YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/2207
KARAR NO : 2022/7517
KARAR TARİHİ : 15.11.2022
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, Mahkemece davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar, bir kısım davalılar vekilleri tarafından süresinde duruşma istekli ve davacılar vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; duruşma günü olarak saptanan 15/11/2022 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalı … vekili Avukat …, davalı … vekili Avukat … ile diğer temyiz eden davacılar … vekili Avukat … geldiler. Davetiye tebliğine rağmen davacı … ve diğerleri gelmedi. Yokluklarında duruşmaya başlandı, gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelenerek gereği görüşüldü:
I. DAVA
Asıl ve birleştirilen davada davacılar; mirasbırakanlarından intikal eden 206 ada 11 parsel sayılı taşınmazın ifraz işlemlerinin yapılması, ifraz için doğacak masrafların karşılanması bakımından müfrez parsellerden ikisinin satışı konusunda davalılardan ….’i vekil tayin ettikleri, 206 ada 11 parsel sayılı taşınmazın ifrazından oluşan 33 parselden 305 ada 4 ve 5 parselin dava dışı kişiye masrafların karşılanması için satıldığını, bu konuda bir ihtilaf bulunmadığını, ancak diğer müfrez parseller ile 21 ada 5 parsel sayılı taşınmazın davalı … tarafından vekâlet görevi kötüye kullanılmak suretiyle muvazaalı olarak kardeşi olan davalı … ’na temlik edildiğini, onun da kısa aralıklarla gerçekleştirilen temliklerle bir kısım taşınmazı diğer davalılara devrettiğini, el ve işbirliği içinde hareket ettiklerini, temliklerin bedelsiz yapıldığını ileri sürerek, tapu iptal tescile karar verilmesini istemişler, aşamada davacılardan Meral Şan ölmüş olup mirasçıları davaya dahil olmuşlardır.
II. CEVAP
Asıl ve birleştirilen davalarda davalılar, iddanın doğru olmadığını, iyiniyetli hareket ettiklerini belirterek, davanın reddini savunmuşlardır.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemece, iddianın kanıtlanamadığı gerekçesiyle asıl ve birleştirilen davaların reddine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
1. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleştirilen davada davacılar vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur.
2. Bozma Kararı
Dairece, davanın vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuksal nedenine dayalı tapu iptal ve tescil istemine ilişkin olduğu, dosya içeriğinden toplanan delillerden davacıların ortak mirasbırakanı …’ dan intikal eden 206 ada 11 parsel sayılı taşınmazın davacıların çeşitli tarihlerde verdikleri vekaletnameler ile vekil olan davalı … tarafından 33 ayrı parsele ifraz edildikten sonra temlike tabii kılındığı, halen 304 ada 2′ de 17′ ye kadar parsel sayılı taşınmazların davalı … adına kayıtlı olduğu, çekişme konusu diğer taşınmazların yargılama öncesi ve yargılama aşamasında birden fazla el değiştirerek dava dışı üçüncü kişilere intikal ettirildikleri, eksikliğin giderilmesi yolu ile getirilen kayıtlara göre davalı … adına kayıtlı taşınmaz bulunmadığı, davacıların 11 parsel sayılı taşınmazdan ifraz edilen parsellerin vekil … tarafından davalı ve dava dışı üçüncü kişilere temlikinin vekalet görevinin kötüye kullanılması sureti ile gerçekleştirildiğini ileri sürerek dava açtıkları, mahkemece hükme yeterli eksiksiz bir soruşturma yapılmadığı ayrıca Emral ve Meral Aktaş’ ın dava dilekçesinde davalı olarak belirtildikleri, fakat dava kendilerine bildirilmeden ve davada yer almaları sağlanmadan davanın görüldüğü, yine yargılama aşamasında el değiştiren taşınmazlar yönünden HUMK’nın 186. maddesinde ön görülen işlemlerin yerine getirilmesi ondan sonra temlik işlemlerin vekalet görevi kötüye kullanılmak sureti ile gerçekleştirilip gerçekleştirilmediğinin açıklığa kavuşturulması ve sonucuna göre bir hüküm kurulması gerektiği yöntemine uygun taraf teşkili sağlanmadan eksik soruşturma ile yetinilerek yazılı olduğu üzere karar verilmesinin yersiz olduğu gerekçesi ile Mahkeme kararı bozulmuştur.
