Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2008/15278 E. 2009/14264 K. 05.11.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/15278
KARAR NO : 2009/14264
KARAR TARİHİ : 05.11.2009

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
l

Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde 01.11.1982-31.12.1994 tarihleri arasında çalıştığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, hak düşürücü süre yönünden reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici nedenlere göre davalı Kurumun tüm, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine.
2-Dava, davacının davalı işyerinde 1.11.1982 tarihinden itibaren çalışmaya başladığı halde bildirimlerin 1.1.1995 tarihinden itibaren yapıldığı iddiasına dayalı bildirilmeyen 1.11.1982-31.12.1994 tarihleri arasındaki çalışmalarının tesbiti istemine ilişkindir.
Mahkemece hak düşürücü sürenin dolduğu gerekçesi ile istemin reddine karar vermiştir.
Davacının davalı işyerindeki çalışmalarının 1.1.1995 tarihli işe giriş bildirgesi ile başladığı ve 2005 yılına kadar yıllık 360 gün üzerinden davalı iş yerinden bildirimlerin yapıldığı , 1.11.1982-31.12.1994 tarihleri arasındaki dönem yönünden ise bildirimin olmadığı anlaşılmaktadır.
506 sayılı Yasa’nı 79/10. maddesinde, yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları kurumca tespit edilmeyen sigortalıların çalışmanın geçtiği yılın sonundan başlayarak beş yıl içerisinde dava açmaları gerektiği belirtilmiştir.
Davacının işyerinden bildirim yapılmayan dönemleri yukarıdaki madde ile değerlendirildiğinde; davacı iddiasının 1982-2005 tarihleri arasında kesintisiz çalışmaya yönelik olup bu tarihler arasında başka bir iş yerinden bildirimin yapılmadığı gözetildiğinde hizmetin geçtiği yılın sonu olan 31.12.2005 tarihinden önce dava açıldığından hak düşürücü süreden söz edilemeyeceği açıktır.Hizmetin kesintisiz ve bir bütün halinde geçtiği iddia edilip kanıtlanması durumunda hak düşürücü sürenin hesabı hizmetin sonundan itibaren yapılır ve çalışılan süre bölünemez .Çalışmaların 2005 yılına kadar devam etmesi sebebiyle hak düşürücü sürenin işlemeyeceği ortadadır.
Çalışmanın fiili ve gerçekliği konusunda yapılan incelemeden ise davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa’nın 79/10. maddesinde bu tür hizmet tesbit davalarının kanıtlanması yönünden özel bir yöntem öngörülmemiştir. Kimi ayrık durumlar dışında resmi belge veya yazılı delillerin bulunması sigortalı sayılması gereken sürelerin saptanmasında güçlü delil olmaları itibariyle sonuca etkili olurlar. Ne var ki bu tür kanıtların bulunmaması salt, bu nedene dayalı istemin reddine neden olmaz. Somut bilgilere dayanması koşuluyla, bordro tanıkları veya iş ilişkisini bilen veya bilmesi gereken komşu işyerleri kayıtlı çalışanları gibi kişilerin bilgileri ve bunları destekleyen kimi diğer kanıtlarla dahi sonuca gitmek mümkündür.
Dinlenen bordro tanığı … komşu iş yeri tanıkları…davacı iddiasını doğrulayarak davacının 1982-2005 tarihleri arasında aralıksız çalıştığını bildirmişlerdir.Her ne kadar bilirkişi tarafından düzenlenen raporda davacının 8.9.1994 tarihine kadar öğrenci olduğu lise 1.sınıftan bu tarihte tasdikname alarak okuldan ayrıldığı dolayısıyla davacının iddia edilen dönemde çalıştığını isbat edemediği bildirilmiş ise de dosyada yer alan Ezine İlçe Milli Eğitim Müdürlüğünün 30.10.2006 tarihli yazısından Ezine Çok Proğramlı Lisesinden Lise 1.sınıf öğrencisi iken 8.9.1984 tarihinde tasdikname alarak ayrıldığı dolayısıyla bilirkişi tarafından davacının 8.9.1994 tarihine kadar öğrenci olduğuna ilişkin tesbitin maddi hataya dayandığı açıktır.
Yapılacak iş; Ezine İlçe Milli Eğitim Müdürlüğünden davacının Ezine Çok Programlı Liseye hangi tarihte kayıt olduğu ve okula devam süreleri sorularak,öğrencilik dönemleri dışlanmak suretiyle ve 506 Sayılı Yasanın (G) bendi ve Geçici 54.maddesi gereğince “01.04.1981 tarihinden sonra ve 18 yaşını doldurmadan önce malullük,yaşlılık ve ölüm sigortalarına tabi olanların sigortalılık süresi 18 yaşını doldurdukları tarihte başlar ancak, bu tarihten önceki süreler için ödenen malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primleri prim ödeme gün sayıları hesabına dahil edilir” hükmü uyarınca davacının 11.4.1966 doğumlu olduğu gözetilerek davacının sigortalılık başlangıcı ve bildirilmeyen süreler tesbit edilerek oluşacak sonuca göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözönünde bulundurulmaksızın hak düşürücü süre ile ilgili hatalı değerlendirme yapılarak yazılı gerekçelerle kurulan hüküm usule ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine,5.11.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.