Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2009/11575 E. 2009/15555 K. 24.11.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/11575
KARAR NO : 2009/15555
KARAR TARİHİ : 24.11.2009

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle 31.189.93TL maddi tazminatın yasal faiziyle birlikte davalı alınarak davacıya verilmesine ilişkin hükmün süresi içinde temyizen incelenmesi davacı vekilince istenilmesi ve de duruşma talep edilmesi üzerine, dosya incelenerek, işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 03.03.2009 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davacı vekili Avukat ……geldi. Karşı taraf adına kimse gelmedi. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan Avukatın sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek bırakılan günde Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R

1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere temyiz edenin sıfatına göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava 16.03.2001 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu % 9 oranında sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının bakiye maddi tazminat ile manevi tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece davacının maddi tazminat isteminin kabulüne, davalı tarafça sunulan ibraname içeriğine göre manevi zararın giderildiğinden bahisle manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiş ve bu karar davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacının İstanbul 1.İş Mahkemesinin 2003/59E, 2006/671K sayılı dosyasında maddi tazminat istemli olarak kısmi dava açtığı, bu davada da davalı işverenin ibranamenin varlığını ileri sürdüğü ve mahkemece bu savunmaya itibar edilmeyerek taleple bağlı kalınarak 500,00TL maddi tazminata karar verildiği, verilen kararın davalı işverenin temyizi üzerine Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiği uyuşmazlık konusu değildir. Uyuşmazlık, kısmi davada değerlendirilerek kesinleşen hususların ek davada yeniden değerlendirilmesinin mümkün bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
Kısmi davanın tamamen kabulü ile bu davanın dayandığı hukuki münasebetin varlığı ve dolayısıyla davalının sorumluluğu kesinleşen hükümle tespit edilmektedir. Dolayısıyla kısmi davanın tespite ilişkin bu bölümü aynı taraflar arasında ve aynı sebebe dayalı olarak görülmekte olan ek davada kesin delil teşkil eder. Kesin delil bulunan konularda ise hakimin bu yönün doğruluğunu tekrar araştırma ve inceleme konusu yapmasına hukuken olanak yoktur.
Somut olayda kısmi davada davalının ibranamenin varlığına ilişkin savunmasına itibar edilmeksizin karar verilmiş ve bu yönleri de amaçlayan davalı temyiz itirazları reddolunarak kararın onanması ile Yargıtay denetiminden de geçerek kesinleşmiştir. Hal böyle olunca geçerli bir ibranamenin bulunmadığı, ön mesele olarak kısmi davada değerlendirilerek kesinleştiği göz ardı edilerek, kesinleşen bu durumun HUMK 295.maddesine aykırı olarak ek davada yeniden değerlendirilmesi ve geçerli bir ibranamenin bulunduğunun kabulü ile sonuca gidilmesi hatalı olmuştur.
Yapılacak iş kısmi davada kesinleşin olguların yeniden değerlendirilemeyeceği göz önünde tutularak davacı yararına uygun bir manevi tazminata karar vermekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, davacı yararına takdir edilen 625.00 TL. duruşma Avukatlık parasının karşı tarafa yükletilmesine, 24.11.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.