YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/2850
KARAR NO : 2008/5172
KARAR TARİHİ : 07.11.2008
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı ve davalılar …, …, … ve … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, davalı borçlu …’ın alacaklısından mal kaçırmak amacıyla … ilçesi … köyü 1979 ve 1776 parsel nolu taşınmazlarını 27.8.2003 tarihinde davalı …’a, …’ün de bu yerleri 17.9.2003 tarihinde davalı …’a, satış tarihinde hasta ve yatalak olan babası … oğlu …’a ait aynı köy 127, 319, 357, 1029, 1753, 1907 parsel sayılı taşınmazları 26.8.2003 tarihinde davalı …’a, 1542 ve 1761 parsel nolu taşınmazları da davalı …’a sattığını ileri sürerek davalılar arasındaki tasarrufların iptalini talep etmiş; 17.3.2006 tarihli dilekçesi ile de dava konusu 1542 parselin davalı … tarafından 4.12.2003 tarihinde …’a, 1761 parselin de 17.9.2003 tarihinde …’a satıldığını belirterek son maliklerin davaya dahil edilmesini istemiştir.
Davalılar vekili, işbölümü itirazı nedeniyle davanın Asliye Hukuk Mahkemesince bakılması gerektiğini, borçlunun annesinden intikal eden taşınmazlarla ilgili izale-i şuyu davası açıldığından aciz halinin gerçekleşmediğini, davanın borçlu ve üçüncü kişiler aleyhine açılması gerektiğinden borçlunun babası … oğlu … tarafından davalılar … ve …’a satışı yapılan 127, 319, 357, 1029, 1753, 1907, 1542 ve 1761 parseller yönünden davacı ve
davalılar … ve …’ın taraf ehliyeti bulunmadığını, borçlu ile davalı … ve … arasındaki satışların … olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Dahili davalılar vekili, müvekkilleri aleyhine usulüne uygun açılmış bir dava bulunmadığını, iptali istenen tasarrufların davalı borçlunun değil, borçlunun babasına ait tasarruflar olması nedeniyle dava konusu yapılamayacağını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan delillere göre, davalı borçlu tarafından …’a, onun tarafından da davalı …’a satışı yapılan 1776 ve 1979 parsel sayılı taşınmazların tapudaki satış değerleri ile … değerleri arasında fahiş fark bulunduğundan bu parseller yönünden davanın kabulüne, tapuda değişikliğe gerek kalmaksızın davacı alacaklının bu iki parsel yönünden cebri icra yoluyla alacağını alabilmesi, buna ilişkin satış vb. işlemleri yapabilmesine, dava konusu 1761 ve 1542 parsellerin davalı borçlunun babası … oğlu …’a ait iken onun tarafından davalı …’a, … tarafından da dahili davalılar … ve …’a satıldığı; ancak, dahili dava yöntemiyle 3.kişilerin davaya dahil edilemeyeceği, son malikler … ve … yönünden usulünce açılmış bir dava bulunmadığı ve bu davalılara husumet yöneltilemeyeceği gerekçesiyle bu iki parsel yönünden davanın reddine, dava konusu yapılan 319, 357, 127, 1907, 1753 ve 1029 parsellerin borçlunun babasına ait olduğu, tasarrufu yapan şahsın gerçekte asıl borçlu olmadığı, bu tür davaların asıl borçlu ve onunla tasarrufta bulunan kişilere karşı açılabileceği değerlendirmesi yapılarak, belirtilen 6 adet parselle ilgili dava subut bulmadığından reddine karar verilmiş; hüküm, davacı ve davalılar …, …, … ve … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-… oğlu …’ın (…) … ve …’a, bu şahısların da diğer dahili davalılara sattıkları taşınmazlarla ilgili karar yönünden davacı tarafın temyizi incelendiğinde; toplanan delillere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, davalı … oğlu …’ın davacıya borçlu olmamasına, kararda bu konuya ilişkin isabetli görülen açıklamalara göre sonucu itibarıyla da doğru olan hükmün onanması gerekmiştir.
2-Borçlu … oğlu …’in, …’a ve …’ın da …’a yaptığı satışlar yönünden: Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş ise de; borçlu …’in …’e, …’ün de …’a satış yaptığı
anlaşılmaktadır. Davalı … yönünden, İİK 278. maddesinde öngörülen bedeller arasındaki fahiş fark … gerçekleşmiştir. Ancak, davada dördüncü kişi konumunda bulunan … yönünden tasarrufun iptal edilebilmesi için …’in kötüniyetli olduğunun (satıcının ve borçlunun alacaklıdan mal kaçırmak kastıyla hareket ettiklerini bilebilecek kişilerden bulunması gerektiğinin) davacı tarafça ispat edilmesi gerekir. Somut olayda, davacı tarafın bu konuya ilişkin delilleri yeterli değildir. Davacının tüm delilleri ikmal edilmelidir. Davalı …’in de savunmasıyla ilgili bildirdiği tanıklar dinlenmemiştir. Davalı …’in tanıklarının usul yasası hükümlerince dinlenmeleri gerekir. Açıklandığı biçimde tüm deliller toplanmalı, birlikte değerlendirilmeli ve sonucuna göre bir karar verilmelidir. Eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte yazılı nedenlerle davacı tarafın temyiz itirazlarının reddiyle … … oğlu …’ın tasarrufları yönünden verilen usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, (2) numaralı bentte yazılı nedenlerle borçlu … oğlu … ile yine davalı …’ın temyiz itirazlarının reddine, davalı …’ın temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı …’a geri verilmesine, aşağıda dökümü yazılı 104.17.-YTL kalan onama harcın temyiz eden davalı …, … ve …’ten alınmasına, aşağıda dökümü yazılı 630.00.-YTL fazla alınan temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davacıya iadesine 7.11.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.