YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/15038
KARAR NO : 2009/15572
KARAR TARİHİ : 24.11.2009
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, murisinin kuruma yaptığı askerlik borçlanması talebinin geçerli olduğunun tesbitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Davacı, davalı …’un 08.01.2006 tarihli işleminin iptaliyle, davacının murisi …’ın askerlik borçlanma talebinin geçerli olduğunun tesbitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş ise de, bu sonuç usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır.
Davacının murisi …, 29.07.1985 tarihli giriş bildirgesine istinaden vergi kaydı nedeniyle 15.04.1983 tarihinden itibaren esnaf … sigortalısı olarak tescil edilmiş ve vergi kaydının sona erdiği 01.12.1984 tarihi itibariyle esnaf … sigortalılığı sona erdirilmiştir.
01.07.1917 doğumlu olan muris …, 27.02.1985 ve 10.04.1985 tarihli dilekçelerine istinaden ödemiş olduğu primleri 30.11.1985 tarihinde yaşlılık toptan ödemesi olarak geri almış ve 08.09.1986 tarihinde de vefat etmiştir.
Davacı, 26.12.2006 tarihli dilekçesi ile murisi …’ın 12.02.1941-12.11.1943 tarihleri arasında yaptığı askerlik süresini borçlanma talebinde bulunmuş, Kurum tarafından murisin ödemiş olduğu primleri yaşlılık toptan ödemesi olarak geri alması nedeni ile … sigortalılığı bulunmadığı gerekçesiyle davacının askerlik borçlanması talebi reddedilmiştir.
1479 sayılı Yasa’nın 39. maddesinde yaşlılık sigortasından toptan ödeme ve hizmet ihyası düzenlenmiş olup, ölüme bağlı toptan ödeme ve ihya ile ilgili bir düzenleme bulunmamaktadır. 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 36. maddesine göre, 4. maddenin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentleri kapsamındaki sigortalılar ile bu Yasa’ya göre ilk defa aynı maddenin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında sigortalı olanlardan ölen sigortalıların hak sahiplerine ölüm aylığı bağlanamaması durumunda, ölüm tarihi esas alınmak kaydıyla 31. maddenin birinci fıkrasına göre hesaplanan tutar, 34. madde hükümleri dikkate alınarak hak sahiplerine toptan ödeme şeklinde verilir. Hak sahiplerine yapılacak toptan ödemenin toplamı, sigortalıya yapılacak toptan ödeme tutarını geçemez. Bu sınırın aşılmaması için gerekirse hak sahiplerinin hisselerinden orantılı olarak indirim yapılır. Toptan ödeme yapıldıktan sonra artan tutar olursa sigortalının ölümünden sonra doğan veya soy bağı düzeltilen veya babalığı hükme bağlanan çocuklarına da bu madde hükümlerine göre toptan ödeme yapılır. Bu Yasa’ya göre toptan ödeme yapılarak tasfiye edilmiş süreler, borçlanılarak veya yurt dışı hizmetleri birleştirilerek ya da sonradan hizmet tespiti nedeniyle hak kazanılan sürelerin eklenmesi suretiyle ölüm sigortasından yararlanmak için gerekli prim ödeme gün sayısının tamamlanması halinde, hak sahiplerinin yazılı isteği üzerine 31. maddenin ikinci fıkrasına göre ihya edilir. Yukarıdaki süreler, ihya edilen süreye ilişkin tutar dahil her türlü borçların ödendiği tarihi takip eden ay başı itibarıyla bu Yasa’ya göre aylık bağlanmasında dikkate alınır.