3.Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemece, davalı …’nun vekalet görevini kötüye kullanmak suretiyle dava konusu taşınmazları kardeşi diğer davalı …’na temlik ettiği, davalı …’nun ablası olan …’nun vekalet yetkisinin içeriğinden ve davalı …’nun gerçek niyetinden haberdar olmamasının mümkün olmadığı gerekçesi ile davalı … adına kayıtlı 304 ada 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12, 13, 14, 15, 16 ve 17 parsel sayılı taşınmazlar yönünden davanın kabulüne, diğer davalılar …, …, …, , …, …, …, …, ve …’nın TMK’nın 1023. maddesi uyarınca iyiniyetli oldukları gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
4. Bozma Sonrası Mahkeme Kararına Karşı Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
5. İkinci Bozma Kararı
Dairece, “…çekişmeye konu taşınmazların Varto gibi küçük bir yerleşim yerinde bulundukları, kök malikinin tüm ilçede bilindiği, temliklerin kısa aralıklarla gerçekleştirildiği, gerek vekil gerekse kardeşi … tarafından taşınmazların defalarca adlarına tescilinin gerçekleştirildiği, vekil … tarafından yapılan ilk temliki işlemin 17/01/2003 tarihli olduğu daha sonra 28/01/2003 tarihinde boşanma davası açtığı, davacıların ilk açtığı 05/03/2003 tarihli tapu iptal ve tescil davasının reddine ilişkin 18/12/2003 tarihli karar üzerine davalılar … ve …’nun talebi üzerine taşınmazlar üzerindeki ihtiyati tedbir kararının 02/04/2004 tarihinde kaldırılması ile temliklerin yapılmaya başlandığı, mahallinde yapılan uygulama neticesinde alınan bilirkişi raporu içeriğinden taşınmazların akit tarihindeki gerçek değerleri ile resmi akitte gösterilen
bedelleri arasında aşırı fark bulunduğu, diğer taraftan davacı tanıklarından….’un “…. vekâletnamenin satış yapılması için verilmediğini, parselasyon yapılması için verilen vekâletin satış için kullanıldığını, taşınmazları satacağını ve sonra boşanma davası açacağını daha önceden ifade ettiğini, davalılardan …’in vekil …’nun birlikte yaşadığı kişi olduğunu ve alım gücünün bulunmadığını, diğer temliklerin de bedelsiz gerçekleştirildiğini”, tanık …..’ın “….taşınmazları devralan …’i taşınmazların … mirasçılarına ait olduğunu, alım gücü olmadan adına tescil ettirmesinin doğru olmadığını söylememiz üzerine taşınmazları tekrar … ve kardeşi …’e devretti, onlarda üçüncü kişilere devretmeye başladıklarında, ‘da tüm eş, dost ve tanıdıklara bu yerleri satın almamalarını söyledik, Varto küçük bir yer , tüm Varto halkı bu haksız satışlardan haberdardı” tanık …’nın, “….kayıt maliklerinden …’ı satın alma aşamasında uyardıklarını, ” ifade ettikleri dosya kapsamı ile sabittir. O hâlde; belirtilen bu olgular karşısında, vekil ile son kayıt maliki davalıların el ve işbirliği içinde hareket ettikleri, davacıların zararlandırıldıkları, diğer bir söyleyişle vekalet görevi kötüye kullanıldığı gibi ara malik ve son kayıt maliklerinin 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 1023. maddesi koruyuculuğundan yararlanamayacakları sonucuna varılmaktadır. Hâl böyle olunca; müfrez 305 ada, 1,2,3,6,7,8,9 ve 10 parsel sayılı, müfrez 306 ada, 1,2,3,4, 5 ve 6 parsel sayılı ve 21 ada, 5 parsel sayılı taşınmazlar bakımından da davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu üzere karar verilmiş olması doğru değildir. ’’ gerekçesi ile Mahkeme kararı bozulmuştur.
