın poliçe teminatı dışında kalacağı ilkesi benimsenmektedir. (YHGK 23.10.2002 gün ve 2002/11-768-840; YHGK 7.4.2004 gün ve 2004/11-257-212; YHGK 2.3.2005 gün ve 2005/11-81-18; YHGK 14.12.2005 gün 2005/11-624-713 sayılı ilamları)
Somut olayda; yargılama sırasında içlerinde nöroloji uzmanının da bulunduğu bilirkişi kurulundan alınan 29.02.2008 tarihli raporda kaza anında sürücünün 1,06 promil alkollü olduğu, alkol oranının olayın vukuuna etkisi olmakla beraber, araçta bulunan yolcu-müteveffanın direksiyona müdahale ederek % 37,5 oranında kusurlu olması nedeniyle alkolün münhasıran olaya etkisi olmadığı belirtilmiştir.
Mahkemece bilirkişi raporunun aksine olaya münhasıran alkolün etkili olduğu kabul edilerek yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de; olaya ilişkin olarak … 2.Asliye Ceza Mahkemesinin 2005/426 Esas sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporlarında kazada ölen Hatice Aktaş’ın direksiyona müdahalesi nedeni ile kusurlu olduğu belirtilmiştir. Bu durumda olayın meydana gelmesinde alkol dışında başka etkenin de rolü olduğunun kabulü gerekir. Diğer bir anlatımla, kazanın münhasıran alkolün etkisi altında gerçekleşmediğinden davacı sigortanın rücu hakkı da bulunmamaktadır.
O halde; mahkemece yukarıda söz konusu edilen ilkeler ışığında kazanın münhasıran alkolün etkisi altında gerçekleşip gerçekleşmediğinin, kazanın meydana gelmesinde alkol dışındaki başka etkenlerin de rol oynayıp oynamadığının saptanması yönünden söz konusu ceza davasının neticesi beklenerek, varılacak göre bir karar vermek gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı …’nın temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı …’ya geri verilmesine 15.10.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.