5510 sayılı Yasa’nın Geçici 5. maddesinde ise, toptan ödeme ve ihya geçiş hükümleri düzenlenmiş olup, anılan madde gereğince, bu Yasa’nın 4. maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentleri kapsamındaki sigortalılar için bu Yasa’ya göre yapılacak toptan ödemelerin, bu Yasa’nın yürürlüğe girdiği tarihten önceki hizmet sürelerine ait bölümü, bu Yasa ile bazı maddeleri yürürlükten kaldırılan ilgili yasa hükümlerine göre bu Yasa’nın yürürlük tarihi itibarıyla hesaplanarak, bu Yasa’nın yürürlüğe girdiği tarih ile toptan ödemenin yapılmasına ilişkin yazılı istek tarihine kadar geçen yıllar için her yılın güncelleme katsayısı ile çarpılarak bulunan tutar, bu Yasa’nın yürürlüğe girdiği tarihten sonraki süreler için bu Yasa’ya göre hesaplanan toptan ödeme tutarına ilâve edilerek ödenir.
Bu Yasa’nın 4. maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentleri kapsamındaki sigortalılar için bu Yasa’nın yürürlüğe girdiği tarihten önce toptan ödeme yapılarak tasfiye edilen hizmetlerin 31., 36. ve 41. maddelere göre ihyasında veya borçlanılmasında, bu Yasa’nın yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla bu Yasa ile bazı maddeleri yürürlükten kaldırılan ilgili Yasa hükümlerine göre hesaplanan tutarı, bu Yasa’nın yürürlüğe girdiği tarih ile ihya talebine ilişkin yazılı istek tarihi arasında geçen yıllar için, her yılın güncelleme katsayısı ile çarpılarak bulunan değeri dikkate alınır.
Sigortalının yararlanabildiği ihya hükümlerinden hak sahipleri de yararlanabileceğinden, 5510 sayılı Yasa’nın 36. maddesine göre, davacı, murisinin toptan ödeme yapılarak tasfiye edilmiş sürelerini, borçlanılarak veya yurt dışı hizmetleri birleştirilerek ya da sonradan hizmet tesbiti nedeniyle hak kazanılan sürelerin eklenmesi suretiyle ölüm sigortasından yararlanmak için gerekli prim ödeme gün sayısının tamamlanması halinde, yazılı istekte bulunarak ihya edebilir.
Dava konusu olayda, davacının murisinin 12.02.1941-12.11.1943 tarihleri arasında 2 yıl 9 ay askerlik süresi ile 15.04.1983-01.12.1984 tarihleri arasında primleri muris tarafından yaşlılık toptan ödemesi olarak geri alınmış olan 1 yıl 7 ay 16 gün esnaf … sigortalılığı mevcut olup, toplam 4 yıl 4 ay 16 gün hizmeti bulunmaktadır.
Öte yandan, 1479 sayılı … Kanunu’nun ölüm aylığı şartlarını düzenleyen 41. maddesinde “üç tam yıl” sigortalılık koşulu, 04.10.2000 tarihli 619 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile “beş tam yıl” olarak değiştirilmiş, anılan Kararname Anayasa Mahkemesi’nin 26.10.2000 tarihli kararı ile iptal edilmiş, iptal hükmü 08.08.2001 tarihinde yürürlüğe girdikten sonra, 24.07.2003 kabul tarihli 4956 sayılı Yasa, 02.08.2003 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanmıştır. Anılan Yasa’nın 21. maddesi ile 1479 sayılı Yasa’nın 41. maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (d) bentlerinde yazılı olan “üç tam yıl” ibareleri “beş tam yıl” olarak değiştirilmiş olup, Yasa’nın yürürlüğüne ilişkin 57. maddesinin (b) bendinde “yasanın diğer hükümlerinin 08.08.2001 tarihinden geçerli olmak üzere yayımı tarihinde yürürlüğe gireceği” açıkça hükme bağlanmıştır. 