6.Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Üçüncü Karar
Mahkemece, bozma kararındaki gerekçeler benimsenmek suretiyle asıl ve birleştirilen davaların kabulüne karar verilmiştir.
7. Bozma Sonrası Mahkeme Kararına Karşı Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar ve bir kısım davalılar vekilleri vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
8. Temyiz Nedenleri
8.1. Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalı … adına kayıtlı taşınmazlar yönünden davalı … vekilinin Mahkemenin 2006/3 Esas sayılı kararını temyiz ettiğini ancak dosyanın nispi temyiz harcının yatırılması için geri çevrildiğini, bunun üzerine anılan vekil tarafından harcın ikmal edilmediğini ve ek karar ile davalı … yönünden kararın temyiz edilmemiş sayılmasına karar verildiğini, dolayısıyla davalı … yönünden kabul kararının kesinleştiğini ve kararın infazı için Tapu Müdürlüğüne yazı yazıldığını, Mahkemece bu husus göz ardı edilerek anılan taşınmazlar yönünden yenide hüküm kurulduğunu belirterek, kararın bu kısmının düzeltilerek onanmasını talep etmiştir.
8.2. Davalılar… ve …. vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalıların iyiniyetli olduklarını, dava konusu taşınmazları bedelini ödemek suretiyle satın aldıklarını, iddia edilen olaylardan haberdar olmadıklarını, davacıların satış suretiyle temlik ettikleri taşınmazları geri almaya çalıştıklarını, davacıların yakın akrabalarının beyanları üzerinden kabul kararı verildiğini, dava konusu taşınmazları kullanmaya devam ettiklerini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
8.3. Davalı … Şirin mirasçısı … temyiz dilekçesinde özetle; davalı … Şirin’in dava konusu taşınmazı davalı …’dan devraldığını, davalı …’na temlik ettiğini, kötüniyetli hareket etmediğini, diğer davalılar gibi taşınmazı uhdesinde tutmadığını, davacıları zarara uğratmadığını, davalı …’in bu yöne ilişkin beynalarından da bu hususun anlaşıldığını, davalı … Şirin’e husumet yöneltilemeyeceğini, davalının ölümünden sonra mirasçılarının usulünce davaya dahil edilmediklerini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
8.4. Davalı … vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalının usulüne uygun düzenlenmiş vekaletname ile petrol ofisine yakın taşınmazları satın aldığını, davalı …’ün de benzer şekilde beyanda bulunduğunu, satış bedellerinin elden ödendiğini, eldeki davanın boşanma kararından sonra kötüniyetle açıldığını, davacıların sadece masrafları karşılamak amacıyla bir kısım taşınmazın satışı için vekaletname düzenlendiği iddiasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, vekaletnamede tüm taşınmazlar için satış yetkisi bulunduğunu, dosyada vekil ile son kayıt maliki davalıların el ve işbirliği içinde hareket ettiklerine dair delil bulunmadığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
8.5. Davalı …,ve …. ve …. vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalı …’nun dava konusu taşınmazları ilçede el ilanları ile sattığını, varlıklı bir ailenin mensubu olduğunu, petrol istasyonu olduğunu, davacıların satışlardan hemen haberdar olmalarına rağmen tapu kayıtlarına şerh ya da tedbir koydurmadığını, davalıların Varto’da yaşamadıklarını, davalı …’in Varto’da yaşadığını, iyiniyetli olduklarını belirterek, kararın bozulmasını talep etmiştir.
8.6. Davalılar …, … ve davalı … … mirasçısı …’nın temyiz harç ve masraflarını muhtıra tebliğine rağmen 1 haftalık kesin süre içinde yatırmadıklarından temyiz taleplerinin reddine karar verilmiş ve bu karar temyiz edilmemiştir.
