YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/4507
KARAR NO : 2007/443
KARAR TARİHİ : 15.02.2007
C.Savcılığı No :2006/172396
-K A R A R-
Ödeme şartını ihlal suçundan sanık ….. hakkında yapılan yargılama sonunda; 3 aya kadar tazyik hapsi ile cezalandırılmasına dair İSTANBUL 8. İcra Ceza Mahkemesinden verilen 01/12/2005 gün ve 4255 esas 3862 karar sayılı kararını yapılan itirazın reddine ilişkin İstanbul 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 27/02/2006 tarihli ve 2006/58 değişik iş sayılı kararını kapsayan dosy tetkik olundu.
CMK’nun 309.maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü ifadeli 07/07/2006 gün ve 31598 sayılı yazılı emirlerine müsteniden ihbar ve evrak Yargıtay C.Başsavcılığının 11.08.2006 gün ve 2004/172396 sayılı tebliğnamesi ile dairemize gönderilmekle incelendi ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Yazılı emre dayanan ihbarnamede; tüm dosya kapsamına göre, Dosya kapsamına göre; İstanbul 13. Ticaret Mahkemesinin 01/11/2005 tarihli ve 2005/965 sayılı ihtiyati tedbir kararı ile sanığın sorumlusu olduğu şirket hakkında yapılan icra takipleri, yapılacak icra takipleri, ihtiyati haciz, ve tedbir uygulamalarını, takas, mahsup hapis ve temlik uygulamalarının durdurulmasına karar verilmiş olması karşısında sanığın beraaına karar verilmesi gerektiği gözetilmeksizin,
Kabule göre de; sanığın ödeme şartını ihlal eyleminden dolayı 3 aya kadar tazyik hapsi ile cezalandırılmasına karar verilmiş ise de, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun “Hükmün gerekçesinde ve hüküm fıkrasının içereceği hususlar” başlıklı 232. maddesinin 6. fıkrasında “Hüküm fıkrasında, 223 üncü maddeye göre verilen …. ceza miktarının…tereddüde yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesi gerekir” şeklindeki düzenleme karşısında mahkemesince infazda tereddüt oluşturacak şekilde mahkumiyete esas sürenin net olarak belirtilmesi gerektiği dikkate alınmaksınız, itirazın kabulü yerine reddine karar verilmesinde isabet görülmediği belirtilerek anılan hükmün 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309.maddesi uyarınca bozulması lüzumuna işaret edilmiştir.
Kanun yararına bozmaya dayanan ihbarnamede ileri sürülen sanığın beraatı gerektiği yönündeki düşünce yerinde görüldüğünden İstanbul 5.Ağır Ceza Mahkemesinin 27/02/2006 tarih ve 2006/58 değişik iş sayılı kararının KALDIRILMASINA, İstanbul İcra Ceza Mahkemesinin 01/12/2005 tarih ve 2005/4255 esas 2005/3682 karar sayılı kararının BOZULMASINA, CEZANIN KALDIRILMASINA, sanığın BERAATİNE,
Tazyik hapsinin süresine yönelik kanun yararına bozma istemine gelince; disiplin ve tazyik hapsinin bir “hapis” cezası olmadığı, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu 2. maddesinde tanımlanan “disiplin hapsi” kavramı içinde kaldığı ve kısmi bir düzeni korumak amacıyla getirildiği, kişinin kendisinden beklenen yükümlülüğü yerine getirdiği takdirde de serbest kalacağı düzenlendiğine göre belirli bir süreye kadar disiplin ve tazyik hapsine karar verilmesi 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu 232/6. maddesine aykırılık teşkil etmemektedir. Bu açıdan kanun yararına bozmaya dayanan ihbarnamede ileri sürülen bu düşünce yerinde görülmediğinden anılan husustaki kanun yararına bozma talebinin REDDİNE, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay C.Başsavcılığına TEVDİİNE, 15.02.2007 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.