1479 sayılı Yasa’nın 41. maddesini değiştiren 21. maddesi 08.08.2001 tarihinden itibaren yürürlüğe girecek maddeler içinde yer almaktadır. Ne var ki, Anayasa Mahkemesi’nin 24.06.2004 gün ve 2004/18-89 sayılı kararı ile ölüm aylığına hak kazanma şartını 08.08.2001 tarihinden geçerli olmak üzere “beş tam yıl” olarak düzenleyen 4956 sayılı Yasa’nın yürürlük tarihine ilişkin 57. maddesinin (b) bendinin, 1479 sayılı Yasa’nın 41. maddesinin birinci fıkrasının, 4956 sayılı Yasa’nın 21. maddesi ile değiştirilen (a) bendi yönünden Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiş, iptal kararı Resmi Gazete’de yayımlandığı 23.11.2004 tarihinden başlayarak altı ay sonra 23.05.2005 tarihinde yürürlüğe girmiştir. İptal kararının yürürlüğe girmesinden sonra Yasa koyucu tarafından son olarak 02.07.2005 tarih ve 5389 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un 4. maddesi ile 4956 sayılı Yasa’nın yürürlüğe ilişkin 57. maddesinin (a) bendine “1479 sayılı Kanunun 7. maddesinin, ikinci fıkrası, 19”
ibaresinden sonra gelmek üzere “21”, ibaresi eklenmiş ve aynı Yasa’nın yürürlüğe dair 5. maddesinde, anılan 4. maddenin 02.08.2003 tarihinden geçerli olmak üzere yayımı tarihinde yürürlüğe gireceğini düzenlenmiştir. Kural olarak yasalar, yürürlüğe girdikleri andan itibaren hukuksal sonuçlarını doğurmaya başlar ve yürürlükte oldukları dönemdeki uyuşmazlıklara ve görülmekte olan davalara uygulanır. Ne var ki, yasaların yürürlük tarihinden önceki olaylara da uygulanacağı yönünde açık hüküm bulunması veya öğreti ile Yargıtay uygulamasında kabul edilmiş olan istisnalardan birinin varlığı halinde henüz kesinleşmemiş uyuşmazlıklara da yeni yasa uygulanmalıdır.
Öte yandan, sosyal güvenlik, sosyal hukuk devleti kavramının temel unsurlarındandır. Sosyal güvenliğin varlık amacı, tehlikeye ve yoksulluğa düşen birey için asgari bir güvence sağlamaktır. Davaya konu uyuşmazlığın yasal dayanağını oluşturan düzenlemeler, sosyal güvenlik mevzuatı içinde yer aldıklarından, uyuşmazlığın çözümünde sosyal güvenlik hukukunun ilkeleri de gözetilmelidir. Sosyal güvenlik alanında oluşturulacak tüm kuralların, özde sosyal hukuk devleti anlayışına uygun olması zorunludur. Sosyal güvenliğin tanımlanan niteliği dikkate alındığında, “beş tam yıl” sigortalılık koşulu yönünden, 4956 sayılı Yasa’nın 21. maddesi ile 1479 sayılı Yasa’nın 41. maddesindeki “üç tam yıl” ibareleri “beş tam yıl” olarak değiştirilmiş ve yürürlüğe ilişkin 57. maddesi ile bu hükmün 08.08.2001 tarihinden geçerli olmak üzere yayımı tarihinde yürürlüğe girdiği ve ayrıca 5389 sayılı Kanunun 4. maddesi ile 4956 sayılı Yasa’nın 57. maddesinin (a) bendine “21” ibaresinin eklenmesi ile “beş tam yıl” düzenlemesinin, 5389 sayılı Yasa’nın 4. maddesi ile 02.08.2003 tarihinden geçerli olmak üzere yayımı tarihinde yürürlüğe girdiği açıktır (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 24.12.2008 gün ve E:2008/21-787, K:2008/786 sayılı kararı).
Somut olayda, davacının murisinin 08.09.1986 olan ölüm tarihi itibariyle ölüm aylığı bağlanabilmesi için “üç tam yıl” sigortalılık süresi şartı yürürlüktedir.
Mahkemece yapılacak iş, murisin 15.04.1983-01.12.1984 tarihleri arasındaki primleri sağlığında yaşlılık toptan ödemesi olarak geri alınmış olan 1 yıl 7 ay 16 gün esnaf … sigortalılığını 5510 sayılı Yasa’nın 36. ve Geçici 5. maddelerine göre ihya ettirmek için Kuruma başvuruda bulunması, giderek dava açması yönünde davacıya süre vermek ve ihya davası bu dava için bekletici mesele yapılarak sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 24.11.2009 gününde oybirliği ile karar verildi.