9. Gerekçe
9.1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Asıl ve birleştirilen davalar, vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
9.2. İlgili Hukuk
9.2.1. Türk Borçlar Kanunu’nun temsil ve vekalet aktini düzenleyen hükümlerine göre, vekalet sözleşmesi büyük ölçüde tarafların karşılıklı güvenine dayanır. Vekilin borçlarının çoğu bu güven unsurundan, onun vekil edenin yararına ve iradesine uygun davranış yükümlülüğünden doğar. 6098 s. Türk Borçlar Kanunu’nda (TBK) sadakat ve özen borcu, vekilin vekil edene karşı en önde gelen borcu kabul edilmiş ve 506. maddesinde aynen; “Vekil, vekâlet borcunu bizzat ifa etmekle yükümlüdür. Ancak vekile yetki verildiği veya durumun zorunlu ya da teamülün mümkün kıldığı hâllerde vekil, işi başkasına yaptırabilir. Vekil üstlendiği iş ve hizmetleri, vekâlet verenin haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle yürütmekle yükümlüdür. Vekilin özen borcundan doğan sorumluluğunun belirlenmesinde, benzer alanda iş ve hizmetleri üstlenen basiretli bir vekilin göstermesi gereken davranış esas alınır.” hükmüne yer verilmiştir. Bu itibarla vekil, vekil edenin yararına ve iradesine uygun hareket etme, onu zararlandırıcı davranışlardan kaçınma yükümlülüğü altındadır. Vekâletin kapsamı, sözleşmede açıkça gösterilmemişse, görülecek işin niteliğine göre belirlenir. (TBK’nın 504/1) Sözleşmede vekaletin nasıl yerine getirileceği hakkında açık bir hüküm bulunmasa veya yapılan işlem dış temsil yetkisinin sınırları içerisinde kalsa dahi vekilin bu yükümlülüğü daima mevcuttur. Hatta malik tarafından vekilin bir taşınmazın satışında, dilediği bedelle dilediği kimseye satış yapabileceği şeklinde yetkili kılınması, satacağı kimseyi dahi belirtmesi, ona dürüstlük kuralını, sadakat ve özen borcunu göz ardı etmek suretiyle, makul sayılacak ölçüler dışına çıkarak satış yapma hakkını vermez. Vekil edenin yararı ile bağdaşmayacak bir eylem veya işlem yapan vekil değinilen maddenin son fıkrası uyarınca sorumlu olur. Bu sorumluluk BK’de daha hafif olan işçinin sorumluluğuna kıyasen belirlenirken, TBK’de benzer alanda iş ve hizmetleri üstlenen basiretli bir vekilin sorumluluğu esas alınarak daha da ağırlaştırılmıştır.
Vekil ile sözleşme yapan kişi 4721 s. Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 3. maddesi anlamında iyi niyetli ise yani vekilin vekalet görevini kötüye kullandığını bilmiyor veya kendisinden beklenen özeni göstermesine rağmen bilmesine olanak yoksa, vekil ile yaptığı sözleşme geçerlidir ve vekil edeni bağlar. Vekil vekalet görevini kötüye kullansa dahi bu husus vekil ile vekalet eden arasında bir iç sorun olarak kalır, vekil ile sözleşme yapan kişinin kazandığı haklara etkili olamaz.
Ne var ki, üçüncü kişi vekil ile çıkar ve işbirliği içerisinde ise veya kötü niyetli olup vekilin vekalet görevini kötüye kullandığını biliyor veya bilmesi gerekiyorsa vekil edenin sözleşme ile bağlı sayılmaması, TMK’nın 2. maddesinde yazılı dürüstlük kuralının doğal bir sonucu olarak kabul edilmelidir. Söz konusu Yasa maddesi buyurucu nitelik taşıdığından hakim tarafından kendiliğinden (resen) göz önünde tutulması zorunludur. Aksine düşünce kötü niyeti teşvik etmek en azından ona göz yummak olur. Oysa bütün çağdaş hukuk sistemlerinde kötü niyet korunmamış daima mahkum edilmiştir. Nitekim uygulama ve bilimsel görüşler bu yönde gelişmiş ve kararlılık kazanmıştır.
9.2.2. 6100 sayılı HMK’nın 297/2. maddesinde “Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir” düzenlemesi yer almaktadır.
