YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/3216
KARAR NO : 2008/4553
KARAR TARİHİ : 13.10.2008
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki rücuen tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün, süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, müvekkili şirkete trafik sigortalı olan davalıya ait aracın alkollü olarak kullanılması sırasında meydana gelen trafik kazası sonucu, karşı tarafın sigorta şirketine poliçe limiti dahilinde 2.750.00 YTL ödeme yapıldığını belirterek, Zorunlu Mali Sorumluluk Poliçesi Genel Şartlar 4.maddesi uyarınca bu miktarın ödeme gününden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan rücuen tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, kaza sırasında aracın … tarafından değil, … … … tarafından kullanıldığını, onun da alkollü olmadığını, atfedilen kusur oranının fazla olduğunu bildirerek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, Yüksek Yargıtay 11. H.D.’nin 20.09.2007 tarih, 2006/9288 Esas ve 2007/1121 Karar sayılı bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, davanın kabulü ile 2.750.00 YTL’nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak, kazanın münhasıran alınan alkolün etkisi altında meydana gelip gelmediği hususunda nöroloji uzmanı bir hekim ile hukukçu ve trafik kusur uzmanı bilirkişilerden oluşturulan heyetten rapor alınmış ise de; alınan rapor hüküm kurmaya yeterli değildir. Hükme esas alınan bilirkişi kurulu raporunda, davalı sürücünün almış olduğu alkolün etkisiyle, havanın yağışlı, zeminin ıslak olmasını göz önünde bulundurmayıp, kendisine hitaben “sola tehlikeli viraj” trafik uyarı işaret levhasına dikkat etmeden, mevcut seyir hızıyla viraja girmesi neticesinde karşı şeride geçerek kazanın meydana geldiği, almış olduğu 0.75 promil alkolün kazanın oluşumunda etkili
olduğu ve %100 oranında kusurlu bulunduğu belirtildiği halde, kazanın münhasıran alkolün etkisi altında meydana gelip gelmediğine dair raporda herhangi bir açıklık yoktur. Bozmaya uyulduğu halde bozma gerekleri yerine getirilmemiştir. Mahkemece yapılacak iş, bozma uyarınca bilirkişi kurulundan ek rapor alınarak sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde temyiz eden davalı …’a geri verilmesine, 60.00YTL temyiz başvuru harcının temyiz eden davalı …’tan alınmasına 13.10.2008 gününde oyçokluğu ile karar verildi.
(Muhalif)
-KARŞI OY-
Mahkemece bozma ilamına uyularak uzman hekim, trafik uzmanı ve hukukçu bilirkişiden rapor alınmış, raporda sürücünün alkolün etkisinde olduğu, havanın yağışlı zeminin ıslak olduğu, sola tehlikeli viraj işaretine rağmen sürücünün hızını ayarlamadığı olayda %100 kusurlu bulunduğu ifade edilmiştir. Karayolları trafik kanununa göre motorlu araç sürücüsü hızını yol ve hava şartlarına göre ayarlamak zorundadır. Kazaya sürücüden başka kimse de karışmamıştır. Sürücünün bu tedbirsizliklere sebebiyet verirken alkol etkisinde olduğuda raporda açıkca bildirilmektedir. Bütün bu olgu ve delillere rağmen raporda “münhasıran” sözünün bulunmaması bozma nedeni olamaz. Gerek Kasko Sigortası Genel Şartlarında, gerekse Trafik Sigortası Genel Şartlarında “münhasıran” ifadesi yer almamaktadır. Sürücünün alkolün etkisinde bulunduğu raporda açıkca ifade edilmektedir. Bu durumda kazaya sürücünün münhasıran sebebiyet verdiği kuşkusuzdur. Bu nedenlerle hükmün onanması gerekirdi.