Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2008/3163 E. 2008/4797 K. 23.10.2008 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/3163
KARAR NO : 2008/4797
KARAR TARİHİ : 23.10.2008

MAHKEMESİ :Denizcilik İhtisas Mahkemesi

Taraflar arasındaki rücuen tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı vekili, müvekkili şirkete kasko sigortalı … plakalı aracın davalıların ilgilisi bulundukları geminin elverişli olarak sefere çıkarılmamış olması ve gemi adamları üzerindeki denetim-gözetim yükümlülüğünün yerine getirilmemiş olması nedeniyle çıkan yangında yanarak ve batarak hasarlandığını ve hasar bedelinin sigortalılarına ödendiğini açıklayarak, 42.000,00 YTL tazminatın ödeme tarihinden itibaren ticari reeskont faizi ile davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, gemide meydana gelen yangının geminin elverişsizliğinden veya taşıyanın şahsi kusurundan meydana gelmemiş olması nedeniyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece yazılı şekilde karar verilmiş ise de; Türk Ticaret Kanununun Dördüncü faslını teşkil eden (Deniz Ticaret Mukaveleleri)’nin 1. kısmındaki Eşya Taşıma (navlun) mukavelelerinin birinci ayırımındaki umumi hükümler bölümünde yer alan 1019. maddesi hükmüne göre, taşıyanın; geminin denize, yola ve yüke elverişli olmamasından dolayı taşıtana karşı sorumlu olacağı belirtilmiş olup, aynı faslın üçüncü ayırımında yer alan 1061. maddesinde de, genel olarak taşıyanın malların teslim alınışından teslim edilecekleri ana
../…
kadar bunların ziya ve hasarı yüzünden doğacak zararlardan sorumlu tutulacağı belirlenmiş, devamı olan 1062. fıkrasında ise, zararın yangın neticesi olduğu takdirde taşıyanın yalnızca kendi kusurundan sorumlu olacağı belirtilmiş bulunmaktadır. Yine yukarda anılan 1019 ve 1061. maddelerde taşıyanın hangi hallerde sorumluluktan kurtulacağı belirlenmiş, diğer bir deyişle, kurtuluş beyyinesi getirilmiştir.
Dava konusu olayda da, davacının sigortalısına ait aracın taşınmak üzere donatan, taşıyan ve gemi kaptanı sıfatlarını taşıyan davalıların ilgilisi bulundukları gemiye yüklendiği ve yolculuk sırasında makine dairesinde çıkan yangın ve geminin batması sonucunda davacının sigortalısına ait aracın da yanıp batarak ziyaa uğramış bulunduğu anlaşılmaktadır. Davalılar vekili, savunmasında geminin denize, yola ve yüke elverişli olduğunu açıklamış ve kurtuluş beyyinesinden yararlanmak amacıyla da geminin denize, yola ve yüke elverişli olduğuna ilişkin belgelerini ibraz etmiş bulunmaktadır.
Yangın, gemi adamlarının geminin yolculuğunun başında denize, yola ve yüke elverişli olmasına gereği gibi özen gösterilmemiş olmasından kaynaklanmışsa, bundan kural olarak taşıyan sorumludur. Aksini kanıtlamak yani, TTK’nun 1019/2 ve 1062/2. maddesindeki kurtuluş beyyinesinden yararlanma konusundaki ispat külfeti ise, taşıyana ait bulunmaktadır. Her ne kadar, yukarda da değinildiği gibi davalılar bu bakımdan geminin denize, yola ve yüke elverişli olduğuna ilişkin belgelerini ibraz etmiş ise de, TTK’nun 817. maddesi uyarınca ilgili makamlardan alınan bu tür belgeler, anılan maddenin gerekçesinde de açıkça belirtildiği gibi bu konuda sadece birer karine teşkil ederler. Taşıyan, gemisinin denize ve yola elverişli olduğu konusunda TTK’nun 20/2 ve 1019. maddesi uyarınca, kanun ve navlun mukavelesi gereği yapmakla yükümlü olduğu işleri azami dikkat ve özenle yapmaya zorunlu olduktan başka, ayrıca, özen borcu icabı yapılması gerekli diğer tüm işleri de yapmaya mecburdur. İşte sırf bu özen borcunun gereği gibi yapılmamasından doğacak zararlardan taşıyıcı sorumlu olacaktır. Sadece geminin denize, yola ve yüke elverişli olduğuna ilişkin belgenin ibrazı, taşıyanı bu özen borcunu gereği gibi yerine getirdiğini kabulü için yeterli bir delil olarak kabulü mümkün değildir. Taşıyan bu özen borcunun usulü dairesinde fiilen ifa edildiğini ayrıca kanıtlamak zorundadır. Taşıyan, yukarıda da belirtildiği gibi, ancak bu özen borcunu usulü dairesinde ifa edilmiş

olduğu halde ve buna rağmen görülememiş bir eksiklik veya hata var ise işte ancak bu halde sorumluluktan kurtulabilecektir. (Bütün bu hususlar için Prof. T. Çağa, Deniz Ticaret Hukuku, Cilt II. İst. 1979, s. 194-195; Dr. B. Sözer, Taşıyanın Gemiyi Sefere Elverişli Halde Bulundurmak Borcu, Ankara-1975).
Davalılar vekili delil listesinde özen borcunun yerine getirildiği hakkında geminin başlangıçta denize, yola ve yüke elverişlilik belgelerine ve gemi adamlarının da asgari emniyet belgelerine uygun personel oldukları savunmasına dayanmış, kendisine düşen kurtuluş beyyinesi bakımından ispat külfetini tam olarak yerine getirmiş değildir. O halde, davalılardan bu konudaki delilleri sorularak ve mevcut yasal düzenlemeye göre meydana gelen yangında ve oluşan zararda davalıların özen borçlarını tam olarak yerine getirip getirmedikleri ve gemi adamlarının geminin sevki veya teknik idaresindeki kusurundan da kaynaklanıp kaynaklanmadığı yönünden gerekirse aynı ya da yeniden oluşturulacak bilirkişi kurulundan yeniden rapor alınarak ve dosyada mevcut bütün deliller birlikte değerlendirilerek varılacak sonuca göre bir karar vermek gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır.
SONUÇ:Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile hükmün davacı taraf yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 23.10.2008 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.