9.3. Değerlendirme
9.3.1. Dairenin (IV. 5.) no.lu paragrafta açıklanan ve hükmüne uyulan bozma kararında gösterildiği şekilde işlem yapılarak (IV.6.) no.lu paragrafta yer verilen şekilde karar verilmesinde kural olarak bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Bir kısım davalıların temyiz itirazları yerinde değildir.
9.3.2. Davacıların temyiz itirazına gelince;
Mahkemenin 20/11/2008 tarihli, 2006/3 Esas, 2008/148 Karar sayılı kararında davalı … adına kayıtlı dava konusu 304 ada 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12, 13, 14, 15, 16 ve 17 parsel sayılı taşınmazların tapu kaydının iptali ile davacılar adına tesciline ilişkin verilen kararın davalı vekil … tarafından 01/12/2009 tarihinde maktu harç yatırılmak suretiyle temyiz edildiği, Dairece nispi harcın yatırılması için verilen geri çevirme kararı üzerine nispi harcın süresinde yatırılmadığı saptanmak suretiyle Mahkemece davalının temyiz talebinden vazgeçilmiş sayılmasına ilişkin ek karar verildiği ve anılan ek kararın temyiz edilmediği, diğer taraftan kayıt maliki olan davalı … vekilinin de çekilme isteğinin kararla birlikte asile 26/08/2009 tarihinde tebliğ edildiği, ancak davalı asil … tarafından da kararın temyiz edilmediği, Mahkemece anılan taşınmazlar yönünden 20/11/2008 tarihli kabul kararının 11/09/2009 tarihinde kesinleştiğine ilişkin kesinleştirme şerhi düzenlendiği ve dava konusu 304 ada 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12, 13, 14, 15, 16 ve 17 parsel sayılı taşınmazların aşamada davacılar adına 08.09.2015 tarihinde tescil edildiği anlaşılmakta olup, her dava açıldığı tarihteki fiili ve hukuki duruma göre hükme bağlanır (28/11/1956 tarih ve 15/15 sayılı İBK).
Öte yandan, dava açıldıktan sonra meydana gelen bir nedenle dava konusunun ortadan kalkması halinde işin esası hakkında infaz kabiliyeti olan bir hüküm kurulamamaktadır. Bir başka ifade ile, artık dava konusu edilen talep hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar verilmesine gerek ya da neden kalmıyorsa davanın konusuz kaldığı kabul edilmelidir. Bu durumda; mahkemenin, bir tespit hükmü niteliğinde olmak üzere esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına hükmetmesi gerekmektedir.
Hal böyle olunca, dava konusu 304 ada 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12, 13, 14, 15, 16 ve 17 parsel sayılı taşınmazların aşamada davacılar adına 08.09.2015 tarihinde tescil edildiği gözetilerek anılan taşınmazlar yönünden yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmesi gerekirken, yanılgılı olarak yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.
Ne var ki, bu hususun düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanması gerekmektedir.
V. SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle;
1- Bir kısım davalılar vekillerinin temyiz itirazlarının reddine,
2- Davacıların temyiz itirazının kabulü ile; hükmün 1. fıkrasındaki “304 ada 1-2-3-4-5-6-7-8-9- 10-11-12-13-14-15-16-17 (1 den 17 ye kadar, 1 ve 17 dahil) parsel,” ibaresinin hükümden çıkarılmasına ve 1. fıkraya “TESCİLİNE” kelimesinden sonra gelecek şekilde “Muş ili Varto ilçesi Gümgüm Mah.” 304 ada 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12, 13, 14, 15, 16 ve 17 parsel sayılı taşınmazlar yönünden yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına” cümlesinin yazılmasına, hükmün bu şekliyle 6100 sayılı HMK’nın geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 438/7. maddesi uyarınca DÜZELTİLEREK ONANMASINA, alınan peşin harcın temyiz edenlere geri verilmesine, 03/09/2022 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince gelen temyiz eden davacılar vekili için 8.400,00 TL duruşma vekâlet ücretinin kararı temyiz eden bir kısım davalılardan alınmasına, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 15/11/2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.